OSMANLIYA BAKMAK -İLBER ORTAYLI

indir (1)

OSMANLIYA BAKMAK – Osmanlının Çağdaşlaşaması – İLBER ORTAYLI

-Osmanlı imparatorluğu milli devlet karşıtı olan bir imparatorluk olarak, dinde islamın üstünlüğünü savunur.

-Osmanlı imparatorluğu modern dünya ve milliyetçilik karşısında yıkılan son Roma dır.Bu tip bir imparatorluk sistemi bundan sonra kullanılamaz.

-Rusya eskiden beri  Hz.İsa’nın yeniden Rusya’ya ineceği, yani Messianizmin propagandasını yapıyor.

-Haçlıı seferleri, 2. Viyana ve ardından gelen yenilgiler ve Karlofça Anlaşması ile nihai hedefine ermiştir.

-Sultan 1. Ahmet, Osmanlı tarihinin erken yaşta ölen ama en çok iz bırakan kişiliklerinden biridir. 1. Ahmet imparatorluğun asayişini sağladı. Kardeş katlini önleyen veraset sistemi değişikliği onun döneminin eseridir. Aynı zamanda kafes devride böyle başladı. Artık şehzadeler sancağa çıkmaz oldular.

-Kösem Sultanın ölümüyle, şehirdeki 10 bini aşkın fukaranın o gün aç kaldığı ortaya çıktı. Valide geniş ölçüdeki vakıfları ve imaret sistemiyle şehrin fakir fukarasını doyuruyor, fakir kızların çeyizini 1bugün okuduğumuz Kösem Sultanın aksine devrinde birçok insanın ona ağladığı açıktır.

-Kösem, padişahın taktığı bir lakap olup koyun sürüsünün önünde herkesi, bir yere sürükleyen en zeki, en becerikli hayvana verilen isimdir.

*** Osmanlı saltanatı bir çetin ateş topağıdır. İyiyi  de kötüyü de insan ruhunda canlandırır ve abartır.

-Kösem sultan tayinlerden aldığı rüşvet ve hediyelerle sandığını dolduruyor ve ondan sonra onu askerin başındakilere, ulemaya dağıtıyordu. Bu sayede devletin otoritesinde bir parçalana görülse, Anadolu eşkıyalık ve soygun olayları ile boğuşmak zorunda kalsa bile ortalık sakindi.

-4. Murat 17.yy’ın en büyük maraşellerindendir. Hatta Osmanlı tarihi ve Doğu Avrupa açısından baktığımızda da bir numaradır. 10 seneyi bulmayan padişahlığı döneminde, Bağdat’ı yeniden fethetti. Revan (Ermenistan )’ı yeniden aldı.Anadolu’da asayişi sağladı. Uzun bir coğrafyadaki seferleri ile birçok olayı başardı. Saray teşkilatını bile değiştirdi.

-Sultan Süleyman’ın ömrü seferlerde geçmiş ve saray dışında yaşayıp ölmüştür.

-Napolyon Bonapart büyük generaller yetiştiren 19.yy başlarındaki Avrupa’nın en önemli adamıdır. Askerliğin bir medeniyet, bir fen, bir teknik işi olduğunu gösteren komutanlardandı. Avrupa kıtasına hürriyet ve eşitlik getirme iddiasındaydı. Büyük bestekar Beethoven’ı bile etkilemişti.

-Napolyon, askerlerini kullanmayı çok iyi biliyordu. Düşman birliklerini  o derece birbirilerinden ayırarak müdahelede bulunuyordu ki “parçala yok et” yöntemi ile Avrupa askerlik tarihine ismini yazdırmayı başardı.

-İngilizlerin, son asırlarındaki en önemli özelliği nedir diye sorulursa haritacılık ve topoğrafyadır. Gerek Hindistan’daki muhaberelerinde, gerek İspanya’da ve Waterloo’da ortamı, coğrafyayı ve etraftaki doğayı, ordularını yerleştirmek bakımından çok iyi değerlendirirler. Napolyonu püskürtme sebebleri budur.

-Napolyon da Mısır’a gittiğinde Büyük İskender’in yaptığı gibi nilin kaynağını bulmaya çalıştı ama bulamadı.

-Napolyon için “Ne kadar zeki ve kabiliyetli fakat ne yazık ki terbiyesiz ve eğitimsiz.” derler.

-Mısır’daki Mehmet Ali Paşa idaresi için Osmanlı devlet sisteminin başlangıcı tabirini kullanırlar. Mehmet Ali Paşa zaman zaman batıda bile rastlanmayan bir cevvaliyeti, her türlü yeniliği kapan bir tarafı, reformları çok hızlı uygulaması yanında çok gaddar biridir.

