Beyaz yakalının keyif defteri

beyaz yakali

Kitabın Adı : Beyaz yakalının keyif defteri

Yazar : İlham Süheyl Aygül

Sayfa : 96

Okuyanın Notu : 10

Özet : 

Son zamanlarda okuduğum en dolu yazılmış kitaplardan birisi. Her beyaz yakalı ve patron okumalı bence.

Hayatın keyfini, verimi, İstanbul’u pek güzel anlatmış İlham Bey.

Altı çizili yerlere gelince;

Yaşama doğru bir farkındalık yolculuğu  (Güzel bir söylem)

***

Aslında işkoliklerin çoğu hep daha çok çalıştıkları zaman kendilerin kahraman gibi hissederler, çünkü hayatlarında onları kahraman yapacak vaşka hiçbir şey yoktur

***

Bazı beyaz yakalılar temel amaçlarının yoğun tempoları arasında boş vakitler yaratmak olduğunu söyler.Ama çoğu sınırsız boş vakitle başa çıkmaya hazır değildir

***

‘’John Lennon’a küçükken sorarlar :

– Büyünce ne olacaksın ?
-Mutlu olacağım
-Sen soruyu anlamadın sanırım ?

-Bence siz hayatı anlamadınız.’’

***

Parayla yiyecekleri kilerine doldurabilirsin ama iştah alamazsın.İlaç alırsın ama her zaman sağlık alamazsın.Bilgi parayla ama bilgelik öyle değil.Gösteriş alırsın ama güzellik alamazsın.Yatak alırsın ama uyku alamazsın.Eğlence alırsın ama neşe alamazsın.Tanıdık alırsın ama dost alamazsın.Hizmetçi alırsın ama sadakat alamazsın.Boş vakit alırsın ama huzur alamazsın.Paran yoksa gidip loto oynayabilirsin.Belki banka soyabilirsin.Ama aşkı çalamazsın.Parası olmayana yardım eden kuruluşlar vardır.Ama aşkı olmayanın yarasına ne kurumlar ne de devlet baba merhem olabilir.

Para, yeryüzünde değeri olan her şeyi serebilir önümüze ama yüzünüzü avucuna alacak bir çift sıcak el getirmez maalesef.

Bu görüşe göre parayla her şeyin kabuğunu alırsın ama hiçbir şeyin çekirdeğini alamazsın. Amaç olmaması için kontrol altında tutulması gereken önemli bir araç.

***

Dilerim herkes bir gün zengin ve ünlü olur ve hayalini kurduğu her şeye kavuşur; böylece aranılan esas cevabın bu olmadığını anlar. – Jim Carey

***

İnsan mı paraya bağlı, para mı insana bağlı ? Bu, insana bağlı.

***

Bir Kurumsallaşma Masalı

Tanrıların dağı Olympos’ta huzurlu ve dingin yaşamın tekdüzeliğinden sıkılan patronlar günün birinde dünyaya gidip halkın arasına karışmak isterler.Bu talep aslında hiç de hoş karşılanmaz.Ancak patronlar kararlıdırlar ve bir daha geri dönmemek pahasına da olsa bu macera arayışı ile Olympos’tan kaçarak hikayemizi başlatırlar.

Patronlar dünyaya ulaşıp halkın arasına karışınca ilk etapta onların düşündükleri kadar sıradan olmadığını hayretle farkederler.Hatta bazılarının üstün ruhlara sahip olduğunu görünce de en derinlerde bir yerlerde kendilerini buruk hissederler.

Dünya çok güzeldir ancak halkın arasında yaşamak Olympos’taki kadar kolay ve sessiz değildir.Patronlar ilk etapta güvenlik içinde yaşamak için kendi mabetleri olan şirketleri inşa ederler.Kendilerini klonlama imkanı bulamadıklarından, şirket içine halk içinden seçtikleri en sadık olacağını düşündükleri kişileri toplayarak çevrelerine birkaç güvenlik çemberi oluşturmak isterler.Çemberi oluşturan bu kişilerin amacı kendilerini tekrar tanrılaştırmak için çalışmaları başlatmaktır.Elbette bu o kadar kolay değildir.Patronlar da onları kutsayarak havari ilan eder.Havarilerin temel görevi; patronun ruhunun şirket içinde dolaşmasını sağlayacak ortamı yaratmak ve oluşturacakları bu çemberi mümkün olduğunca genişleterek güç toplamaktır.

Rol dağılımının tamamlanmasıyla, patronun tekrar gökyüzüne yükselmesi sağlanırken havariler de fildişi kulelere yerleşirler.Havariler tarafından bu temel amaç çerçevesinde oluşturulan yazılı ve sözlü tüm davranış kalıplarına ve dayatmalara ‘kurum kültürü’ adı verilir.Bu kültürün bir çalışan olarak sizin ruhunuzu işgal etmesi de ‘kurumsal yurttaşlık’ olarak ifade edilir.

Kurumsal yurttaşlığın bir diğer anlamı; ruhunuzu teslim etmektir. Kurumsal kültür, adanmışlığı ve sorgulamadan çalışmayı kutsamaktır.Ruhlarını kaybedenler yavaş yavaş bir zombiye dönüşmeye başlarlar ama her yer benzerleriyle dolu olduğu için, ruhunu kaybetmemişlerle karşılaşıncaya kadar içlerindeki afyonun farkına varmazlar.Farkına varıldığında ise durum havarilere intikal eder, onlar da duruma el koyarak özgür ruh avı başlatır.Özgür ruhlar sürek avı içerisinde sistematik bir şekilde ele geçirilir; ele geçirilemiyorsa da çemberin dışına püskürtmek için etrafında sessizce dönülerek yapılan mobbing (işyerinde psikolojik şiddet) dansları eşliğinde en keskin baltalar bilenir.

