bulut gelir sökeye çek eşegi köşeye-arman kırımlı ..

Arman Kırım diyor ki, “Eğer rekabet edebilmek için gerekli olan yeni teknikleri bilmezseniz, eskinin dünyasında kalır ve yeni iş dünyasında yaşama şansını kaybedersiniz. Bilgi seviyenizi artık sürekli olarak artırmak zorundasınız. Yaşamak için başka çareniz yok. Eskiden peder beyin size öğrettikleri ile işi belki yönetebiliyordunuz ama artık bu imkânsız. Sürekli öğrenmeniz, okumanız, kendinizi geliştirmeniz lazım.”

Örnek mi istiyorsunuz? Peder bey zamanında yurdun her köşesinde havanın nasıl olacağı konusunda bilgi veren yerli ve yabancı meteoroloji kanalları mı vardı? Herkes pederden öğrendiği usullerle neler olabileceğini tahmin etmeye çalışır, ona göre pozisyon alırdı. Arman Kırım’ın anlattığına göre, Söke’nin yerlileri sabah sabah tarlaya gitmek için evden çıkarken başlarını yukarı kaldırır, havadaki bulutlara bakarak, olacağı biteceği tahmin eder, birbirlerini uyarırlarmış: “Bulut gelir adaya (Kuşadası’na) çek eşeği odaya/Bulut gelir Söke’ye, çek eşeği köşeye/Bulut gider Aydın’a, bak işine gücüne” derlermiş. Bu tekerlemenin tercümesi şöyle imiş: “Bulutlar eğer Ada’ya (Kuşadası’na )gidiyor ise, gün boyu yağış devam edecek demekmiş. Eşeği ahıra bağlamaktan başka çare olmazmış. Eğer bulutlar Söke’ye geliyor ise, kısa süreli bir yağış olasılığı varmış. Eşeği köşeye çekerek yağışın geçmesini beklemek yeterli olurmuş. Yok bulut Aydın’a doğru yol alıyor ise, bu havanın güneşli olacağını gösterirmiş..”

Öğretici bir kitap

Arman Kırım’ın önceki gün çıkan ve “Bulut Gelir Söke’ye, Sür Eşeği Köşeye” başlığını taşıyan kitabını satın aldım. Kapağını açarak okumaya başlarken Arman Kırım’ın ölüm haberi geldi. (Sistem yayıncılık, Nisan 2011, 294 sayfa, 20 TL.)

Kitabı okudukça, yaratıcı, yenilikçi, çalışkan ve de farklı bir bilim adamını erken kaybetmenin üzüntüsünü giderek daha fazla yaşar oldum. Arman Kırım (1954 Söke) çoğu çok satanlar listesine giren 17 kitap yayımladı. 2003 yılında yayımlanan “Mor İneğin Akıllısı”, Türkiye’de tüm zamanların en çok satan iş kitabı oldu. Arman Kırım, işadamlarını, yöneticileri eğitmek için kurslar düzenleyen, konuşmalar yapan, iş çevrelerine başarılı olmanın yollarını gösteren, dünyada olan biteni anlatan, bunları yazıya döken, gazetelerde ve de yayımladığı kitaplarda yazan biri idi.

Kitapları kaldı yadigâr

Arman Kırım son kitabında küçük işletmelere “Kurumsallaşma ve markalaşma masalına kanmamalarını öneriyor”. Diyor ki, “Girişimci, girişimci ruhuna ve zekâsına sahip, işi yaratan, riski alarak başarıyı yakalayan, işi bilen kişidir. İş hacmi kaldıramayacağı büyüklüğe ulaşıncaya kadar sorumluluğu taşır. İş hacmi büyüyünce profesyonel kadrolardan ve destekten yararlanır ama profesyonel ekibi gözetmeye, denetlemeye devam eder. İşi profesyonellere devret… Sen git Bodrum’da keyif çat” diyenlerin sözünü dinlemeyin.

