STARBUCKS -Gönlünü işe vermek ..HOWARD SCHULTZ

indir

HOWARD SCHULT

Her bir bardak kahveyi ilk kez hazırlıyormuşcasına…

 ÖZETİ HAZIRLAYAN

EKREM HASKARAMAN

ÖNSÖZ

“İş aleminde çoğu kişinin fark etmediği şey, bu durumun günü kurtaracak ve sadece taraflardan birine menfaat sağlayacak bir uygulama olmadığıdır. Çalışanlara iyi davranmak, sadece karı azaltan ek bir maliyet olarak görülmemeli, aksine işletmeyi bir liderin tahmin edebileceğinin çok ötesinde büyütebilecek bir güç olarak görülmelidir.”

“Girişimcileri yükseği hedeflemeye teşvik ediyorum. Sadece finiş hattına varıyorsanız başarı boştur. En iyi ödül, orayı etrafı kazananlarla çevrili olarak ulaşmaktır. Yanınızda ister çalışan, ister misafir, ister hissedar veya ister okuyucu olsun, ne kadar kazanan varsa, zafer o kadar memnun edici olur.”

“İşinize ve herhangi bir değerli girişime gönlünüzü verirseniz, başkalarının imkansız saydığı hayallere ulaşabilirsiniz. Bu da hayatı anlamlı kılan şeydir.”

  1. Bölüm

“Görünüşte aşılamaz sanılan engelleri ortadan kaldırdığınızda diğer güçlükler gözümüzü daha az korkutur. Çoğu insan ısrarla peşine düştüğü hayallerinin ötesine geçebilir. Herkesi büyük hayaller kurmaya, temelleri sağlam atmaya, bilgiyi bir sünger gibi emmeye, geleneksek anlayışa meydan okumaktan korkmamaya teşvik ediyorum. Çünkü daha önce yapılmamış olması, sizin denememeniz anlamına gelmez.”

  1. Bölüm

“Her şirket bir şeyi ilke edinmeli. Starbucks sadece iyi kahveyi değil, özellikle de kurucularının tutkunu olduğu koyu kavrulmuş lezzet profilini ilke edinmişti.Onu farklı kılan ve otantik kılan şey buydu.”

“Misafirlere sadece istedikleri şeyleri vermezsiniz. Onlara alışkın olmadıkları bir şeyi, damak tatlarını geliştirecek çok daha iyi bir şeyi sunarsanız, onları size bağlayacak bir keşif, heyecan ve sadakat duygusu oluşturabilirsiniz. Belki uzun zaman alur ama mükemmel bir ürününüz varsa misafirlerinize, piyasaya boyun eğmektense o üründen hoşlanmayı öğretebilirsiniz.”

“Starbucks’ın kurucuları satışla ilgili temel bir gerçeği anlamışlard: Misafirlere bir şey anlatmak için bir anlayış ve kültür geliştirmeli ve öğrenmek isteyenleri bilgilendirmelisiniz.Böyle yaparsanız uygun bir Pazar gibi görünen şey, hayal ettiğinizden daha fazla insanı kendine çekebilir.”

  1. Bölüm

“HİÇ ŞANSIN OLMADIĞINI SÖYLÜYORSAN BELKİ DE ŞANSINI HİÇ DENEMEMİŞİNDİR”

“Starbucks bir kahve çekirdeği üreticisi ve satıcısıyken kendilerine birlikte çalışma arzumu ilettiğimde beni reddetmişlerdi. O zamandan bu zamana geçen 15 yılda hep şunu merak ettim: Jerry ve arkadaşlarının ilk kararını kabul etseydim ne olacaktı? Çoğu insan bir işe kabul edilmediğinde çeker gider.”

“Hayatım boyunca sonradan başka yerlerde ve başka konularla ilgili olarak başımdan buna benzer olaylar geçmiştir. Çoğu defa bana, yapılmayacağı söylendi. Bir şeylerin olması için azmimi ve etkileme yeteneğimi sonuna kadar kullanmak zorunda kaldım.”

Hayat hedefi kıl payı kaçıran atışlar dizisidir. Şansa bağlı kalmak, şansı ortadan kaldırmaktır. Günü yakalamanız ve geleceğiniz için sorumluluk almanız gerekir. Başka insanların görmediklerini görmeniz, başkaları size aksini söylese de o vizyonun peşine düşmeniz gerekir.