Masalın bu aşamasında Tanrılaşmış patronumuz, masasında belirli aralıklarla toplanan havarilerimiz ve sadece çalışarak, sorgulamadan biat eden müritlerimiz vardır.Büyüme aşamasına geçebilmek için çemberin dışında kalanları da çemberin içine katarak genişlemek gerekir.Çemberi genişletmenin yolu da içeri çekerken herkese günün birinde havari olabileceğine dair inanjı enjekte etmek gerekir.En fazla çalışan ve en fazla eğilen en yükseğe çıkar felsefesiyle genişletilmeye çalışan çember günün birinde taleplere cevap veremeyecek hale gelir.Bunu fark eden havariler toplanarak patrona çıkarlar.Çemberin genişletilebilmesi için yeni apoletlere ihtiyaçları duyduklarını iletirler.Patron onay verince de çemberi hızla terkederek modern mısır piramitleri olan plazaların inşasına geçerler.Artık şirket yerini piramit yapıya bırakmıştır.

Piramit yapı bilindiği üzere huni gibidir ve tepesi oldukça dardır.Çok çalışarak yükseleceğini ve havari olacağını sana beyaz yakalılar hızla yukarı tırmanma telaşı içinde rekabete girerler.Ancak, yukarıda havarilerin oturduğu yer kısıtlıdır ve zaman zaman aşığıdan gelen baskının yukarıyı rahatsız etme ihtimali de her zaman mevcuttur.

Bu bağlamda piramit kutgulanırken en tepeye doğrudan tırmanan bir kariyer merdiveni olmadığı gerçeği beyaz yakalılardan saklanır.İtfaiye merdiveni gibi doğrudan hedefe gideceğini sanan afyın yutmuş beyaz yakalılar, önlerine çıkacağı güne kadar farklı ve gizli bölmelerin farkında olmazlar.Bu bölmelerin bazıları çıkışı olmayan kör dehlizlere, bazıları doğrudan uçurum teraslarına, bazıları uzun süre dolaşmak zorunda kalacağınız labirentlere, bazıları ise aşağı doğru tekrar inişe hizmet veren merdivenlere açılırlar.

Günün birinde patron etrafına bakınıp Olympos dağında yaşadığı mutluluğu dünyada bulamadığını düşünürse sorumluluğu bu kez havarilere yükler.Farklı bir masala geçilmesi bu aşamada kaçınılmazdır.Bu masalın kahramanlarının adı danışman olan modern cellatlardır.Patron bu kez onları çemberin içine daha mutlu bir hayat için davet eder.Davetiyenin üzerinde de genelde downsizing, re-engineering, re- structuring, bench marking gibi kapitalist sistemin kendi masallarından birinin etiketinin olması olağandır.Yeni masal cıngıllarla,şarkılarla görkemli bir şekilde başlar.Yeniden yapılanma, değişim, yatay organizasyon toplantıları, zirveler derken bu masalın da bittiği yer gaz odaları olur.

Temizlik bittiğinde hala nefes alıyorsanız, birtakım insanların gittiğini ama her şeyin aynı kaldığını göreceksiniz.

***
Masallar küçükken uyuyuncaya kadar, büyüyünce de uyanana kadardır. – Will Durant

***

Ne kadar yürürsen yürü, arkanda bıraktığın yol kadar güçlü ve henüz yürümediğin yol kadar zayıfsın. Boris Vian

***

Bazen otobüsün sol camından bakarken… Sağ camından kaçırdıklarınızdan ibaret hayat. – Küçük İskender (Para ve başarı peşinde çocukları, aileyi öteleyen insan tipi.)

***

Tarih boyunca yaratıcı olan bir çok insan, kendilerini genel sistemin akışının dışına çıkarmayı başarmış ve yaratıcı tembelliği şiar edinmiş olan kimselerdir.

***

Dünya üzerindeki en büyük silah, ateşlenmiş insan ruhudur. –Marshall

***

Hayatı bir oyun olarak görür.Yeri geldiğinde stratejik bir zeka oyunu olduğu kadar şans ve tesadüfün de içinden eksilmediği bir oyun.

***

Hayatın en önemli iki günü :
1) Doğduğun gün
2) Neden doğduğunu anladığın gün – Mark Twain

***

Yemek yemek hakikatten majör bir keyif alma yöntemidir.Ancak yemek yemeyi bir ihtiyaçtan keyfe dönüştüren şey ise; sofradaki yemeklerin çeşitliliği ve lezzeti kadar insanın sevdiği kişlerle paylaşacağı kaliteli zaman olduğu da unutulmamalıdır.

***

Düşlerinizi seçtiyseniz, yola çıkma zamanı gelmiş demektir.

***

Şimdi, neye sahip olmadığınızı düşünmenin zamanı değil.Sahip olduklarınızla ne yapacağınızı düşünmenin zamanı.

***

Hayat boş zamanlarınızda başlar .

 

Reklamlar

Beyaz yakalının keyif defteri” için 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s