Diyor ki, “Markalaşma klişesine önem vermeyin.” Ve öneriyor: Sen pekmezi iyi yap. Sinek Bağdat’tan gelir.” Ve de uzun uzun “inovasyon”un ve “Yeni Girişimcilik” kavramının ne olduğunu, bunların markalaşmadan daha çok önem taşıdığını anlatıyor.

Ne yazık ki Arman Kırım, “dükkânı erken kapattı”. Bilgi birikimi ile öğretici gücü ile bu dünyayı terk etti. Ama arkada çok sayıda kitap bıraktı.

Allah rahmet eylesin.

GÜNGÖR URAS

MİLLİYET

 

BULUT GELİR SÖKE YE ÇEK EŞŞEĞİ KÖŞEYE

Arman kırımlı hoca genç girişimciler için bir rehber niteliği taşıyan kitabında genç girişimcilerin neler yapması ve nelerden uzak durmaları gerektiği hakkında yol göstermeyi amaçlamıştır.

Bir şirketi batırmanın en kolay yolunu 10 maddede şöyle anlatıyor

1-    Çok fazla borca girme:

2-    Tek bir müşteriye bağımlı olma: fazla müşteriniz olmasın birkaç tane kurumsal müşteriniz olsun bu az sayıdaki müşterinizden birini kaybederseniz sonuç hiç de olumlu olmuyor. Çare mümkün olduğunca müşteri sayını artırmak ve bu müşterileri farklı sektörden olmasını sağlamak. Tek bir sektöre bağımlı kalındığında o sektördeki bir kıriz işinizi zora sokabilir

3-    Yanlış ortak seçimi: ortak olunacak kişileri dikkatlice araştırmadan ortaklık kurmamak gerekli

4-    Ciddi hastalık geçirmek: pek çok küçük şirket patronun hastalanması iş göremez hale gelmesi durumunda başıboşluk nedeniyle batar o yüzden ileriyi düşünüp yerinize kimin geçeceğini şimdiden planlayın

5-    Bilgi işlem yatırımı: bilgi işlem yatırımını (bilgisayar programı, yazılım) bilen dostlarınıza sorarak tam bir bilgi aldıktan sonra size yarayan fayda sağlayan yatırımları alın

6-    Fiyat savaşı:  fiyat savaşına girmek işletmeyi yıpratır bunun yerine farklılaşmaya gitmelidir fiyat la rekabet te kazanan firmanın karşısına her zaman yeni bir rakip çıkacaktır bu durumda farklılaşarak fiyat savaşını kazanabiliriz

7-    Büyük ödemeleri olan gayrimenkul yatırımı yapma: büyük gösterişli ofisler kiralamak ya da kredi yoluyla satın almak ilerde altından kalkamayacağınız yük oluşturabilir genç girişimci olarak bu tür yatırımlardan kaçınmak gerekli

8-    Müşterileri ihmal etme: satış yapana kadar müşteriyi veli nimet görüp satış tan sonra unutma ihmal etme ve sonrasında umursamama ciddi bir müşteri kaybına yol açmakta satış yapıldıktan sonra müşterinin istek, ihtiyaç ve şikâyetleri dinleyen ve zamanında yerine getiren önlem alan müşteri sayısını artırmakta

9-    Kendini asla yenilememe: işlerin iyi olduğu dönemlerde zaten işim iyi yeniliğe ne gerek var boşa para harcama diyen girişimci kaybetmeye mahkûmdur. Kendine güven o kadar yüksek seviyeye çıkar ki müşteriyi bile küçük görür. Bu da rakiplerin işine gelmektedir açığınızı aramaktadırlar

10-                      Yatırım yapmama: kazanılan her kuruşu cebine atan ve yatırım yapmayan iş yerini geliştirmeyen şirketini yeni yatırımdan yoksun bırakanların sonu batırımdır

Bu 10 ölümcül hata yapılmazsa şirketlerin hayatta kalma şansı artar

Birde markalaşma dan söz edilmektedir kobiler markalaşma yerine cazibe merkezi olma yolunda gitmelidirler

