PARA HAREKATI -YAŞAR ERDİNÇ

indir

İlk baskısı 2006 yılında dünya ekonomileri  ciddi büyüme trendiyken yapılan bu kitap   ekonominin temel dinamiklerini  en basit ve yalın haliyle  insanların anlayabileceği şekilde açıklıyor.Özellikle Finansal Terörizm  in arka yüzü olan Yeni Dünya Düzeni  politikalarını krizlerin  kaynağı yada krizlerin oluşmasına göz yumarak  en büyük fayda sağlama aracı olarak açıklaması çok ilginç.

2001 yılında ki türkiyede yaşadığımız büyük ekonomik krizde battığı için kalp krizinden ölen bir işadamının kızının başından geçen  olayları anlatıyor.Babasının ölümüyle yıllar sonra krizler üzerine çalışmalar yaparak başka insanların ekonomik krizlerden dolayı girdiği sıkıntıları önlemek amacıyla  krizler üzerine bir tez alan romanın kahramanı ,hocalarının yardımıyla çalışmalarına başlıyor.ekonomik krizleri anlamak için temel ekonomik dinamikleri  anlayan sonrsındada brezilya , Meksika  ve uzak doğudaki ekonomik krizleri inceliyoruz.Adı  Hülya olan kahramanımızın  bu yolculuğu ile bizde  çok güzel bir anlatımla ekonomiyi  vekrizlerin oluşum sürecini ve sonrasında yaşananları bizde adım adım öğreniyoruz.Kitabın sonuna eklenmiş olan tüm bu bilgilerin Başbakan ve bakanlar kuruluna sunulması da oldukça ilginç.Bence yönetici olan tüm iş adamlarının ve iş hayatında bulunanların mutlaka okuması gereken temek kitaplardan biri..

ÖZET

*Wall Street temelli yeni dünya düzeni (YDD) imparatorluğu , diğer ülkeler everilen borçlar ve  yatırımlar ile inşa ediliyor.Balık oltaya geldiği anda YDD nin finansal teröristeleri , misinayı yukarı çekiyorlar ve hiç şüphe duymayan bu kazazedeleri  havada kupkuru bırakıyorlar.Oltaya gelenler kurtarılmak için yalvarırı durumda kalıyorlar.Bu gibi durumlarda imdada İMF yetişiyor.Özelleştirme , ticaretin serbest bırakılması  ve diğer istikrar programlarıyla hedef ülkelerin yüzlerini Yeni Dünya Düzeni elitlerine çevirmesini sağlıyorlar.Aynen İngiliz İmparatorlluğunun  daha kaba yöntemlerle yaptıklarına benzer şekilde”   ..BOB DJURDJEVİC

*devalüasyonda  imalat sektöründeki bir firmanın yaşayacağı şeyler sırasıyla girdi maliyetlerin hızla artması , iç piyasaya çalışıldığı için siparişlerin yarı yarıya düşmesi , kredilerle çalışıldığı için bankaların mevcut kredileri yenilemeyerek  finansman desteğini kesmesi ve sonucunda firmanın batışıdır.

*FİNANSAL TERÖRİZM  NEDİR? Eski  İngiliz imparatorluğu ve Yeni Dünya Düzeni (YDD) imparatorluğu arasındaki benzerlik şaşırtıcıdı.Eski İngiliz imparatorluğu ,amaçlarına ulaşmak için saldırgan askeri güçlerini kullanırken , YDD imparatorluğu  nun elitleri FİNANSAL TERÖRİZMİ kullanıyorlar.

İngiliz imparatorlğu ,ingilteredeki fabrikalarının üretimlerini sağlamak için , diğer ülkelerin doğal kaynaklarını aşırarak kuruldu.Kırmızı ceketlilerin diğer ülkeleri işgalleri sonrasında , yerel kültürler berteraf edilerek , İngiliz yaşam biçmiyle değiştirildi.

Wallstrett  ye yükselen  ,YDD imparatorluğu diğer ülkelere verilen borçlar ve yatırımlar ile inşa ediliyor.

*KİTAP YAZMA YONTEMİ : Önce boş bir ajanda alınmalı .sonra ilk sayfalarına  kitabı oluşturacak konu başlıkları yazılır.sonra her konu başlığının karşısına sayfa numaraları verilir.literatür taraması yapıldıkça ,yeni konuları ,kitapları çalışmaları okudukça kitapla ilgili olan lar  ajandanın sayfalarını doludrmaya başlar.dolayısıyla , okuduklarınız içinde kitabınızda kullanacağınız bölümler varsa ,ajandanın ilgili sayfalarına ,kitabın yada makalenin yada kaynağın ismini yazarını ,tarihini ve sayfa numarasını yazarız ve not alırız.sonrasında yeteri kadar not alındıktan sonra kitap yazılmaya bölüm bölüm başlanır.

*Ekonomide ve finans piyasalarında hiçbirşey  net ve belirgin değildir.Piyasaların hareketleri ,gerçekleri size şekil değiştirmiş olarak gösterilir..Eğer olduğu gibi gördüğünüzü kabul ederseniz yanlış anlamlar çıkarmaktan gerçekleri göremezsiniz.

*Ekonomi  4 ayaklı bir masadır.Ekonomiyi yönetenlerde sandalyede otururlar.Bu masanın üzerinde kristal bir top vardır ve ekonomi oyununun ilk kuralı ,topu yere düşürmeden masanın üzerinde tutabilmektir.masanın ayakları sürekli hareket eder ve top ta bu yüzden hareketlidir.bu hareketler sonucuna topun yere düşmesini engelleme ekonomi yönetiminin görevidir.top yere düşerse biz buna KRİZ diyoruz.genelde topu yere düşüren bu işi bırakıyor ve başka birileri masanın başına geçip aynı oyunu oynuyor.

