DUYGUSAL GERİLİMLE BAŞ EDEBİLME-‘BEN’ DEĞERİ TİRYAKİLİĞİ –A.KADİR ÖZER

indir (1)

DUYGUSAL GERİLİMLE BAŞ EDEBİLME-‘BEN’ DEĞERİ TİRYAKİLİĞİ –A.KADİR ÖZER

Duyguları anlama, anlama ile birlikte davranışlara dönüşmesindeki süreçlere hakim olarak değişimi başarma yolundaki insanlara yardımcı olmaya çalışan yazar kitabın amacının psikoloji alanındaki bilgilerini paylaşmak olarak anlatıyor.

Kitapta insanın iç dünyası ile dış dünyası arasındaki etkileşimlerin neler olabildiğini bu etkileşim ile insanların rın hayatı kendilerine nasıl zorlaştırabildiklerini görebiliyoruz.İnsanı tanıma ,davranışlarını anlamlandırma ve onun değişebilmesinin yollarını anlatan kitapda uygulamalı değişime katkıda bulunacak çeşitli egzersizlerde var.

Faydalı olması dileğiyle.

ÖZET

DUYGUSAL GERİLİMİN ANATOMİSİ

Birey, kontrol edemediği, karşı koyamadığı fizikzel veya sosyal güçlerin etkilerine açıktır ve kendisinin herhangibir katkısı olmaksızın kaçınılmaz, belirgin duygusal tepkiler gösterir. Duygusal gerilimin nedeni bireyin yüz yüze geldiği olaylardır.

Olaylarla karşılaşınca  bunları görme, tatma, işitme, dokunma, koku gibi işlevler ile algılamalar başlar. Algılamalar ile karşılaşılan yeni olayları yorumlamak, değerlendirmek, inanç ve değer kalıplarına oturtma süreci başlar.

Duygu sürecinin anatomisinde en belirgin ve somut tepkiler davranışsal olanlardır.

Sonuç olarak ;

Çevresel olaylar   =>duygusal tepkiler =>kavramsal tepkiler=>davranışsal/biyo-fizyolojik tepkilere yol açar

Kavramsal tepkiler  bireyin kendi geçmiş tecrübe, eğitim ve kişisel özelliklerinden dolayı farklı farklı olabilir. Aman sendeci, mutlaka cezalandırılmalı, hakettiler gibi tepkiler aynı olaya şahit olan insanların farklı tepkileridir.

NEYİ DEĞİŞTİRİRSEK?

Duygular hızlı ortaya çıkan ve sonuçlanan bir süreçtir. Duygulanma sürecinin hangi boyutunun değiştirilmesi ile duygu halinin daha kolay değiştirilebileceği üzerinde duruluyor.

Öğrenilen  her şey, çok güçlü alışanlıklar haline dönüşmüş olsalar bile, söndürülüp başka öğretilerle yer değiştirilebilir. Bu bakımdan, inanç ve düşünce kalıplarının değişebilmeleri, çevresel olaylara kıyasla daha olası ve kolaydır. En önemlisi bireyin kendi elinde olan bir değişimdir.

Herhangi bir duygunun nedeninin olaylarda değil, onlara ilişkin olarak geliştirilmiş görüş açılarında, inançlarda, yorum kalıplarında ve anlam yakıştırmalarında aranmalıdır. Duygu halini değiştirmek için, o olaya ilişkin temel inançları değiştirmek ön koşuldur.

Duygu sürecinin en sonunda ortaya davranışal ve biyo-fizyolojik tepkiler ortaya çıkar ve bunlar oldukça can yakıcı olabilir. Genelde günümüzde ortaya çıkan ve duygu sürecinin son basamağı olan bu biyo-fizyolojik tepkileri ortadan kaldırıcı ilaç tedavisi yapılmaktadır. Ortaya çıkan semptomları bloke eden ilaçlar ile sorunun nedenleri ortadan kalkmamaktadır. Bu bakış açısı kesin bir tedaviye engeldir. Dolayısıyla bu tür durumlara müdahale davranışsal ve kavramsal boyuttaki müdaheleler gerekir. Bu duyguları oluşturan algıları ve kabulleri ele alarak kavramların elden geçirilmesi gerekmektedir.