Örnek : zara firması markalaşma adına hiçbir şey yapmıyor ama başarılı bunun nedeni ise sattığı ürünler ve fiyatların çok cazip olması devamlı kendini yenilemesi zara yı cazibe merkezi yapıyor piramidin üst kısmında değil alt kısmında bulunuyor çünkü piramidin tabanında hitap edeceği müşteri daha fazla daha fazla müşteri daha fazla satış anlamına geliyor

Bu yüzden MARKA OLALIM ı bir kenara bırakıp hedeflediğimiz kişiler ve kurumlar için neler yapabiliriz i nasıl cazibe merkezi olabiliriz i konuşalım…………………………………………….?

Hedeflediğimiz kişi ve kurumların ihtiyaçlarını iyi bilmek ve fiyat kırarak rakiplerle rekabet etmektense fiyat dışı rekabet ederek hedef  kitlemize satış yapmamız gerek bunu da farklılaşarak yapabiliriz peki neler de farklılaşmamız gerek?

–         Hizmette

–         Süratte(termin süresini 3 güne indirebilirsek fiyat indirimi yapmadan rekabet edebiliriz)

–         Kalitede (müşteri her zaman kaliteli mal almak ister)

–         Yenilikçilikte

–         Üründe (bu en önemlilerinden dir)

–         Finansman ve ödeme koşullarında

Bunları yapıp rakiplerimizden farklılaşabilir karlı işler yapabiliriz ama bizi bekleyen başka bir durum daha var EMTİALAŞMA (Aynılaşma), biz farlı şeyler yaparken rakiplerimizde boş durmamakta bizi taklit ederek farklılığı aynılaştırmakta dır aynılaşan mal yada hizmet rekabeti  doğurmakta ve fiyat düşüşüne sebep olmaktadır

Emtialaşma (aynılaşma) dan kurtulmak için iş modelimizi yenilememiz gerekmektedir buna sıra dışı iş modeli olan Apple ipod u örnek verebiliriz. Müşterilerine İnternet üzerinden çok ucuza şarkı indirerek, çok pahalı ipod cihazını almalarını sağlamıştır. Burada KOR İŞ ve KOMŞU İŞ MODEL i devreye girmiştir

KOR İŞ: sizin ana işiniz (ipod cihazını üretme)

KOMŞU İŞ:  sizin ana işinizi destekleyen iş(internetten şarkı indirme)

Biz kor işimizin yanına komşu iş olarak ne yapabiliriz? Yani yeni iş modelleri yaratabilir miyiz?

Yeni iş modelleri yaratabilmek için BEYAZ ALAN denilen fırsat alanını kullanmalıyız

BEYAZ ALAN: Mevcut ya da hedef müşterilerin değişen ihtiyaçlarına farklı bir iş modeliyle cevap verme,

Yukarıda tarifini yaptığımız beyaz alanı kullanmak için müşterilerin ihtiyaçlarını ve onlara fayda sağlayacak şeyleri iyi görmemiz gerekiyor. Müşteri tabanına inerek ayrıntılı görüşmeler yaparak tam anlamıyla nasıl bir matbaa istediklerini öğrenerek bu yolda ilerlememiz beyaz alan ı verimli bir şekilde kullanmamız anlamına geliyor. Bunun için iş modeli tasarımı çok önemli, tasarımda kullanılacak şablona İŞ MODELİ GELİŞTİRME ŞABLONU(İMGŞ) deniyor. Şablon 6 maddeden oluşuyor

1-    Müşteri seçimi hedef müşterilerin seçimi

2-    Müşteri değer önerisi (beyaz alanlar

3-    Gelir ve kar modeli

4-    Gerekli kaynaklar

5-    Gerekli süreçler

6-    Satın al ya da kendin yap(maliyetlendirme de önemli rol oynuyor)

iş modeli geliştirdik diyelim bu model de müşteri merkezli mi yoksa piyasa merkezlimi olacağız.