*Masanın 4 ayağı şunlardır;

1- KAMU KESİMİ  (bütçe dengesi )

2-REEL KESİM   (arz-talep dengesi ve enflasyon )

3-DIŞ ÖDEMELER DENGESİ  (cari açık )

4-FİNANSAL PİYASALAR (faiz ve kur)

*1-KAMU DENGESİ (BÜTÇE DENGESİ)

Ekonomi masasının ilk ayağı kamu kesimidir.Kamu kesiminin dengede olması , kamu harcamaları ile gelirlerinin eşit olması demektir.Kamunun gelirleri ve giderleri arasındaki fark kamu dengesi ,dar anlamda ise bütçe dengesi olarak adlandırılır.Sonuç olarak he ryıl ,belirlenen bütçe hedefleri yıl başlangıcında veri olarak alınır ve BEKLENTİLER  buna göre ayarlanır.Bu hedeflerden sapma olursa masanın ayağı uzamaya yada kısalmaya başlar.

-EKONOMİ MASASININ AYAĞINI UZATIP KISALTAN ANA ETKEN BEKLENTİLERDEKİ DEĞİŞİMLERDİR.Mesela ekonomideki her oyuncunun bir bütçe açığı beklentisi vardır.Örneğin ,hükümetin har vurup harman savurduğuna dair bir görüş ve algı oluşursa bunun anlamı “ harcamlaar artacak ve bütçe açığı büyüyecektir”demektir.böylece bütçe açığı oluşacağna dair beklenti artınca piyasa oyuncularının hareketleri faizleri artırıcı etki yapar.

2-REEL KESİM (ARZ –TALEP VE ENFLASYON )

*Ekonomi masasının ikinci ayağı reel kesimdir.Yani mal ve hizmet üreten , bir bakıma ekonominin enerji hücreleridir.

*reel sektörün dengede olması demek üretim ve satışın dengede olmasıdır yani mal ve hizmet talebi eşittir .denge hali vardır.Ama  eğer insanlar çok tüketmek istiyorsa , fakat üretilen mallar ve hizmetler bu talebi karşılamıyorsa fiyatlar artar ve arz talep dengesini sağlar.Dolayısıyla arz ve talep dengede değilse FİYAT MEKANİZMASI bu dengeyi sağlıyor.demekki ENFLASYONUN TEMEL SEBEBİ ARZ VE TALEP DENGESİZLİĞİDİR.

Mesela kurlar arttığı için ithal maliyeti artmışsa , demekki bu sefer döviz piyasasında ,döviz arz ve talebinde dengesizlik vardır.Bunun gibi fiyatları belirleyen tek unsur mal ve hizmet piyasalarında veya para piyasalarında ki arz ve talep dengesizliğidir.

*Ne zaman enflasyon  ve üretim miktarlarına ilişkin beklentiler değişmeye başlarsa masanın ayağı uzayıp kısalır.

*mesela hükümet birden maaşlara seçimlerin yaklaştığı için enflasyon oranının çok üstünde bir zam yapsın .bu kararla birlikte piyasada hareketlenme başlar çünki bütçe açığı oluşacak devlet bu parayı bulmak için piyasadan para çekmeye başlayacak para çekince otomatik olarak piyasa da faiz yükselmesi oluşacaktır.Aynı anda piyasaya  giren bu fazla zam dan kaynaklanan maaş artış parası ile birlikte piyasada talep artacak ve fiyatlar yükselecektir.buda enflasyon artışı demektir.

*3-DIŞ ÖDEMELER DENGESİ (CARİ AÇIK )

*Bir ülkeden dışarıya çıkan ve ülkeye giren döviz hareketlerini dış ödemeler dengesi bilançosunda görürüz.En önemli kalem  cari açık kalemidir.

*Cari açık nedir? Bir kişinin aylık gelirinin 1.000 tl olduğunu düşünelim .Bu kişi aylık 1.300 tl harcama yapmışsa gelirinn tümünü harcamış ve bunun üzerine 300 tl ek finansman sağlamış demektir.Bu kişinin aylık cari açığı 300 tl dir.

Dolayısıyla ülke kazandığından fazla harcıyorsa CARİ AÇIK oraya çıkar.Yani  CARİ AÇIK , ülkedeki tasarruf açığına ve yıllık bazda DIŞ BORÇLANMAYA eşittir.Bu açığı yabancı ülkelerden bulduğunuz para ile finanse edersiniz .

*cari açık süreklilik arz etmez.Yani birileri sürekli sizin tüketim ve harcamalarınızı finanse etmez.bu yüzden cari açığın oranı milli gelire göre %6-7 bandına geldiyse artık riskiniz artmış demektir.cari açıktaki artış kur üzerinde baskı yapar ve KURU YUKARI ÇEKER .Açık düşünce kur da düşer.

*Kurların seviyesi ekonomi masasının 4.ayağı olan “finansal (mali )piyasalar “ ayağında belirlenir.yani döviz kuru hareketi ,cari açık ve bunun finansmanı arasındaki dengenin bozulmasıyla yaşanır.

4-FİNANSAL PİYASALAR

*para ve varlık sahibi olanlar ile ,bu fonlara ihtiyacı olnaları bir piyasada bir araya  geldiği yerler finansal piyaslar olarak isimlendirilir.