KAVRAMSAL BOYUTTA MÜDAHALE: ‘BEN’ DEĞERİ TİRYAKİLİĞİ VE BELİRTİLERİ

Günlük yaşam, öfke, kaygı ve çöküntü gibi duygularla sürdürülüyorsa, bunların sorumluluğu, ilişkili oldukları olaylarda değil, bu olaylarla yüz yüze kalındığında zihinde oluşan yorum ve anlamlarda ve bunların kaynağı olan inançlar sisteminde aranır. Çevresi ve kendisi hakkında geliştrimiş olduğu düşünce, yorum ve anlam kalıpları ne ölçüde gerçekçi iseler, duygular da o ölçüde sağlıklı, daha az yıpratıcı ve yaşamı anlamlı kılmaya yöneliktir.

İnanç kalıpları öğrenilir. Bu açıdan bakıldığında, öfke, kaygı, çöküntü vb. duygularını yaşayıp yaşamamak da öğrenilir. İnsanda gerçekçi düşünme potansiyeli olmasına rağmen, gerçekçi olmaan düşünce ve inanç tarzları öğrenilip yaşam duygusal rahatzılık ve uyumsuzluklarla doldurulabilir.

‘Ben’ değeri tiryakliği bireylerin yaşamalarını  sıkıntı, rahatsızlık ve bunalım ile sürdürmelerine katkısı olan, yaygın ve öğrenilmiş, gerçekçi olmayan bir inanç türüdür. Bireylerin sorunları ne kadar farklı olursa olsun hepsinin temelinde ‘ben‘ değeri tiryakiliği yatmaktadır.

Bir bütün olarak bireyin parçaları önemli değildir. Hırsızlık yapan birisi kötüdür, matematik sınavında düşük performans gösteren bir çocuk başarısız bir öğrencidir vs. Bir tür etiket düşkünlüğüdür. Bireyin kazanmış olduğu tek tek özellikler ve ortamdan ortama değişen davranışları, bu toptan değerin ,yani BEN değerinin yansımaları olarak kabul edilir. Görüldüğü gibi ormanın bir parçasına dayanarak onun hakkında değerlendirme yapmak gerçeklikten uzaktır.

BEN değeri tiryakiliğinin özü, yapılan bir şeyin iyiliğinden veya kötülüğünden hareketle, birey olarak ‘iyi ‘ ya da ‘kötü’ olma değerlendirmesini içerir.

‘BEN başarılı bir 100 metreciyim ve bunu korumalıyım ‘ yerine ‘ BEN, geçmişte genelde iyi 100 metreler koşmuş birsiyim ; bu koşuda da başarılı olabilirim’ düşüncesi ile bekliyor olabilirse kendini kaygı yerine ,amaca yönelik bir temkinli uyarılma içine sokabilir. bu amaç da, BEN değerini koruma yerine, önündeki yarışta başarılı bir performans sergilemektir.

BEN DEĞERİ TİRYAKİLİĞİNE KAPILMIŞ İNSANLARDAKİ BELİRTİLER

FİLİTRELEME, AŞIRI GENELLEME, ETİKETLEME

*Eleştirilere duyarlı bir sekretere, patronu, ancak halihazırda üzerinde çalıştıkları  projeyi biraz daha hızlı tamamlamasını rica eder. Sekreter bu yaklaşıma, patronun kendisini ‘yavaş bir sekreter’ olduğu anlamını verir ve o akşam eve duygusal bir şöküntüyle girer. Sekreter bu olayda tam bir BEN tirkyakisi gibi hareket eder ve patronun kendisini yavaş bir sekreter olarak gördüğünü ve BEN değerini yitirdiğini düşünüp kendisini çökertir. Patronun, sektereterin işine yönelttiği övgü, filtreleme içinde saf dışı edilip gider; çünki sekreter patronun, hızlı bir tempoda çalışma isteğini, bireysel değerini küçültücü bir eylem olarak yorumlar, filtreler.

Aşırı genellemede ise, herhangi bir özellik, bir bütünün ta kendisidir inancı yatar. Bir özellik, performans ya da davranış hakkında verilecek hüküm –bütünün diğer niteliklerini görmeden –bütün hakkında bir hüküm olarak kabul edilir. Akerdeon da tek bir  nota hatasına, ’akerdeonu hiçbir zaman çalamayacağım ‘ anlamının verilmesi aşırı genelleme örneğidir.