 

“ Hiçbir büyük başarı şans eseri değildir.”

 

Vizyon gördüğünüz şeyi başkaları görmediği zaman söz konusu olur.”

 

  1. Bölüm

“ Ne zaman başarılı bir iş görseniz, birisi bir zamanlar mutlaka cesur bir karar almış demektir.” PETER DRUCKER

“Ne zaman bir şirket veya bir kişi, kalabalığın içinden çıkıp parlasa diğerleri o şöhreti hemen talihli olmaya yorar. Başarılı olan kişi hiç şüphesiz bunun yetenek ve çok çalışmanın ürünü olduğunu söyleyerek itiraz eder.”

“Hiç sizi havalara uçuracak derecede parlak bir fikriniz olup da onu gerçeğe dönüştürebilecek insanların, size bu fikrin peşinden koşmaya değmeyeceğini söylediği oldu mu?” İtalya’dan Seattle’a dönüşümde benim başıma gelen işte buydu. Gerçekten yepyeni bir sanayinin temelini oluşturacak ve Amerikalıların kahve içme tarzını değiştirecek fevkalade bir anlayışla karşılaşacağımı sanmıştım. Ama patronlarıma göre ben aşırı heyecanlı bir pazarlama müdürüydüm…”

“Starbucks’ın bir perakendeci olduğunu, bir lokanta veya bir bar olmadığını söylüyorlardı. Espresso içecek servisi yapmanın onları meşrubat işine bulaştıracağını düşünüyorlar ve bunun da zihinlerinde canlandırdıkları kahve mağazası misyonunun bütünlüğünü sulandıracağından korkuyorlardı. Starbucks’ın başarısına da işaret ediyorlardı. Şirket küçüktü ve her yıl kar yapıyordu. Neden bu durumu bozsunlar ki?”

“Çoğu şirkette orta düzey yöneticiler, hatta işe yeni giren çalışanlar, riskli, cesur fikirlerin ateşli savunucuları haline gelirler. Müdürlerin o fikirleri denemeleri ve dinleyip uygulamaları konusunda, icra kurulu başkanı kuşku duysa bile istekli olmaları önemlidir. Bu gerçeği ilk defa 1984’te bir Sbucks çalışanı olarak öğrendim. Sonra ise icra kurulu başkanı olarak emin oldum. Patron olarak yeni fikirlere kulaklarınızı tıkarsanız kendinizi, şirketiniz için büyük fırsatlar kaçırmış halde bulabilirsiniz.”

“Başarıyı meydana getiren şey kısmen zamanlama ve şanstır. Ama çoğumuzun kendi fırsatlarını kendisinin üretmesi ve başkalarının göremediği büyük bir fırsat gördüğü zaman üzerine atlamaya hazırlıklı olması gerekiyor.”

Bölüm 5.

“Başkaları bizi daha önce yaptıklarımızla değerlendirirken biz kendimizi yapabileceğimizi hissettiklerimizle değerlendiririz.” Henry LONGFELLOW

“Yeni sanayileri kuranlar, yeni ürünlere yatırım yapanlar, uzun ömürlü girişimlere imza atanlar ve en yüksek başarı seviyesine ulaşmak için çevresindekilere yeteneklerini kullanmaları konusunda ilham verenler; az gidilen yolu takip edenlerdir.”

“ Tutarsız bir acemi çaylak olmaktan vazgeçip engellere karşı mücadele ederseniz sadece kötü bir talihi, yani alaladeliği tehlikeye atmış olursunuz.”

“Dünyanın en iyi iş planı bile tutku ve dürüstlükle desteklenmiyorsa herhangi bir kazanç üretemez.”

“Bana öyle geliyor ki başarılı insanlar, herhangi bir şeyi yapmak için enerji harcıyorlar. Bu Dünyada çok az insan büyük risk altına girmeye heveslidir.”

“Kendinden şüphe etmekle kendine güvenmek arasında ince bir çizgi vardır ve her iki duyguyu da aynı anda hissetmek mümkündür. O zamanlar ve bugün güvensizlikten bunalabiliyordum. Ama aynı zamanda kendime fazlasıyla güveniyor ve inanıyordum.”

