Duygusal Sermaye

Kitabın Adı: Duygusal Sermaye

Yazar: Mehmet Semih Söylemez

Sayfa: 246

Özet:

Mehmet Semih Söylemez’i ilk geçen sene Antalya’da Anadolu’da Olmak konseptli reklamcılar derneklerinin temelde toplanıp, politika ve sektörden konuşmacıları ağırladıkları bir panelde dinlemiştim. Mehmet Semih Bey’e o zaman da hayretle bakmıştım. İstanbul’da bir çok büyük şirket yöneticisinin, kurucusunun eremediği erdemlerin çoğuna Anadolu’da Antalya’da aile şirketlerinde nasıl uygulamaya koyabildiğini örnekleri ile paylaşmıştı bizimle. Konuşmasını yaptıktan sonrasında da twitter’dan takip ettiğim ve düzenli okuduğum yazarlar arasındadır.

O zamandan beri aklımda olan kitabı tez trafiğimden aldığım kitapların arasında hep ertelemiştim, ne de büyük hata imiş. Bu hafta başında masamda buldum ofise gittiğimde, öğrencilerimizden birisi bırakmış. Kitabın dili, okurken o kadar rahat ettiriyorki, o kadar içi dolu şeylerin böyle bir üslupla bir patrondan gelişi size sürpriz olabilir.

Kitapta, AGT’nin macerası içerisinde kurum değerleri yaratmanın, bunu çalışanların yaşatabileceği bir kültür haline getirmenin bir şirketi nerelere götürebileceğini okuyorsunuz. Aslına bakılırsa kitabı ben Söylemez ailesinin manifestosu olarak kabul ettim, aile şirketinde kurum kültürünü geliştirirken kişinin kendi değerlerinin başkalarının hayatlarında neler yaratabileceğinin kanıtıdır bu hikaye; işte size kitaptan alıntılar;

“…
Bugünun dünyasının soylusu, çevresindeki insanların aklında ‘Ben de insan değil miyim?’ sorusunu düşürmeyen kişidir.

“Çevre” her şeyden evvel bir bilinçlilik durumu olarak ele alınmak zorundadır. Bu hali ile fiziksel bir mesele değil, kültürel bir meseledir.

Bize hizmet veren atölyeleri, kişileri sonuna kadar teşvik edip gelişmelerine destek olarak, aslında en büyük iyiliği kendimize yapmış olduk.

Teknoloji, belli amaçlara hizmet eden bir araçtan başka bir şey değildir.

Sorun, yaşamın bir parçası, hatta çoğu zaman hayatın ta kendisidir. İnsan içinse yaşam, keisntisiz bir sorun çözme sürecidir.

Rakamlar, sadece doğru kullanıldıklarında anlamlı olabilirler.

Kişiler,’vazgeçilebilir’ olduklarını benimsedikleri andan itibaren kurumların önünün açıldığı apaçık bir gerçektir.

İnsana yapılan hiç bir yatırım boşa gitmez.

Karşıdakini anlamaya çalışmanın ötesinde karşıdaki gibi düşünmek , başlangıç için yeterli olabilir.

Bilgi, yıllar içinde kurumun duvarlarına görünmez kalemlerle yazılır, çizilir; kokusu mekanlara siner.

‘Sizden öncekiler de tarihti, siz de tarihsiniz, sizden sonrakiler de tarih…’

Olasılıksız olanı görebilenler, gelecek bilincine sahiptir.

‘Gelecek henüz gelmedi ve her an her şey değişebilir’

Dünya tarihinde tüm keşifler ve büyük öngörüler, ‘bilgi’ye eklemlenen ‘şiirsel fikir’ler ile gerçekleşmiştir.

Hayal kurmak, bugün bir iş adamının mesaisinin bir parçası olmak zorunda.

Daha kaliteli üretim için üretim alanları pozitif enerji ike yüklenmiş auralara dönüştürülmelidir.

“Evet” ve “hayır” üzerine dilin ehlileştirilmesi, geleceğe daha güvenle bakabilmenin temel taşıdır.

‘Fabrikada kendisine dokunabileceğimi hissettiren patron, benim için gerçek patrondur.’

Üretim alanlarında paylaşım, gücün, bilginin ve duyguların paylaşımıdır.

Önemli olan, kişinin dilini, yüzünü ve bedenini eğitmesi değil, ehlileştirmesidir.

Eleştiri, tüm birimlerin yatay bir düzlemde yer aldığı, bir birimin diğeri üzerinde baskı kurmadığı yapılarda gelişebilir.

Güven ortamı oluşturmak, güvenli ortamlarda yaşamak için değil, zamanın hızını yakalamak için bir zorunluluktur.

Paranın soyut hale gelmesi, büyümenin ana unsurlarından biridir. Yatırım, paraların sayıldığı ortamlarda pek yapılmaz.

Yönetim sermayenin sahibidir, çalışansa emeğin, hiçbiri bir diğerinden daha üstün değildir.”

İnanın kitapta not ettiğim neler var. Sadece iş dünyasında değil özel hayatınızda da kullanabileceğiniz bir çok bilgiyi sunan kısa ve net bir kaynak olarak kitaplığınızda durmayı hak eden bir kitap.

Buraya yazdığım cümleleri, yönetim, yatırım, pazarlama, iletişim kitapları okuyan insanlar için sıradan görünebilir. “Ne kadar da aşinayız tüm bunlara” diyecek onlarca insan tanıyorum.

Mehmet Semih Bey’in başarısı tüm bunları yazabilmiş olmasından gelmiyor zaten. Liderlerin, ‘iş’ten çok felsefe bilerek sosyolojik yaklaşım geliştirebilecekleri ve hayallari gerçekleştirebileceklerinin ayrıca kitaplarda yazılanların her yerde doğru analiz edilerek uygulanabileceğini kanıtlamıştır. Kitapta AGT adına paylaşılanlar, büyük yatırımlarla yurt dışından tecrübeleriyle “ithal” edilmiş yöneticilerle değil, sanayisinden çok turizmiyle adını duyurmuş Antalya’da bir atölyeden bu kadar büyüyebilmiş bir aile şirketinden gelmekte.

Kitap, güzelleşebilecek bir sanayi ortamı hayallerimizi destekliyor, hatta geleceğe dair umut veriyor.

Mehmet Semih Bey, aklınıza, gönlünüze, kaleminize, şirketinize sağlık…

Bu özet linkteki blog’dan alınmıştur.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s