Eğer bir BEN değeri tiryakiliği var ise, başkalarının aşırı genellemelerinden korunmakiçin her şeyde iyi olmak veya öyle görünmek gerektiğine inanır. Çünkü BEN değeri tiryakisi ;

-hata yapmak, çevrenin gözünden düşmeye neden olur.

-hata yapmak bir zayıflık işaretidir.

-hata, kişiyi aptal gibi gösterir.

-hata gizlenmelidir.

KUTUPLAŞMIŞ DÜŞÜNCE

BEN değeri tiryakiliğinde insanlar, ya iyi ya kötü ; ya harika ya berbat ; ya başarılı ya başarısız; ya akıllı ya aptal ; ya güzel olarak sınıflanır.

ZİHİN OKUMA

Zihin okuyucular iyi senaristtirler. Ufacık bir hakaretten yola çıkarak, kimin ne düşündüğünü ne hissetiğini, ne yapacağını, yapmayacağını kafalarında karara bağlayıverirler. Bir zihin okuyucu sezgiden, belli belirsiz tahminden, bir iki geçmiş deneyimden kaynaklanan varsayımlar üzerine koca bir senaryo oluşturabilir.

Zihin okuma, yansıtma olarak bilinen bir sürece bağlıdır. Zihin okuyucu, başkalarının kendisi gibi hissedip tepki göstereceğine inanır. Bu bakımdan, insanları yeterince dikkatli gözleyip ve dinleyip onların bizden farklı olabileceklerini fark etmeyiz bile.

FELAKET TELLALLIĞI /FACİALAŞTIRMA

İhaleyi kaybeden bir müteahhit, bir daha hiçbir zaman bir iş tutturamayacağını düşünür. Facialaştırma ve felaket tellalığı eğiliminde olan bir hayal gücünün sınırı yoktur.

KONTROL YANILGISI

Çevreyi kontrol ettiği yanılgısı ile yaşayan kişi kendisini, arkadaşlarının, ailesinin ve birçok kişinin mutluluğundan acılarından, zevklerinden, şikayetlerinden, kaygılarından ve yanlızlıklarından sorumlu tutar.

MELİ –MALI MALAK

-Meli –malı lamanın oturduğu mantığa göre ,kişi onlarca sosyal yasaya uyduğu takdirde, BEN inden hem kendi hem de başkaları hoşnut kalabilir. Yasaların herhangi birinin ihlali sonunda ne olabilieceği açıktır; çaptan düşülür. Panik yapılır, kişi olarak hızla değer yitirilir, olunması gerektiği gibi olunmadığı düşünülüp telaş yaşanır. Çünkü kişi kendini bir ‘adalet anıtı’ gibi görür.

DEĞİŞTİRME YANILGISI

Bu koca, mutluluğunu, BEN değerine karısı tarafından ilgi gösterilmesine koşullamıştır. Bu kocanın evliliğinde kendin mutlu hissedebilmesi, BEN inin okşanmasına ve bunun içinde karısının değişmesine bağlıdır.

SUÇLAMA

Suçlama başkalarına ve kendine olmak üzere iki yönlü olur. Bu düşünce tarzında suçlanacak birisinin olmasını bilmek büyük bir rahatlık vesilesi olarak görülür.

FEDAKARLIK SEFERBERLİĞİ

Bununla yaşayan kişi, başkalarına kendi ‘doğrularını ‘ kabul ettirerek mutluluğu garantilemek yerine ; başkalarının saptamış olduğu ‘doğrular’için, onların istekleri doğrultusunda yaşaması gerektiğine ,ama eninde sonunda bu seferberliğin mutluluk getireceğine inanır.

Tel tel saçlarla yapılacak süpürgenin ,mutluluğu garantileyeceği yanılgısıdır.

“BEN “DEĞERİ TİRYAKİLİĞİNİN BEDELLERİ

BEN değeri tiryakileri  ‘sen aptalsın ‘gibi yakıştırma karşısında üç temel yol izleyebilir. Ya bir başkasındca varsayılan aptallık değerini reddedip savunma ve sonra saldırıya geçerler (öfke), ya aptallık değerini kabul edip otururlar (çöküntü)  ya da aptallık değerinden kurtulmak ve en azından aptal olmadıklarını ispatlamak için kendilerini parçalarlar(kaygı).