Şirket başarısında yeni iş modelleri ve bunun sonucunda yeni pazarlar yaratmak vardır mevcut müşterileri değil, yeni müşterileri dinleyerek yeni pazarlar yakalamalıyız müşteri merkezli olmak yetmemektedir. İşte beyaz alanları sadece mevcut müşterilerde değil tüm pazarda aramak gereklidir. Pazar merkezli şirketler sadece müşteri dinleyecek değil pazarı gözleyerek ihtiyaç değişimlerini herkesten önce saptar ve ona göre iş modeli geliştirirler. Mevcut müşteriler sizi dar alana hapsetmiştir piyasadaki değişimden haberdar olmanızı engellemiştir, yeni müşteri bulunmalı (farklı sektörlerden) ki bel bağlanmış bir sektörde gerçekleşen kriz bizi tepe takla eder.

Bir yandan yeni sektör müşterileri bulurken bir yandan da maliyetleri radikal bir şekilde nasıl azaltabiliriz i düşünmeliyiz bunun için geleneksel yöntemler dışında kalan şu 3 yönteme odaklanabiliriz

  •  Azalt – Yok et yaklaşımı

Ürününüze koyacağınız her yeni özellik yeni bir maliyet anlamına gelmektedir. Müşterilerin pek aldırmadığı özellikleri azaltarak ya da yok ederek maliyetleri azaltabiliriz. Peki, biz neleri azalta biliriz ya da yok edebiliriz (örneğin çanta yapımı bünyemizde mi olmalı dışarıda mı yapılmalı, operasyonu yoran işleri yok mu etmeli)

  • Kendin yap – Satın al

Yukarıda bahsedilen azalt yok et yöntemine benzemekte kendimiz yaptığımızda ki maliyetle dışarı dan aldığımız arasındaki farka bakılmalı kısmi lak ı kendimiz yaptığımızda maliyetle dışarıda yaptırdığımız maliyet arasındaki fark bizi satın almaya yönlendirmiştir peki varak yaldızda da böyle bir uygulama yapılsa kendimiz yapmaya mı yoksa satın almaya mı yönleniriz.

  • Süreçleri basitleştirme

Süreç bir girdiyi çıktıya çevirebilmek için gerekli olan iş adımlarının yan yana dizilmiş halidir. Bizim mücellit teki olay nedir neden bir tıkanıklık söz konusudur. Mücellit işlerini dışarıdan mı halletmeliyiz. Yoksa çok basit işler alıp operasyonu yormadan işleri bir an önce çıkarmalı mıyız, çeşitlilik süreçleri yavaşlatmakta mı?

ACİLİYET HİSSİ GELİŞTİRME

Piyasalardaki ve müşterilerdeki değişimleri günü gününe gözlemek, izlemek bu bilgiler üzerine farklılaşma stratejilerini geliştirmek ve bunları süratle hayata geçirmek. Bu aciliyet hissini sağlamak için yapmamız gereken

1-    Şirketin dışı en temel odağımız olmalı: şirket dışında zaman geçirmemiz gerekli, fırsatlar ve tehlikelere karşı uyanık olmalı şirket dışını şirket içine taşıyıp beyin fırtınası yapılmalı

2-    Her gün aciliyet hissi içinde davranma: hiçbir zaman şirketin mevcut durumundan memnun bir davranış sergilememek, şirketler mevcudu korumak içgüdüsüyle değil yenilenip büyüme içgüdüsü içindedirler

3-    Krizlerde daha canlı olma: krizler şirketlere ezilmişlik çaresizlik hissi verir, buna bir yandan da sevinmek gerekir çünkü sadece ben değil rakiplerde öyledir. Krizde atak davranarak yeni iş modelleri geliştirerek rakiplerinizin önüne geçebilirsiniz

4-    ‘’Hayır, bu iş olmaz’’ diyenlerle mücadele: bu iş olmaz diyenler üşengeçlerdir. Aciliyet hissini baltalamak isteyen insanları şirkette tutmamak lazımdır.