“Yatırımcılara I1 gionarle’de yapmayı düşündüğümüz şeyin bir ürünü yeniden keşfetmek olduğunu söyledim. Eski,yorgun ve yaygın olan bir şeyi, kahveyi alıp onun çevresinde bir aşk ve topluluk duygusu sunacaktık. Asırlar boyunca kahve çevresinde dönen gizem ve cazibeyi yeniden keşfedecektik. Bir karmaşıklık, tarz ve bilgi atmosferiyle misafirleri büyüleyecektik.”

“Benzer bir şeyi yaptığını bildiğim tek şirket NİKE’dır. Lastik ayakkabılar kesinlikle bir üründü;ucuz, standart, pratik ve genel olarak çok iyi. NİKE’ın stratejisi, önce Dünya çapında ayakkabılar tasarlamak, sonra da onaların çevresinde mükemmel atletik performans ve zarif bir haşarılık atmosferi oluşturmaktı. Bu duygu öyle haşarıydı ki atlet olmayan çok sayıda kişiye NİKE ayakkabılarını giymeleri için ilham verdi. 1970’lerde iyi lastik ayakkabıların çifti 20 $’dı. Birilerinin bir çift basketbol ayakkabısına 140 $ ödeyeceği kimin aklına gelirdi?”

BÖLÜM 6

“Bir insanın kuvvetinin sınırı, rahatlık ve güven anlarında ki tutumuyla değil zorluk ve mücadele anlarında ki tutumuyla ölçülür.” MARTIN LUTHER KING

“Girişiminizi geliştirme ve değerlerinizi üzerine yerleştirme sürecinde gönderdiğiniz ilk sinyallerin önemini küçümsemeyin. Partner edinirken, çalışanları seçerken tutkunuzu, bağlılığınızı ve hedeflerinizi paylaşan insanları seçtiğinizden emin olun. Misyonunuzu kafadarlarınızla paylaşırsanız bunun çok daha güçlü etkileri olur.”

“Çoğumuz, hayallerimizin suya düşecek gibi olduğu önemli anlarla karşı karşıya kalırız. Bu tür olaylara karşı hazırlıklı değilsinizdir ama nasıl tepki vereceğiniz önemlidir. Önemli olan sahip olduğunuz değerleri unutmamanızdır: Cesur ama dürüst olun. Teslim olmayın. Çevrenizdeki diğer insanlar da dürüstse başarırsınız.”

“Beklenmedik toplar kafanıza çarptığında savunmasız kalabilirsiniz. İşte böyle durumlarda bir fırsatı kaçırabilirsiniz. Böyle anlar, aynı zamanda gücünüzün test edildiği zamanlardır.”

“Starbucks misyon bildirisi’nde de yer verdiğimiz ‘insanlara saygılı olma’ ilkesinden söz ettiğimde şüpheci insanlar dudak büküyorlar. Bunun herkesin bildiği bir gerçek olduğunu, bu yüzden boş bir konuşma olduğunu söylüyorlar. Ama bazı insanlar bu kuralı hayata geçirmez. Bir kişinin dürüstlükten uzak olduğunu ve prensip sahibi olmadığını sezdiğimde onunla ilişkiyi kesiyorum. Çünkü uzun vadede bunun hiçbir değeri yok!”

Bölüm 7:

“Geceleri zihinlerinin tozlu girintilerinde rüya görenler uyandıklarında her şeyin boş olduğunu görürler. Ama gündüz rüya görenler tehlikeli adamlardır. Onlar rüyalarını gözleri açıkken görürler ve gerçekleştirmek için harekete geçerler.”  T.E Lawrence

“Rekabet avantajı, sahip olduğu değerlere ve ilkelere dayandığı için yıllar boyunca gelişmesini sürdüren bir şirket tesis etmek istiyordum. Tek bir amaç için birlikte çalışan, siyasi çekişmelerden kaçınan ve başkalarının imkansız dediği hedeflere ulaşmayı seven kişileri etkileyip çalıştırmak istiyordum. Sadece personel memnuniyeti değil saygın ve muteber bir işletme anlayışını göz önünde tutan bir kültür oluşturmak istiyordum. Küçük bir hayal kurmaktansa büyüğünü tercih ediyordum.”