BEN değeri tiryakiliğinin mantığına göre, başkalarıyla birlikte değil ,ya onlar için yaşanır ya da onların kişi için yaşamasına gayret edilir. Psikolojik acılardan uzak kalabilmek ve mutlu hissedebilmek çevre tarafından beğenilmeye bağlanır.

Başkalarını memnun etmeyi ne kadar çok sağlarsam o kadar çok sevilirim.Ne kadar riskli bir uğraş değilmi? Riskli çünkü birincisi, çevrenin bireyden isteyeceği şeyler sayısız ve ömür boyu olabilir. İkincisi, birey kendi istek ve yetenekleri doğrultusunda daha anlamlı olabilecek bir yaşam olasılığını rafa kaldırmış olur. İşte BEN değeri tiryakiliğinin ödettiği bedel. Kendine yabancılaşma!

Bir kişinin psikolojik acısının (çöküntü) temelinde, bir istek ya da tercihi, ihtiyaç haline dönüştürmüş olması yatar. Bir şey de istisna var ise o ihtiyaç değildir. Çoğu insan aslında ihtiyaç olmayan şeyleri kendine ihtiyaç kabul edersek sıkıntıya mahkum eder.

Sevme ve sevilmeyi bir ihtiyaç olarak tanımlayan bireyin, yaşam akışı içinde bu ihtiyacının karşılanmaması olasılığıyla yüz yüze geldiği bir durumda, ille de ve ille de elde edilmesi gerektiğini düşündüğü sevgi uğruna, oradan oraya çırpınarak koşması kaçınılmazdır. Erkek arkadaşının ilişkiyi bitirmesi ile içine girdiği pisikolojik sarsıntı ve acısının asıl kaynağı “terk edilme” olayı değil, “sevgiye ihtiyacı olduğu için terk edilmemesi gerektiği “ inancıdır.

İnsan, binlerce özellikten oluşur. Bazıları iyi, bazıları kötü, bazıları ise şöyle böyledir. Bazıları bir gün şöyle başka bir gün böyle olabilir. Toptancı bir değer verilemeyecek kadar karmaşık bir yapıya sahiptir insan. Çoğu davranış ölçülebilir  ve değişebilir. Bunu yapmak BEN i değiştirmekten çok daha kolaydır.

Bireysel zevklerde engin bir farklılık söz konusudur. Bir özellik bir erkeğin hiç hoşuna gitmeyebilecekken, bir başka erkek tarafından göklere çıkartılabilir.

KÜÇÜK VE BÜYÜK “BEN”LER…”BEN” DEĞERİ Mİ , “BEN “KABULÜ MÜ?

İşini kaybetmekten dolayı depresyona giren birisi “ benim gerçek arkadaşlarım için önemli olan mesleki uzmanlığım değil, benimle brlikte geçirdikleri zamanlardır. Bazı tanıdıklarım beni terkedebilirler ancak onlar gibiler kuracağım yeni sosyal temaslarla telafi edilebilirler, eğer istiyorsam.

Yaşamınızın amacını, mümkün olduğunca hoşnut kaldığınız küçük “ben“ler ile doldurmalısınız.

Eğer kendini “ iyi” olarak ilan etmişse, çevresinde “kötü” olarak veya ondan daha az iyi “BEN” ler arayacaktır. Eğer “BEN” ine kötü değeri biçmişse, bu kez çevresinde “iyi “ veya “ondan daha az kötü”  “ben” ler arayıp bulacaktır. Böylelikle başkaları ile “iyilik” ve “kötülük” boyutlarında yarışma içinde görecek, çok sıklıkla kıskançlık, çekememe veya üstünlük duyguları içinde olacaktır.

Kendine “kötü”, ”değersiz”, veya “yetersiz” etiketlerini veren kişi, kaygı, suçlama ya da çöküntü duygularının faturalarını öder. Bununla da kalmayıp bu yanılgılı değerleri koruyabilmek için acı dolu çabalar içine de girer. BEN’e , ne zaman “iyi “, ”üstün “ ya da “yeterli” etiketlerini taksa tüm enerjisinin bu etiketleri korumaya ve onların doğruluğunu ispat etmeye yöneltir ve gerekiyorsa, başkalarıyla olan ilişkiler riske atılabilir.