*faiz  dediğimiz şey aslında ülke parsının kira fiyatıdır.Yabancı paranın fiyatına da KUR yada döviz kuru diyoruz.finansal piyasalar paranın alınıp satıldığı Pazar gibidir.Bu pazarda para alınıp satılır ve bu paraya bir kira bedeli ödenir.Fon talebi artarsa ,paranın kirası yani faiz artar, fonlarını arzeden sayısı artarsa veya daha fazla tasarruf edilir para ihtacı düşerse faiz yani kira bedeli düşer.

*ülkemizde en fazla paraya ihtiyacı olan kesim kamu kesimidir.Eğer devletin gelir ve gider dengesi bozulmuş ise ,açıkları gittikçe artıyorsa ,ileride devletin borçları ödeyememe riski arttıkça borç verenler bu risk nedeniyle daha yüksek fiyat isterler..dolayısıyla faizler artar.

*üretici için en önemli sorun ,ürettiği mal veya hizmetlerin fiyatı ve maliyetidir.Rekabet edemezse , pazarda yaşam şansı bulamaz.Ürünün fiyatını etkileyen en önemlki iki şey ise faiz ve döviz kurudur.

*enflasyonu tahmin etmek zorlaştıkça faiz artar çünki bu bir risktir ve yatırımcılar bu riskten dolayı kendilerini sağlama almak isterler.

*finansal piyasalardakiistikrarın birinci ayağı reel kesimden gelecek olan enflasyon beklentileridir.Aynı şekilde bütçe açığı verileride faizi  etkiler.bütçe açığı artacak sa faiz artacaktır .

*ekonominin ayağındaki dengelerin bozulması kur ve faiz ile telafi edilir ve dengeye gelecek şekilde hareket eder.

*EKONOMİNİN İNSAN VÜCÜDU İLE BENZEŞMESİ

-finansal piyasalar :KALP :paranın toplanıp tüm işletmeler ulaştırılmasını sağlayan mekanizmadır.

-Üretim-işletmeler: HÜCRELER :bütün enerjiyi sağlayan birimlerdir.

-Kamu kesimi : BEYİN :Kuralları koyan denetleyen dir.kamu kesimi eğer kontrolsüz ise devlet borçları hızla artar.adeta beyindeki büyük bir tümör gibi bütün kanı o kullanır.kalbin gönderdiği kanı sürekli emer.diğer üniteler beslenemez hale gelir.

-reel kesim : KARACİĞER-KAS VE İSKELET SİSTEMİDİR:bir işletmenin faaliyetlerine sağlıklı bir şekilde devam etmesi için en önemli unsur yeni kan yapması ve bu kanında vücuda dağılması yani fon ve nakit akışıdır.

-Enflasyon : YÜKSEK ATEŞ HALİ : Eğer ekonomi deki enflasyon kontrolden çıkmış ve yüksekse , ekonomi güçsüz düşer ve çalışamaz  duruma gelebilir.İşletmelerde yüksek enflasyonda halsiz ve güçsüz düşerler.çünki önlerini göremezler , karları ve sermayeleri erir.bu yüzden merkez bankalarının en önemli görevi düşük enflasyon ve istikrarlı bir ortam oluşturarak reel kesimin öngörülebilir ve istikrarlı bir ortamda çalışmasını ,böylece büyümenin istikrarlı bir seviyede sürdürülmesini sağlamaktır.

-Faiz : BÜYÜK TANSİYON

-Kur : KÜÇÜK TANSİYON : Bu ikisi de tıpkı vücuttaki gibi aynı anda düşer ve çıkar.faizler yükselirse genellikle kurda düşer.

*** Finansal piyasalara fon sağlayanlarla ,bu fonları kullananların gözü sürekli olarak ekonominin diğer ayaklarındadır.Bu ayaklara ilişkin beklentilerdeki değişmeler , fon arz edenlerle ,fon talep edenlerin davranışını değiştirebilir.Bu değişim ise kur ve faizi değiştirir.Fakat ilişki çift yönlü olduğu için , değişen faiz ve kur seviyesi ,diğer ayaklar üzerinde reel etkiler oluşturacaktır.

*siyasi yada ekonomik hangi olay olurs olsun ekonomi üzerinde kalıcı etki oluşturabilmesi için , FAİZ VE DÖVİZ kurunu değiştirmesi gerekir.krizlerin tamamı finansal piyasalarda başlayan tansiyon değişimi ile olmuştur.

*KRİZLERDE ÖNCE DÖVİZ VE KURLAR ,ARDINDAN VARLIKLARIN FİYATLARI DEĞİŞMEYE BAŞLIYOR.Değişim geçici ise ekonominin diğer ayaklarında kalıcı etki oluşturmyor.fakat bu parametreler yeni seviyelerde dengelere gelmişse ,ekonomini diğer ayakları kalıcı olarak etkileniyor ve sonuçta ekonomik büyüme etkilenmiş oluyor.EĞER FAİZ VE KURLAR ÜZERİNDE KALICI DEĞİŞİKLİK YAPMA GÜCÜ OLAN VARSA BİR KRİZ ÇIKARABİLİR.

*bir ulusal ekonominin en önemlki hedefi kısa vadede büyümeyi artırmak , uzun vadede kalkınmayı sağlamaktır.

*herşey faiz ve kurların değişmesi ile başlar ve ardından bütün ekonomiye dalga dalga yayılır.