MALİYET AZALTMADA SIRA DIŞI YÖNTEMLER

Özel şirketlerin tek amacı vardır PARA KAZANMAK bunu izleyen hedefte karlı büyümektir. Kar denklemi şöyledir

TOPLAM KAR=TOPLAM GELİR – TOPLAM MALİYET

Şirket yönetimi demek bu basit denklemi akıllıca yönetmektir. Yani gelirimi nasıl artırırım diye sorarken bir yandan da maliyetlerimi nasıl azaltırım diye sormak demektir. Maliyet azaltmanın Türk iş dünyasının aşina olmadığı bir yöntem KENDİN YAP-DIŞARIDAN AL

Farklılaşmayı kendin yap gerisini fasona ver anlayışı büyük bir maliyet azatlımı getirir. En basit örnek temizlik ve yemek hizmetlerini dışarıdan al. Peki, sadece bunlarımı dışarıdan satın almalıyız? Bizi oyalayan operasyonu tıkayan işleri dışarı vererek maliyetimizi azaltabiliriz (lokal lak güzel bir maliyet azaltma örneği) bunu rastgele yapmamak gerek iyi bir etüt sonucu karar alınmalı bizdeki maliyet ve dışarıdan alınan maliyet etüdü.

Dışarıdan al-kendin yap modeli şöyle işliyor. Değer zinciri oluşturmak zorundayız.

DEĞER ZİNCİRİ: Bir ürün veya hizmetin üretimi için ilk kaynak tedarikinden başlayıp satış sonrası müşteri hizmetlerine kadar geçen tüm farklı etkinliklerin birleşimine verilen ad. Basit olarak iki kısımdan oluşur

Birinci kısım bir şeyleri yapmak için şirkette yerine getirmeniz gereken tasarlamak ham maddeleri tedarik etmek imalat gibi

İkinci kısım bu yapılan üretilen şeyleri satmak ile ilgili, müşteri bulmak onlara ulaşmak ve satışı gerçekleştirmek. İşte bu değer zincirinin resmini çıkarıp hangilerinin bünyemizde hangilerinin dışarıda yapacağımız konusu önem kazanıyor. Bu kararı verirken yönetim teorisinin şu önemli teorisini temel alıyor.

Değer zincirinin sizi rekabette farklılaştıracak olan aşamalarını içeride yapın, tüm rekabetin de sizin kadar iyi olduğu değer zinciri aşamalarını dışarı verin. Rekabetin temelinde farklılaşma yatar bu nedenle farklılaşmayacak her bir değer zinciri aşaması şirkete ekstra genel gider olabilir. Bu aşamada size en az farklılaşma getirecek değer zincirini dışarıya vermek en akıllıca yoldur.

 

BUGÜNÜN VE GELECEĞİN

İŞ ADAMI OLMAK İSTİYORSANIZ

STRATEJİK RİSKLERİ

 İYİ ÖĞRENMELİSİNİZ

            Risk yönetimi şirketler için yeni bir kavram değildir. Bunları 3 grupta inceleyebiliriz. Geleneksel Riskler, Finansal Riskler, Operasyonel Riskler

GELENEKSEL RİSKLER: Yangın, deprem, sel, terör gibi

FİNANSAL RİSKLER: Tahsil edilemeyen alacaklar, döviz kuru, faiz riskleri gibi

OPERASYONEL RİSKLER: Bilgisayar sisteminin çökmesi, tedarik zincirindeki problemler, kalifiye eleman eksikliği.

Bu tür riskler şirketler için önemli ve pek çok şirkette buna yönelik tedbirler alıyor ama artık stratejik riskler şirketlerin geleceği açısından tüm risk kategorilerinden çok daha tehlikeli. Genel olarak şirketlerin karşısında farklı dönemlerde farklı bir veya birkaç stratejik risk olmasına karşın yedi adet çok önemli stratejik risk tüm kurumların karşısında duruyor bunlar şu şekilde

1- Sizin için çok önemli olan bir girişim, kampanya veya proje çuvallayabilir(proje riski

2- Müşteriniz sizi terk etmeye başlar(müşteri riski)