Kazanılmış BEN değerilendirme alışkanlık ve tiryakiliğini ortadan kaldırabilmek, tüm çevresel ve de içsel dürtmelere karşı koyarak KİŞİLİĞİ değerlendirmeyi reddetmeye çalışmak, gerçekçi olduğu kadar zor ve uzun dönemlidir. Vadeli yaşamak mümkün olduğunca tatminkar yaşantılarla doldurulup, acılardan uzak tutabilmek ; bireyin       kendini değil de sahip olduğu çeşitli yetenek, nitelik ve performanslarını değerlendirmesine bağlıdır. BEN’i değerlendirmek ve varoluş gerekçelerini bulmak ve ispat etmek yerine, BEN’i kabullenmeyi öğrenmek, gerçekçi olmayan düşünce ve inançların ürünleri olan öfke, kaygı ve çöküntü gibi duygulara karşı bir aşılanma oluşturabilir.

DEĞİŞİME NERDEN BAŞLANMALI ? UYGULAMALAR :NEREDEN VE NASIL BAŞLAYALIM?

Değişime engel inançlar ise ;

1-Kişinin bilgisi varsa ve anlayabiliyorsa yani neden olduğu gibi odluğunu, neden bazı şeyler yapıp yapmadığını veya neden bazı duyguları yaşayıp yaşamadığını biliyorsa değişebilir.

2-Eğer davranışın gerisinde yatan nedenleri bilmiyorsa değişmez.

3-Değişim çok uzun zaman alır ; çünkü, sournların geçmişi uzundur.

4-Değişim ne kadar hızlıysa, o kadar yüzeyseldir.

5-Genelde değişmek imkansızdır. Kişi neyse, öyle kalır.

6-Yaş ilerledikçe, değişme olasılığıda düşer.

SIK SIK KARŞILAŞILAN BU İNANÇLARIN HİÇBİRİ GERÇEKÇİ DEĞİLDİR VE ÇOĞU BİREYİN, SAHİP OLDUĞU DEĞİŞEBİLME KAPASİTEDEN ŞÜPHE ETMESİNDEN BAŞKA BİR ŞEY SAĞLAMAZ.

Kişiler düşünmeyi, duygulanmayı ve davranmayı nasıl öğreniyorlarsa yaşamlarını zorlaştıran davranışları da yeni öğrenmelerle değiştirebilirler. Öğrenmenin en temel ve belirgin yollarından birisi, gözlem ve yaşantıları paylaşmadan geçer.

Psiko terapi, iyileştirmeden çok eğiti, iyileşmeden çok gelişme ve değişimdir. Nasıl kendine Fransızca konuşma, yemek yapma, daktilo yazma yeteneklerinin kazandırılabiliyorsa, psikolojik açıdan sağlıklı yaşamayı da öğrenebilirler. Eğer, “duygusal tepkilerin temelinde olaylar değil, bu olaylara ilişkin yorumlar yatar” görüşü sahiplenilirse, bireysel değişimin yolu önemli ölçüde açılabilir.

Uygulamalı psikolojinin sistematik ve gayet aktif bir süreç olduğuna işaret eder. Kuramlardan ve soyut önerilerden söz edilmemektedir. Bunun yerine davranış ve düşüncelere bakılması, buna  yepyeni tepkilerin katılması ve bazı tepkilerin kapı dışarı edilmesi istenmektedir.

“BEN “DEĞERİ TİRYAKİLİĞİNİ YANSITAN AKSAK DÜŞÜNCE TARZLARINA SEÇENEKLER

BEN tiryakiliği ve dolayısıyla gerçekçi olmayan düşünce tarzlarının varlığına işaret eden temel üç gösterge vardır:

1-Kişinin çökmüş, süreki öfkeli, kaygılı, endişeli hissediyor, kendini aşağılıyor  ve takılmış bir plak gibi belirli kuruntuları tekrarlıyor olması

2-Duygusal açıdan ortamdan ortama belirgin değişmeler göstermesi örneğin sevinç duyarken bir başka ortam içinde öfke duygusuna kapılması

3-Duygusal ibresinin, kişiden kişiye farklılık göstermesi örneğin, patronunu belirli bir konuda yüceltiyor, ancak aynı konu gündemdeyken patronuyla ayrı düşünen karısını aşağılaması