*HER ZAMAN VE HER YERDE EKONOMİ BASINI ZAFER HİKAYELERİ YAZMAYA BAŞLADIYSA , BAZI ŞEYLERİN KÖTÜYE GİTTİĞİNİN ÖNEMLİ BİR İŞARETİDİR.

*ARJANTİN KRİZİ

Arjantinde aylık enflasyon %200 lerden %5 lere ve ortalama büyüme hızı %7 lere  gelecek şekilde bir başarı hikayesi varken birden krize girdi.sebebi İMF ile anlaşma yapıldı , kurları sabitledi  dış destek gelmeye başladı.bununla birlikte hızlı bir şekilde  ekonomi büyümeye , para girişi artmaya başladı.bu süreç zamanla yerel paranın çok güçlenmesine ,böylece ithalatın artmasına ,içeride tüketimin patlamasına yol açtı.Cari açık  hızla artıyor , dış borç yükseliyordu.bu zincir kritik aşamaya gelene kadar devam etti.gelen paralarda nasılsa kolay borçlanıldığı ve bu sürecin bitmeyeceği düşünülerek geri dönüşü olmayan sahalara yatırıldı(emlak ve gayri menkul sektörüne kaydı çünki giren para gittikçe varlık değerlerini artırıyor ,bu artış daha fazla inşaat ve satışa neden oluyordu) sonuçta içeride üretim çökmeye , ithalat artmaya ve paraların büyük kısmı  paraya çevrilemeyen ve üretime dönük olmayan gayri menkule yatmış oldu .

KRİZ geliyorum demişti ve sabit kur , artan dış borçlar ve düşen ihracat ve iç üretim  döngüsü ile patlamıştır.Oysaki krizin olduğu yıl İMF arjantinin bankacılık sistemini en güvenlilr gelişmekte olan ülke sistemlerinin ikincisi olarka övmüştü.oysaki kriz patladıktan sonra halkın %39 u fakirleşmiş milli gelir yarı yarıya düşmüş ülkenin tüm üretim birimleri çökmüştü.

ARJANTİNİ ,sabi kur politkası zemininde ,hovardaca borçlanmak ve bu borcu tüketimde ve seçim yatırımlarında kullanmak arjanatini bu hale getirdi.

*her ülkenin bünyesinde KRİZ VİRÜSÜ bulunur.Bu virüs uygunortamı bulduğunda ve vücut güçsüz olduğu anda harekete geçer.Bu yüzden krizi önleyecek en önemli kalkan vücudu güçlü tutmaktır.

EKONOMİK TETİKÇİLER

*ekonomik tetikçilik kapitalist sistemin getirdiği yepyeni bir “profesyonel meslek “ dalı .

Zengin ülkeler Türkiye gibi ülkelere “ekonomi tetikçisi “gönderiyor.ekonomi tetikçileri “uzman “olarak ülke sorunlarını inceliyorlar.Raporlar hazırlıyorlar  ,projeler geliştiriyorlar ,bu projelerin biran önce yapılmasını kamuoyunu bir an önce inandırıyorlar .Sonrada bu projelerin hangi firmalar taarından yapılabileceğini ve bu firmalara kimlerin kredi vereceğini söylüyorlar.

Ülkenin gündeminde olmayan önceliği olmayan projeleri , öncelikli işhaline getiriyorlar.Ülkeler teklif edilen bu kredileri bir nimetmiş gibi kabul ediyor.

Sonuçta ülke ,kendi önceliği olmayan projeler yüzünden büyük borçlar altına giriyor.Borçlanan ülke “ekonomi tetikçisini “yollayan zengin ülkelere bağımlı hale geliyor.Bu aşamadan sonra devereye giren zengin ülkenin politikacıları o ülkeyi istediklerişekilde kullanıorlar.

BİR EKONOMİK TETİKÇİNİN İTİRAFLARI

“Ekonomi tetikçisi olarak bizlerin amacı küresel imparatorluk kurmaktır.Bizler ,diğer ülkeeri şirketlerimizin , hükümetlerimzin  ,bankalarımızın kölesi halin getirmek için uluslar arası finans kuruluşlarını kullanan elit bir grubuz.Mafyanın yaptığı gibi iyilikler gibi görünüşte bazı iyilikler yaparız.Örneğin elektrik santralleri otoyollar ,limanlar vs gibi alt yapı hizmetleri için borç temin ederiz.Bu borçların ön koşulu  , bütün bu projelerin  Amerikan inşaat ve mühendislik firmaları tarafından gerçekleştirilmesidir.Aslında paranın çoğu amerikayı hiç terketmez.Transfer edilir.

Para hiç vakit geçirmeden şirketlere (kreditörlere )döndüğü halde borçlu ülkenin anapara artı faizin tamamını ödemesini isteriz.Eğer Ekonomi tetikçisi çok başarılı ise borç tutarı o kadar büyük olurki , birkaç yıl sonra borçlu ülke ödemeleri aksatır.Bu olduğunda bizde mafya gibi diyetini isteriz.Birleşmiş milletler de Amerikanın isteği doğrultusunda oy verme , askeri üs kurma veya petrol gibi değerli kaynaklara el koyam şeklinde olabilir bu diyet…

*sonuçta krizler planlanmasa bile ortaya çıktığında bilinçli olarak yönlendirildiği kesindir.