3- Sektör bir yol ayrımına gelmiş olabilir(geçiş riski)

4- Yenilmesi imkânsız dev bir rakip piyasanıza girebilir(dev rakip riski)

5- Markanız eski güzünü kaybetmeye başlayabilir(marka riski)

6- Sektörünüz sıfır kar bölgesi haline gelebilir(sıfır kar riski)

7- Şirketiniz büyüme ivmesini kaybetmiştir(durgunluk riski)

Bunların içinde en çetin olanı müşteri riskidir, sizi terk edip başka rakiplerden alış-veriş yapmaya başlamasıyla ilgili bir risktir. Müşteriler insanlardan oluşur yani tahmin edilemeyen, hissi, meraklı ve değişmeye oldukça yatkındırlar müşteri riskinin farkında olmak ve nasıl yönetileceğini bilmek iş adamının en temel esaslarındandır. Bu riski ortaya çıkaran en önemli unsur BELİRSİZLİK tir bunu azaltmak suretiyle müşteri kaybetme riskini kontrol edebilirsiniz. Birde müşterilerle ilişkilerinizi en üst seviyedeki kişilerle kurmaya çalışın çünkü en fazla bilgiyi onlar verir.

Birde müşteriye verilecek mesajlar var bunlar 6 maddeden oluşmakta

1- Basit / Somur

2- Beklenmeyen / sürpriz

3- Elle tutulur

4- Güvenilir

5- Duygulara hitap eden

6- Hikâyelere / Öykülere dayanır olması

–         MESAJ BASİT VE SOMUT OLMALI

Pazarlama iletişiminde başarılı olmak istiyorsanız mesajınızı oldukça basit hala getirmeniz şart. Karmaşık ve bilgiç mesajlar kalıcı olmaz basit mesajın formülü BASİT = TEMEL + KOMPAKT tır. İletmek istediğiniz mesajın en temelinde ne söylemek istiyorsanız onu belirtmeniz gerek sonrada bunu en kompakt şekilde ifade edeceksiniz Southwest  hava yolunun başkanının verdiği temel mesaj “biz ancak maliyetleri düşürürsek başarılı oluruz” yani hem temel fikir var hemde inanılmaz basit ve kısa cümle ile ifade edilmiş

–         MESAJ SÜRPRİZ İÇERMELİ

       Mesajı alışıla gelmiş bir şekilde bitmemeli herkes şoke olmalı mesela Bruce willis in “altıncı his “ filmi buna örnek olabilir. İzleyici her şeyi normal bir şekilde izlerken film sonunda hiç umulmayan bir şekilde bitmesi izleyiciye sürpriz olmuştur. Alışılmışın dışında mesaj vermek gerek bu herkesin aklında kalıyor

–         MESAJ ELLE TUTULUR OLMALI

     Amerikalı bir öğretmen yurttaş hareketleri akımının ünlü lideri MARTİN LUTHER KİNG in suikast sonucu öldürüldüğünü öğrencilerine anlatmak ister ama akılda kalması için somut bir deney yapar.

Çocuklara ayrımcılık kavramını öğretmek için kahve rengi gözlülerle mavi gözlüleri iki gruba ayırır ve kahverengi gözlü çocukların mavi gözlülerden üstün olduklarını, mavi gözlü çocukların arka sıralarda oturmalarını söyler, iki grup üyelerinin bir araya gelmeleri yasak. Kahverengi gözlüler ırkçı canilere dönüşüyorlar ve diğer grupla aralarındaki arkadaşlık yok oluyor. Öğretmen ertesi gün sınıfa gelip bir yanlışlık yaptığını aslında mavi gözlülerin üstün olduklarını söylüyor ve ırkçılık tam tersine dönüyor. Mavi gözlü çocuklarda inanılmaz bir değişim gözleniyor okuma egzersizlerini 5,5 dk da bitirirlerken şimdi 2,5 dk da bitiriyorlar, işte öğretmenin yaptığı deney ırkçılıkla ilgili elle tutulur bir mesaj.