Duygusal tepkilerin acı vericiliği ile doğrudan ve nedensel ilişki içinde olan unsur, olaylarla ilişkili olarak kişinin kendisine kazandırdığı inançlar ve yorum kalıplardır. Bu inanç ve yorum kalıpları gerçekçi olmaktan ne kadar uzaksalar, duygusal  acı o oranda fazla olur. Bu yorum kalıpları gerçekçi olmasalar bile , düşünsel içerik ve takip ettikleri zincir itibariyle kendi içlerinde tutarlı  bir mantık içerir. Bilindiği gibi mantıksal bir kıyaslamanın üç temel aşaması vardır:

Büyük önerme (kural

Orta önerme (özel durum )

Sonuç

Örneğin ; bütün insanlar ölür (büyük önerme)

Ahmet insandır(orta önerme)

Ahmet ölür (sonuç )

Duygusal tepkiler nice büyük ve orta önermelerini sonuçlarıdır. Öfke, çöküntü ve kaygı türünden duygulardan ya büyük ya orta önermeler ya da her ikisi birden gerçekçi olmaktan uzaktır. İşi zorlaştıran ise bu duyguların çoğu kişiye son derece “mantıksal “ , adeta kaçınılmaz görünmesidir.

BEŞ AŞAMALI DUYGUSAL DEĞİŞİM YÖNTEMİ

1-Duygu halinizi isimlendirin (öfke, kaygı, üzüntü, çöküntü)

2-Duygu öncesi gelen olayı ve durumu tarif edin (bunu yaparken sanki olayı görmeyenbirine anlatııyormuş gibi yapın)

3-Olayla ilgili ne düşündüğünüzü not edin ve düşünsel aksaklıkları özetle tanımlayın

4-Teşhis ettiğiniz DÜŞÜNCE AKSAKLIKLARINI  çürütün ve onların yerine gerçekçi seçeneklerini koyun

5-olayı ya da durumu kafanızın içinde canlandırın ve gerçekçi seçeneklerle olayı değerlendirerek duygu halinizin ne şekilde değişebildiğini saptayın

DÜŞÜNCE AKSAKLIKLARINA GERÇEKÇİ SEÇENEKLER

1-FİLİTRELEME: Odak değiştir. Büyütece gerek yok.

2-KUTUPLAŞMIŞ DÜŞÜNCE : Siyah beyaz yargılardan uzak dur. Yüzdelerle düşün.

3-AŞIRI GENELLEME : Vardığınız sonuç için destekleyici deliller var mı? Dereyi görmeden paçayı sıvama.

4-ZİHİN OKUMA: Kişiden bizzat bilgi alın. Vardığınız yargıyı destekleyecek deliller var mı? Kendi kendinize gelin güvey olmayın.

5-FACİALAŞTIRMA: Gerçekçi olasıklıklar nedir? Felaket tellalığını bırakın.

6-KONTROL YANILGISI: Herkes kendinden sorumlu. Kendi düşen ağlamaz.

7-ADİL OLMA YANILGISI : Tercih ve istekleri , adalet yaptırımlarına dönüştürmeyin. Unutmayın “özel anayasa“dan herkeste bir tane var.

8-SUÇLAMA : Herkes kendinden sorumludur. Sizin başkalarına, onların da size “hayır“ diyebilmesi normaldir.

9-MELİ –MALI LAMAK :  Tercihleri, kanunlaştırmayın. Esnek kurallar, esnek değerler.

10-DEĞİŞTİRME YANILGISI: Mutsuzluğunuzun ya da mutluluğunuzun sorumluluğu size ait.

11-ETİKETLEME :   Toptancılığı yerine, perakendecilik yapın. Yapanı, yapılandan ayırın.

12-DOĞRU OLMA /”DOĞRULUK ANITI “ : Aktif dinleme. Doğruların patenti sizde mi?

13-FEDAKARLIK SEFERBERLİĞİ : Şimdiyi geleceği düşünerek yaşamayın. Fedakarlık geleceğe yatırım olmamalı.

*Günlük yaşamda huzusuzluk ve sıkıntılara sokan aksak düşünce kalıplarından biri, hata yapmamamız gerektiğine inanmış olmaktır.

*Bilmiyorum diyebilmelisiniz. Biliyorum demek ne kadar insani ise bilmiyorum demek de o kadar insanidir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s