ŞİLİ KRİZİ

*şilide olan süreç benzerdir.döviz kurunda dalgalı sistemden sabit kur sistemine geçildi.Kamu kesiminde çalışanların ücretine %48 zam yapıldı.Bu zamın ardından özel sektörde %40 zam yapmak zorunda kaldı.ilave olarakta fiyatların artmasını önlemek için “fiyat kontrol sistemi “devreye sokuldu.İnşaat ,tarım ve sosyal güvenlik alanlarına yönelik olarak doğrudan kamu harcamalarına girişildi.ve bu harcamaların tamamını merkez bankası finanse etti.

Sonuç : içeride ihracat için üretim yapmak imkansız oldu.ihracat yapılamaz oldu , döviz rezervleri hızla eridi ,cari açık artmaya başladı  ve kaçınılmaz son kriz oldu .Ardından kaçınılma olan devalüasyon ile birlikte enflasyon %605 oldu.bütün bu  olanlardan sonra çıkan belgelerde Amerika başkanı niksonun şili de kriz verme emri verdiği gördürüldü.

PERU KRİZİ

*Peruda İMF yi yanına alarak 1980 lerde program yaptı ve açıkladı.Amerikanında desteğini alan peru ya dışarıdan para akışı başladı.Ancak dışarıdan gelen döviz ,üretimyerine zora düşen firmalar a, kamu harcamalarına ödeniyordu.hem parası değerlenen hemde en büyük ihraç kalemi olan patates ve şekerin dünya piyasalarında fiyatınn düşmesi sonucu ihracat gelirleri azaldı.Ve kaçınılmaz son olan hareket yeniden başladı.Yabancılar hızla parlarını çekmeye başladılar.Bu çok uzun sürmedi ve sonuç ,morotoryum yani borçların ödenemeyeceğini ilandı.”Finansal terörizm “ uygulanmış ,yabancılar önce peruyu borca boğum , sonrada kaçmışlardı  ama anapara kurtarılmıştı.Ardından yeniden imf ve anlaşma yeniden para akışı tekrar uygulandı.sonuç yine hüsran oldu .benzer şeyler yeniden yakaşandı.1988 yılında peru da enflasyon %1722  olmuş büyüme %-7,9 oldu.Dışarıdankaynak bulamayan hükümetin hızla para basması sonucu ,para enflasyon olarak dönmüş ve bu hiper enflasyon doğmuştur.

Perudaki bu krizlerin sonucunda ülkenin varlıkları ucuza kapatılmış , kriz sonasında yabancılar ülkeyi tamamen kapatıyorlardı.

KRİZLERİN İÇ YÜZÜ : üretim birimlerini kamulaştırmak , kamuyu ne olursa olsun büyütmek  ciddi bir verimsizliğe yol açıyordu.buda büyümeyi yerle bir ederken , ihracat imkanlarınıda ortadan geliyordu.Dışarıdan gelen az miktarda para da verimsiz alanlarda yol olup gidiyordu.Serbest piyasa ekonomisine geçildiğindeyse oluk oluk para akmaya başlıyor fakat işlerin bozulmaya başladığı anda hızla kaçıyorlardı.Ardından ortaya çıkan krizler hükümetler devriliyor yeni gelen hükümetin önüne yeni şartlarla tekrar oyun kurulmaya başlanıyordu.

*** kim gelirse gelsin ve hangi ekonomik programı uygularsa uygulasın ilk iki üç yıl fena geçmiyor , işler düzeliyor ve ardından hava bir anda bozmaya başlıyordu.

MEKSİKA KRİZİ:

Meksikadaki olayda ise meksikanın  çok büyük miktarda petrol bulması ile başlayan süreçte hızla parasının değerlenmesi , ülkenin petrol gelirlerinden fazla kamu harcaması yapılması ve hızla artan cari açık artışını görüyoruz.

DUTCH DİSEASE :Hollanda hastalığı

Hollandada doğalgaz bulunduktan sonra  Hollanda ekonomisi ve sanayisi hızla çöküş süreci yaşamıştır

Meksikada bu hastalığa yakalandı .petrol bulunmasından sonra paranın hızla değerlenmesi  petrol sanayi dışındaki ihracat sektörü , hiç mal satamaz hale geldi.Döviz çeşmesi durdu.cari açık arttıkça yabancılar için risk artmaya başladı.bu durumdayken petrol fiyatlarının aniden düşmesi ve dışarıda faiz oranlarının artması yabnancıların gözünün Meksika dışına çevrilmesine sebeb oldu.

Sonuç ; yabancılar yeteri kadar kaymak yemişler ve semizleşmişlerdi.Kötü gidişatı gören ve daha önce kapısında borç vermek için randevu isteyenler meksikadan kaçmaya başladı.Oluk oluk para kaçışı başladğında 3 haftalık ithalatı karşılayacak kadar para kalmamıştı 1982 de.Pezo 3 kez devalüe edildi ve kurlar %80 arttı ama para kaçmaya devam etti.

DERS: Meksika hükümeti ,ileride petrolden kazanacağını düşündüğü paraları bugünden borçlanarak harcadı , har vurup harman savurdu ama borç verenler paralarını almak istediklerinde ,güvendikleri miktarda petrol gelirleri yoktu.GELECEKTE KAZANMAYI DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ PARAYI BUGÜNDEN BORÇ ALIP HARCAMAYIN .AKSİ HALDE KRİZE GİRERSİNİZ.