 

–         GÜVENİLİR OLMALI

       Mesajın kalıcı olması için herkesin bu mesajın doğruluğuna inanması gerekir. Bunun içinde işin uzmanlarını kullanarak mesajınızı kalıcı kılabilirsiniz mesela Dr Mehmet ÖZ çıkıp şu ürünü kullanırsanız hastalığınız hızlı bir şekilde şifa bulur derse mesajın kalıcı olma oranı yüksek olur bunlara DIŞSAL KAYNAKLAR deniyor. Mesela bir sigara firmasının yaptığı uzmanlığa dayalı reklamda şöyle diyor “ yapılan anketlere göre diğer markalara nazaran , daha fazla doktor x marka sigara içiyor” burada x markasının daha az kanserojen madde içerdiği mesajı veriliyor.

–         DUYGULARA HİTAP ETMELİ

       Mesajların inandırıcı olması önemli ama yeterli değil. İnsanları eyleme geçirebilmesi için duygulara da hitap etmesi gerekli.

Mesela : bir bilmecem var çocuklar *haydi sor sor*çayda kahvaltıda yenir*acaba nedir nedir*bizküvi denince akla*tamam şimdi buldum*hemen onun adı gelir*eti eti eti

Bunu hatırlamayanımız yoktur güzel bir duygulara hitap etme örneği

–         MESAJINIZ ÖYKÜLERE DAYANMALI

      Mesajı öykülere dayandırmanın, mesajları kalıcı kılma yönünden insanları uyarma yönünden çok ciddi olumlu etkileri oluyor bu öyküler insanların ufuklarını açmasına eyleme geçmesine gibi neden oluyor. Dikkat ettiyseniz tüm iyi konuşmacılar konuşma aralarına mutlaka bir öykü sıkıştırırlar, insanlar üzerinde daha kalıcı etki bırakırlar Size bir öykü:

Ünlü yatırımcı Warren Buffet in Rose Blumkin isimli bayanla ilgili sıksık anlattı öykü: blumkin  23 yaşında Rusya dan kaçarak Amerika ya geliyor tek kelime İngilizce bilmiyor ve hiçbir eğitimi yok biriktirdiği 500 dolarla mobilya işi kuruyor 50 yıl sonra şirketin senelik ciro su 100 milyon dolara ulaşıyor, 100 yaşında iken bile 7 gün çalışıyor 100 üncü yaş gününü de mağazanın kapalı olduğu güne denk getiriyor.

PARA KAZANMAK İÇİN DIŞARIDAN İÇERİYE BAKMAYI ÖĞRENMELİSİNİZ

       İçeriden dışarıya bakarak işletmeler kendilerini çöküşe sürüklüyorlar. Başarılı olmak için güzel, kaliteli ve tasarım içeriği yüksek ürünler yapalım bunları reklamla destekleyerek satış gerçekleştirelim bu uzun yıllar çok başarılı olmuş bir stratejiydi  ama son iki yıldır artık pek işe yaramıyor satış yapabilmek için ise vade ve iskonto en önemli silah haline gelmiş, bu durumda da kar ve büyümek haliyle mümkün değil. İşte bugün dünyada ve ülkemizdeki firmaları çöküşe götüren bu bakış açısının adı İÇTEN DIŞARIYA bakış açısıdır.

DIŞTAN İÇE bakış açısında her şeyden önce şirketinizin dışına çıkacaksınız, müşterilerin genel yaşam tarzını özellikle sizin sektörünüzle ilgili neler düşündüklerini, ne sıkıntılar yaşadıklarını, yeni ihtiyaçlarını anlamaya çalışacaksınız. Sonra iş yerinize geri dönüp topladığınız bilgilerle müşterilerin beklentilerini hangi tür yeni ürün, yeni hizmetle karşılayabilirim sorusunun yanıtlarını arayacaksınız.

Reklamlar

bulut gelir sökeye çek eşegi köşeye-arman kırımlı ..” için bir yorum

  1. Geri bildirim: Kitap kulübünden |

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s