Bölüm 8:

“Ne yapabilirsen veya yapabileceğini hayal edebilirsen et.. ama başla. Cesaretin içinde deha,güç ve çekicilik vardır.” Goethe

“Starbucks’ın bu kadar çok farklı türde şehirde başarılı olması sonucunda beni şunları düşünmeye zorladı: İnsanların karşılık verdiği şey nedir? Neden starbucks ve benzer kafeler, birbirinden tamamen farklı mekanlarda duyguları harekete geçiriyor? Gerçekten hangi ihtiyacı karşılıyoruz?Neden bu kadar çok misafir starbucks mağazalarının önünde isteyerek uzun kuyruklar oluşturuyorlar? Bu kadar çok kişi neden ellerinde alıp götürebilecekleri bir barkak olmasına rağmen mekandan ayrılamıyor?”

“önceleri bunun sadece kahveyle ilgili olduğunu düşündük. Ama zaman geçtikçe mağazalarımızın daha derin bir rezonansı olduğunu ve kahvenin kendisi gibi ayartıcı bir etkisi olduğunu fark ettik.”

“Çekici bir tat. Starbucks mağazalarında insanlar kendilerini günlük hayatın rutininden uzaklaştıran beş-on dakikalık bir mola veriyor. Sumatra,Kenya veya Kostarika’dan bir esinti hissedebilmek için başka nereye gidebilirsiniz ki? Başka nerede Verona veya Milano’dan bir tat alabilirsiniz ki?”

“Ucuz bir lüks. Mağazalarımızda zengin bir cerrahın önünde sıraya geçmiş bir polis memuru veya bşr kamu hizmetlisi görevlisi görebilirsiniz. İşçi sınıfına mensup bir kişinin, cerrahın sürdüğü bir Mercedes’i almaya gücü yetmeyebilir ama kendisine 2 dolarlık bir cappucino ısmarlayabilir. Onlar hem kendilerini ödüllendiriyor hem de Dünya çapında bir şeyin tadını çıkarıyorlar.”

“Bir vaha. Gitgide çadırdayan bir toplumun içinde mağazalarımız, düşüncelerimizi toparlamamız ve kendimize odaklanmamızı sağlar. Starbucks personeli size gülümser, hızlı servis yapar ve sizi bezdirmez. Sbucs’a uğradığınızda sizi yerden yere vuran pek çok şeyden kısa süreliğine de olsa kaçmış olursunuz. Bu yüzden bir soluklanma yeri olduk.”

“Tesadüfi sosyal etkileşim. Floridalı sosyoloji profesörü Oldenburg; ‘the great good place’ adlı kitabında; insanlar , toplanabilecekleri, iş ve evle ilgili endişelerini bir kenera bırakabilecekleri , dinlenip sohbet edebilecekleri gayri resmi umumi mekanlara ihtiyaç duyuyor. Almanya’nın bira bahçeleri, İngiltere’nin pub’ları, Fransız ve viyana kafeleri, insanların hayatlarında ki bu boşluğu doldurarak herkesin eşit olduğu, konuşmanın başlıca faaliyet olduğu tarafsız bir ortam sağlıyor. Amerika bir zamanlar tavernalarında, berber dükkanlarında ve güzellik salonlarında böyle yerlere sahipti. Ama banliyöleşme ile bunlar gözden kayboluyor ve yerini, banliyö evlerinin kendi kendine yeten ortamına bırakıyor.” “Bu mekanlar olmadan kentsel alan, şehrin özü olan insan ilişkilerinin çeşitliliğini besleyemez. Bu yerlerden mahrum kalan insanlar, kendi kalabalıkları içinde yalnız kalırlar.”

 

“Büyük fırsatlar yeni bir şeyin oluşmasında yatar. Ama bu yenilik, uygun ve ilham verici olmalı. Yoksa havai fişek gibi renk cümbüşü içinde patlayıp gözden kaybolur.”

 

BÖLÜM 9:

“Planımı, isteğe bağlı cömert bir ödenek olarak değil temel bir strateji olarak görüyordum: İnsanlara arka çık, onlar da sana arka çıkar. Bu ticaretin en eski formülüdür. Pek çok aile şirketinde alışkanlık halini almıştır. Ne var ki 1980’lerin sonlarına kadar unutulmuş görünüyordu.”