**Kriz geçiren birçok ülkede ,krizin bütün sinyalleri gelse bile , yöneticiler kesinlikle kabul etmek istemiyorlar.

**Yatırımcılar kuzunun kalbine , filin hafızasına , ve bir ceylanın bacaklarına sahiptirler

**Ani bir çıkış olduğunda bile döviz kurlarının bandının geniş bırakılması ve bu tür şoklara karşı esnek olnması gerekir.böylece cari açık arttıkça döviz yükselir döviz yükseldikçe ithalat azalır ve ihracat yeniden artar cari açık yeniden düşer.bu mekanizmada kırılma veya tıkanma olursa (sabit kur sistemi ,çıpa sistemi , dolara para değerini sabitleme, hükümeti bağlayıcı taahhütler  vs ) bu çalışmaz ve kriz şeklinde çok daha yıkıcı bir şekilde dönüş olur.

**EKONOMİNİN BÜNYESİNDE KRİZ VİRÜSLERİ BUUNUR HERZAMAN  VE BUNLAR UYGUN ORTAMI BULDUKLARINDA HIZLA HAREKETE GEÇERLER .(hükümet krizi , savaş tehlikesi  , vs )

***ekonomi  masasının ayakları denge esasına göre çalışır.bir ayakta denge bozulmuşsa ,er yada geç , kur ve faiz yeni seviyelere ulaşarak dengeleri yerine getirir.Ama bu süreç çok sancılı olabilir.

**EĞER BİR ÜLKENİN MALİYE BAKANI ,KURUN AŞIRI DEĞERLİ OLMADIĞINI GÖSTEREN BİR ENDEKS HESAPLAMIŞ VE BUNU KAMUOYUNA AÇIKLAMIŞSA ,O ÜLKENİN KURUNUN VE ÜLKENİN AŞIRI DEĞERLENMİŞ OLDUĞUNU ANLARSINIZ

**Üç önemli noktaya bakma gerekir

1-reel kurlar tarihinin en yüksek seviyelerindeyse

2-cari açık çok yüksekse

3-büyüme kanadında zorlanma var ise , ÜLKENİN PARASININ AŞIRI DEĞERLİ OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLİRİZ.

Burada asıl sorun kurların reel olarak değerlenmesi değil , CARİ AÇIĞIN SÜRDÜREBİLİRLİĞİDİR.

Yukarıdaki şartlar oluştuysa önümüzde 4 seçenek vardır.

1-var olan bant içinde küçük çaplı dalgalanmanın devam ettirilmesi

2-ekonomik konseyi oluşturan  işçi ve işveren temsilcileriyle anlaşılarak devalüasyon yapılması

3-yüksek oranlı bir devalüeasyon yapılması

4-kurların serbest dalgalanmaya bırakılması

*türkiyede  reel getiriler (Reel  faizler) diğer ülkelerle karşılaştırıldığında çok cazip , yüksek risk primi karşılığında ve en önemlisi kurların artmayacağını bir şekilde bilindiği için yada kurları yönetebildikileri için (manüpüle edebildiklerinden ) risk alarak yabancılar sıcak parayı sokmuştur.

*Açık enflasyon hedeflemesine geçiş kararı bu hükümet zamanında alınmış en kötü ve tehlikeli karardır.örtülü enflasyon hedeflemesinde ise sadece enflasyon tahmini yapılıyor ama açık bir hedef verilmediği için ,harket alanı geniş oluyordu.enflasyon biraz artsa bile ,bir garanti verilmediğinden dolayı güvenilirlik kaybı olmaz.Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin tutunacağı en önemli dal “ GÜVENLİRLİKTİR”

Türkiyede serbest kurlar meselesinde ise açık enflasyon hedeflemesine gitmişseniz ,döviz kurlarındaki artışlarından rahatsız olacaksınız demektir.”finansal teröristler “ bunu çok iyi biliyor ve ellerini ovuşturuyorlar.Çünki kaçmak istedikleri anda ,merkez bankası , kurların serbestçe artmasına izin veremez.Eğer izin verirse enflasyon hedefini tutturamaz.

**BİR YATIRIMIN MARJİNAL VERİMLİLİĞİ , YATIRIM MİKTARI ARTTIKÇA AZALIR.

**FİNANSIN ŞEYTAN ÜÇGENİ FAİZ ,KUR VE ENFLASYONDUR.

TAKTİK :TL SAT DOLAR AL

TL sat dolar al.değişik kademelerde tekrarla , sebeb olarak herhangi birşeyi değişik aralıklarla piyasaya üfle.Nasılsa inanan bu ortamda bolbulunur.Bu hükümet gitmeli , güven yok , konsolidasyon geliyor , borçlar döndürülemez , erken seçim şart , askeri müdahale olacakmış gibi mesajların alıcısı nasılsa bol.

Daha sonra pozisyonu savunmaya başla .İşlem yapmasan bile londradaki brokerlarda alış fiyatın yüksek tut.Kazara biri sana satış yaparsa ben o banka ile çalışmıyorum deme lüksüne sahipsin .Bu aradsa piyasa seni alıcı sanmış fiyatı yukarı çekmiştir.

Tüpraş örneği okunmalı  önemli (sayfa 240)

DOLAR SAT ,TL AL …

Türkiyede  oynanan oyunların bir başkasıda  dolar sat , tl al dır.Tl yi çekebildiğin kadar aşağı çek.çünki doları satıp TL yi düşürdükçe ,dolar bazındaki kazancın daha yüksek oluyor.

SPEKÜLASYON  SALDIRISI ..BEYAZ YAKALI TERÖRİSTLER ..HONKONG ÖRNEĞİ

Honkong Uzakdoğu krizi  sırasında zor durumdaydı.japonlar artık ülkeye gelmiyor , bankaların iş hacmi düşüyordu, ayrıca çinin devalüasyon yapacağı söylentileri başlamıştı.HOnkongun zayıf yönü ise döviz kurunu 7.8 ABD kuruna kesin biçimde sabitlemiş olmasıydı.bu nedenle honkong tokyodan bile pahalı bir şehir haline gelmişti.İş adamları devalüasyon istemeye başlamışken ,honkong hükümeti Kurlara dokunmayacağını kesin bir şekilde açıklamıştı.

Pusuda bekleyen soros un quantum ve robertsonun Tiger fonları bir köpekbalığı gibi kokuyu almışlardı.şimdi oyunun başlama zamanıydı

AÇIĞA SATIŞ …BİR TERÖRİZM SİLAHI

Açığa satış , hisse sahiplerinden hisseleri ödünç alıp ,bir kira bedeli ödeyerek satışa geçilmesidir.Soros ve ekibi  büyk miktarlarda hisseleri kiralayıp ,açığa satarak ellerine geçen honkong dolarını ABD dolarına çevirmeye başladılar ve ABD doları na olan hızla talep arttı.

Hisseler için ödenen kira bedeli %10 geçmiyordu.yani 100 dolar ödeyerek 1000 dolarlık  bir varlığa sahip oluyorsunuz.elinizdeki 100 dolar ile 1000 dolar alabilme gücüne sahip oluyordunuz.(1.milyar dolarınız var ise 10 milyar dolar elde ediyorsunuz)

Ellerindeki her bir dolar için saldırdıkları ülkenin merkez bankasının 10 doları olması gerek demektir.

Oyun şudur  hisse senedi kira bedeli ile 100 dolar karşılığı  1000 dolarlık alınır.sonra bu hisse piyasada satılmaya başlanır.hissenin değeri hızla düşmeye başlar .diğer taraftan satılan hisselerle hızla dolar toplanır.doların yükselmesi ile birlikte piyasa tetiklenir ve bir kriz algısı oluştrurulur.artık gerisi piyasada panik havasının oluşması bu arada düşük miktarda alınan dolarların uçup gitmesi bunun diğer tarafı olan hisse senetlerinin dip yapmasına kalmıştır.süreç çalışınca  tavan yapmış dolarlar bozdurularak taban yapmış hisseler alınıp sahiplerine iade edilir.ve ülkeden çıkılır .

Honkong krizinde hedge fonlarının açığa satış miktarı 30milyar dolar dır.bu Amerika birleşik devletlerinde 1.5 trilyon dolar kadar bir satışa takabül eder.honkong merkez bankası soros un yaptığı açığa satış hisselerinin tamamını almaya başladı ve oyunu bozdu…

SOROS GERÇEĞİ :GİZLİ FİNANSAL AĞ

Soros geniş ve kirli bir finansal buzdağının görünen yüzüdür.Bu finansal ağın merkezi , Avrupanın ileri gelen aristokrat ve kraliyet ailelerinin oluşturduğu İSLES klübüdür.Bu klüp 2.dünya savaşı sonrasında İngiliz İmparatorluğunun  kalıntıları üzerine kurulmuştur.Jeopolitik amaçlarına ulaşmak için devleti kullanmak yerine (İngiliz imparatorluğundaki gibi eski sistemle değil ),özel  bir finansal holding şekilde ortaya çıkmıştır.Bu özel finansal holding artık gidip ülkeleri işgal ederek , buradaki doğal kaynakları ülkesine aktarmıyor ,ama herkesin gözü önünde bu kaynakları çok daha profesyonelce ve finansal silahlarla yapıyor.

İSLS  klübünün merkezi Londra şehridir ve ROTHSCHİLD AİLESİ ,İSLES klübünün en önemli üyesidir.Bu aile ,İngiliz kraliyet ailesinin vekili olması yanında , Soros un kariyenin oluşmasını sağlam ıştır.Soros un  quantum fonunun 14.milyar dolarlık bir meblağı yöneten özel bir fondur. En önemli müşterisi veya yatırımcısı İngiltere Kraliçesi Elizabeth dir ve avrupanın en varlıklı şahsiyetidir.Quantum fonu Karayipteki vergi cenneti Hollanda Antillerine kayıtlıdır.En önemli amaç abd deki vergilerden kaçmak ,yatırımcıların kimliğini gizlemek ve onların parası ile istediğinz gibi oynayabilmektir.Böylece vergi vs yönlerden otoritelerden gizlenebilmektedir.Yönetim kurulunda ,Amerikan  vatandaşı olan hiç kimseye yer vermemiştir.Yöneticileri , İsveçli , İtalyan veya ingilizdir.Fonun yönetim kurulu üyelerinden RİCHARD KATZ ,Rothschild in en önemli adamıdır.bu kişi aynı zmaanda Londradaki “ Rothschhild ve oğulları ticaret bankası “ ile İtalya nın Milano şehrindeki “Rothschild italya   nın yönetimindedir.

**Türkiyenin en büyük sorunlarından biri ,ardı arkası kesilmeyen bu ybancı para girişidir.Tl nin değerlenme sürecinin devam etmesi ,makro dengeleri bozucu etki yapıyor.

ASYA KRİZİ

**Cari açık ,ülkedeki tasarruflar ile yatırımlarınız arasındaki faktır .Bu nedenle cari açık , ya azalan tasarruflar yada artan yatırımlar nedeniyle ortaya çıkabilir.