“Yarım mesai çalışanların starbucks için hayati öneme sahip olduğunu savundum. Aslında onlar iş gücümüzün üçte ikisini temsil ediyorlardı. Mağazalarımız erken, kimi zaman 5.30’ta açılmak durumundaydı ve çoğu zaman 21.00’a kadar açık kalıyordu. Kısa vardiyalar halinde çalışmak isteyen kimseler vardı. Yarım mesai çalışanlar genelde öğrencilerden veya başka işlerle meşgul olan kimselerden oluşuyordu. Bunlar da tam mesai ücreti alan kişiler gibi sağlık ödeneği almak istiyorlardı. Ben de bu insanların şirkete yaptığı katkıyı ödüllendirmemiz gerektiğini savunuyordum. Kurul kabul etti ve 1988 sonlarında yarım mesai çalışan herkese sağlık ödeneği ödemeye başladık. Bildiğim kadarıyla bunu yapan tek özel şirket, sonraları ise tek halka açık şirket olduk. Sonradan bunun aldığımız en iyi kararlardan biri olduğu ortaya çıktı. Ülke çapında çoğu perakendeci ve fast-food zinciri, bir yıl içinde %150 ya da %400 işçi çıkarıp alma hızına sahipken Sbucks’ta barista seviyesinde bu hız yaklaşık %25’ken diğer perakendecilerde %50 seviyesindedir. Daha da önemlisi sağlık planının personelin tutumunda büyük bir farklılık meydana getirdiğini tespit ettik. Bir şirket personele karşı cömertlik gösterince çalışanlar da yaptıkları her şeyde daha olumlu bir yaklaşım sergiliyorlar.”

“En geniş kapsamlı fikirlerin bir kısmı “personel geliştirme” ekibinden geliyordu. Starbucks’ın uzun vadeli bir hisse senedi opsiyon planını uygulamaya koymasını tavsiye ettiler. Bu neredeyse başından beri hayalini kurduğum bir şeydi. Ayrıca bir misyon bildirisi yazıp duvara yapıştırmanın yeterli olmadığı konusunda ısrarcı oldular. Starbucks, bildiriyi uyguladığımızdan emin olmanın bir yolunu bulmalıydı. Bu yüzden bir “ misyon gözden geçirme” ekibi oluşturulmasını teklif ettiler. Her mağazada ki ve diğer yerlerde ki çalışanların her birine kartpostal büyüklüğünde bir yorum kartı verilecek ve misyon bildirimize uymayan bir karar gördükleri takdirde bunu misyon gözden geçirme ekibine rapor etmeleri teşvik edilecekti.”

“Hisse senedi opsiyonuyla ilgili olarak; her partner yıllık taban maaşının %12 si değerinde hisse senedi opsiyonuyla ödüllendirildi. Mesela 20.000$ kazanan bir partnere 2400$ değerinde hisse senedi opsiyonu verilecekti.”

“Starbucks çalışanlarımızın sadakati olmadan büyüyemez ve misafirlerimizin kalbini kazanamazdık. Ticarette tutku; mülkiyet, güven ve bağlılık duygusundan gelir. Bunlardan birisi yoksa çalışanlar işlerini sadece bir vazife gibi görürler. Bazen Sbucks’ta, özellikle büyüdükçe ve en yeni mağazamızda ki en yeni adamımızla benim aramda ki mesafe arttıkça bu bakış açısını kaybettiğimiz oluyor. Ama bütün samimiyetimle biliyorum ki personele masraflı bir üretim bandı parçası gibi muamele ettiğimiz takdirde hedeflerimize ve değerlerimize ulaşamıyoruz. Onların tutkusu ve bağlılığı bizim bir numaralı rekabet üstünlüğümüzdür. Bunu kaybedersek oyunu da kaybetmiş oluruz.”

 

“Hızlı büyümeyi arzuluyorsanız, kurmayı planladığınız daha büyük bir girişimin alt yapısını oluşturmaya ihtiyacınız vardır. İki katlı bir ev için tasarlanmış bir temelin üzerine yüz katlı bir gökdelen inşaa edemezsiniz.”