*Kolayca dış borç bulan Asya ülkeleri bu paraları alıp yatırımlada kullanıyorlardı.Fakat bir sorun vardı .Eğer 100 lira borç almış ve 15 lira faiz ödeyeceksiniz, bu paraya en azından 16 lira getiri sağlamalısınız.Aksi halde borcu borçla çevirmeye başlarsınız .işte asya krizinin temeli buydu .

*Güney kore de  holdinglerin verilerine baktığımızda ,sermayalerinin en azından 3-4 katı borçlanmışlardı.otuza yakın sayıdaki bu holdinglerin 7 tanesi zaten iflas etmişti.örneğin JİNFRO isimli holding ,sermayesinin 85 katı borçlanmıştı.

Güney körede emlak sektöründeki yatırımlar akıl almaz boyutlara ulaşmıştı.Verimi çok düşük olan bu alanlara yapılan yatırmıların geri dönmesi söz konusu değildi.bu alanda büyük bir balon oluştu.ayın balaon hisse senetlerindede oluştu.

Özetlersek yabancılardan gelenpara hisse senedine , emlak sektörüne ve tüketiciye kredi olarak gidiyordu.Herkes her alanda yatırıma girmiş ve böylelikle yatırımın getirisi hızla azalmıştı.kar marjları   , borçlanma maliyetinin altına düşmüştü.Tüketiciye verilen krediler kesildiği anda aşırı yatırım yapan özel sektör borçlarını ödeyemeyecek duruma gelmişti.Dolayısıyla dışarıdan gelecek paranın kesilmesi durumunda ,ekonomi duvara çarpacaktı.

**eğer yatırımlarınız sonrsaında ürettiklerinizi satıp yeni nakit oluşturmakta güçlük çekerseniz bunuda borçla kapatmaya başlarsınız.

**hükümetler yada firmalar yada bireyler veya bunlardan ikisi yada üçü ,borç almanın dayanılmaz çekiciliğine kapılıp ,iyi günlerde sanki bedavaya alıyormuşçasına borç batağına saplanıyorlar ve değirmenin suyu durduğu anda krizler geliyordu.

ŞİLİNİN BAŞARISININ TEMELİ

Birçok kriz tecrübesi geçiren şili bir başarı hikaysi yazmıştır.buradaki başarı nedenlerinden en önemlisi belki ülkeye giren parayı ikiye ayırmasıdır.Direk yatırım olarak gelen yabancı sermayaye bütün kapılar açıktır.Fakat ülkeye borç yada  pörtfoy yatırımı olarak gelen paranın önüne engeller konuldu.Yani hemen kaçabilecek parayı istemediklerini ilan ettiler ve vergilendirdiler.Malezyada benzer şekilde süre tahdidi koydu.Belirli bir süreden önce ülkeden çıkmaya çalışan para üzerinden vergi alınıyor.Böylece özel sektöründe dış dünyadan hovardaca borçlanmasının önüne geçilmiş oldu.Vergiler nedeniyle ,borç şeklinde ülkeye giren paranın maliyeti artıyor ve bu durum özel sektörün sağlıksız borçlanmasını engelliyordu.

**ekonomiyi kötü yönettikleri  ,rüşvet aldıkları ,kayırmacılık yaptıkları ve şeffaf olmadıkları için suçlanarak ,krizlerin faturası ülkeye ve ülke yöneticilerine çıkarılırken , hala kimse döviz tacirlerini  ve bire yirmi oranında kredili işlem yapan kan emici fonları suçlamıyor.Çünki dünyayı yöneten çok etkili insanlar ,bu operasyonlardan büyük paralar kazanıyorlar…

**uzak doğu krizinde bankaların emlak sektörüne verdiği kredilerde anormal artışlar vardı.diğer kriz geçiren ülkelerdede emlak sektöründe hızla artan fiyatlar kriz sinyali olabiliyor.

*Kriz ve panik anı geldiğinde çözüm üretmek  kolay değil.

*LRİ  (LOW RETURN OF İNVESTMENTS ) VİRÜSÜ

Bu tabir verimi düşük olan yatırımlar anlamına gelir.güney köredeki durum gibi .Korede birçok firma sermayelerinin 300-400 katı borçlanmışladı.Bunlar arasında sermayesinin 8.000 katı borçlananlar da vardı.Bu paralar istendiğinde ,toprağa  ve emlağa gömülmüş olan parayı getirmek imkansızdır.

*bu LRİ virüsü çok sinsi olup makro ekonomik dengeleriniz çok güzle görünürken aniden ortaya çıkıp bütün vücudu tahrip edilebilir.bu yüzden makro değil mikro göstergelere bakmak gerekir.

*Ekonomiyi yönetirken yapılacak en önemli hata ,finansmanın kesimeyeceğini varsaymaktır.Borçla büyümek kolay ve hızlı olur ama finansmankesildiği anda şiddetli krizler olur.

*bir ekonomideki sağlıklı büyüme ,emek ve sermayenin artışı kdar olan büyümedir.Emek ve sermayenizin verimliliği her yıl yüzde 1-2 artarken sizin ekonominiz yüzde 8-10 seviyelerinde büyüyorsa ,bu hormonlu büyümedir ve kriz kaçınılmazdır.Zamanlama yapmakimkansızdır ama sonuç bellidir.

*krizleri önlemenin tek yolu  ama en zor yolu ülkedeki herkesin bilinçli bir şekilde dövize yönelmemesi ve yapılabilirse eğer tam tersi istikamette elindeki dövizi bozdurarak kuru kontrol altına almasıdır.bu konu her ne kadar kitapta hikayeleştirilmiş ve yaptırılmışsada oldukça zordur.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s