BÖLÜM 11:

En iyi yönetici, istediğini yapması için iyi adamları toplayabilen ve işi yaptıkları sırada onlara karışmaktan kendini alabilen kişidir. THEODORE ROOSEVELT

 

“Akıllı bir yönetici ekip, bir şirketin başarılı olması bakımından hayati öneme sahiptir. Güçlü, yapıcı insanlar; sürekli evet diyen insanlardan çok daha uyarıcıdır. Sizden daha az bilen insanlardan ne öğrenebilirsiniz?Bir süre egonuzu tatmin ederler ve kolay emir alırlar ama büyümenize yardımcı olmazlar.”

“Çoğu girişimciye göre daha tecrübeli yöneticiler tutmak ve onlarak yetki vermek tehditkar olabilir. Bana gelince, bunun kolay olmadığını itiraf etmeliyim. Kimliğim, Sbucks’ın kimliğiyle o kadar özdeş hale gelmişti ki, herhangi bir değişiklik tavsiyesi, işimde bazı yönlerden başarısızmışım gibi bir hisse kapılmama neden oluyordu. Kafamın içinde sürekli bir savaş vardı. Şunu hiç unutmamalıydım: Bu insanlar sahip olmadığım bir şeyler getiriyor. Sbucks’ı tek başıma yapabileceğimden daha iyi hale getirecekler. Takım arkadaşlarımıza gönderdiğim mesajın oldukça net olmasına çaba gösterdim: Sizi işe aldım, çünkü benden daha akıllısınız. Şimdi gidip bunu ispatlayın.”

“Zaman zaman açık bir forumda çalışanları kutunun dışında düşünmeye zorlamak amacıyla bilerek mesele çıkartırım. Bir keresinde beklentileri aşmanın bir yolu olarak her mağazanın on dakika erken açılmasını ve on dakika geç kapanması gerektiğini öne sürdüm. Beklediğim üzere mağaza müdürleri büyük tepki gösterdiler. Bir şirkette insanlar yönetim hakkında en üretken yaklaşım konuyu doğrudan büyütmektir. Uygunsuz veya nahoş olmasın, meselelerin açıkca konuşulmasını sağlamak önünde sonunda öfkeyi dağıtmaya ve problemi çözmeye yardımcı olur.”

Mesai arkadaşımız Howard behar’ın favori cümlesi “duvarlar konuşur” ve odasında ki güzel alıntılardan birisinde şöyle der:

“Aylak aylak beklemeyeceksin.

Çukurdaydan kazmayı bırak!

Bir eylem adamı gibi düşün, bir düşünce adamı gibi davran.

Harcadığın en iyi dakika, insanlara yatırım yaptığın dakikadır.”

“Aşk ve vizyon olmadan bir işin ne ruhu ne de anlamı vardır.”

Orin 1990’da bize geldiğinde Starbucks profesyonelce yönetilen bir işletme değildi. Danışmanımızın “hazır. Ateş. Nişan al” diye tarif ettiği üzere tam anlamıyla girişimciydik. Orin’in, Starbucks’ı profesyonelce yönetilen bir şirkete dönüştürme gibi büyük bir iddiası yoktu. Öyle olsaydı bu, beni ve şirket içindeki birçok kişiyi korkuturdu. Bunun yerine bize örnek oldu. Temkinli ve liderlik becerileri sayesinde kendiliğinden daha dengeli bir yaklaşıma doğru yöneldi ki bu da o dönemde ihtiyacımız olan şeydi.”

“Orin arka odayla ilgilenirken ben de misafirlerin gördüğü şeye odaklanabiliyordum. Sonradan anladım ki arka oda gerçekten sayı kazandığımız yermiş. Futbolda sık sık söylenir: ‘Hücum sayı alır, defans oyun kazanır.’ İş hayatında ise ön oda Dünya’nın gördüğü şeydir. Bu bizde ise kahve, mağazalar, tarz, markadır. Ama arka oda kazandığımız yerdir. Arka odanın etkinliği gerçekten Starbucks’ı mali başarıya ulaştırmıştır. Orası Orin’in şirkete önemli ölçüde katkıda bulunduğu yerdir. Orin, beni olduğumdan daha iyi bir hale getirmiştir.”

Reklamlar

STARBUCKS -Gönlünü işe vermek ..HOWARD SCHULTZ” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s