-Mısır’daki Memlüklüler asker olup Çerkez Türkü idiler. Çok iyi savaşçı idiler. Mısır ordusunu yenen Yavuz’un kılıcı palaları değil çok iyi kullandığı topları olmuştur.

-Nazım Hikmet’in büyük dedesi Kostantin Borzecky, Mustafa Celaleddin adını almış, sonra general olmuş ve mirliva rütbesiyle Karadağ savaşında şehit düşmüştür.

-Musolini lüzumsuz ve zamansız bir Alman dostluğu ile İtalya’yı bir uçuruma sürüklemiştir.

-19.yy’daki Osmanlı Rus savaşları Osmanlının maliyesini iflas ettirmiş, 20 yıl sonra moratoryum ilan edildi ve 30 yıla yakın bir süre sonra Duyun-u Umumiye kuruldu. Osmanlı maliyesini iflas ettiren Dolmabahçe Sarayının inşaatı değil ,Kırım savaşıdır.

-Son dönemde Osmanlıda çok başarılı diplomat sınıfı ortaya çıkmıştır.

-Kars, Osmanlı Rus harbi sonrasında 40 yıl Rusya’nın idaresi altında kaldı.Çar yönetimindeyken, Rus devlet yönetimini ve hayatının temeli olan sınıflara ayrıma ve imtiyazlarını belirleme sistemi Kars’ta da uygulandı.

-Berlin konferansı sonrasında Osmanlı’nın en önemli 3 parçası 3 büyük devletin geçici idaresine bırakıldı. Bosna Hersek ve Kıbrıs bir daha geri verilmedi. Kars’ı geri alabildik.

-Roma Ortadoğu’da devlet oldu. Romanın bir imparatorluk maliyesi oluşturması ve gerçek anlamda devletleşmesinin Mısır’ın mali sistemini öğrenerek tamamladığı herkesin tespit ettiği bir gerçektir.

-Helenizim ve Roma, İslam medeniyetinin kurtardığı ve geliştirdiği iki mirastır.

-Orduda Türkçeyi anadili olarak kullanmak önemlidir.

-1699’daki Karlofça Anlaşması’na giden yol 2. Viyana kuşatması ile açıldı.16 yıl boyunca Avrupa’da üst üste kayıplar yaşayan Osmanlı, Karlofça’da moder diplomasiyi ustalıkla kullanarak elinde kalan toprakları koruma başardı

-18.yüzyıl boyunca Osmanlı artık Avusturya ve Rusya ile mücadele etmek zorunda kalmıştır. Biriyle başlayan çatışmaya diğeri de katılmaktadır.

-Osmanlı sarayının illeti veremdir.

-Mithat Paşa Osmanlı coğrafyasının çehresinin değiştiren devlet adamlarındandır. Eğer valiler arasında bir olimpiyat yapılsa, bütün Avrupa coğrafyasında onun kadar başarılısı  yoktur.

-Abdülhamit, tahta geçmeden önce finans öğrenmişti, parasını gerçekten iyi idare ederdi. Saray muhitinde oturmazdı.Entrikadan ve politikadan sıkılırdı. 33  yşına kadar şehzade oldu.

-Abdülhamit tahttan indirildikten sonra Beylerbeyi Sarayında ikamet ederken bir müşavere yeri oldu. İttihat Terakkinin bazı önderleri bile gelip kendisi ile görüşüyordu. Öldüğünde cenazesi devlet protokolü ile kaldırıldı.

-Abdülhamit devri gerileyen değil, fakat dirilen ve 19.asrın dünyasına ayak uydurmaya çalışan bir devlet mekanizması ve toplumun olumlu yönlerine sahiptir. Rüşvet, adam kayırma, aşırı merkeziyetçilik eğilimleri yanında, eğitimin İstanbul dışında da yayılması, Anadolu’da da ulaşımın gelişmesi, tarımda değişimler bu devirde başlamıştır.

-Abdülhamit devrinde, Britanya İmparatorluğu en büyük devletti. Sanayi, iktisat ve güneş batmayan coğrafyası ile büyük devletler arasında her istediğini yaptıran bir devlet değilse de istemediğini kesinlikle yaptırmayan bir güçtü.

-Berlin hakkında ;”halkı porselene pek meraklı olduğundan, kibar ailelerin bilhassa porselen kolleksiyonlarını topladıkları odaları vardır. Ahalisi luteran(protestan) olduklarından din işleri yönünden büyük sıkıntılardan arıdırlar. Kiliselerinde put yoktur. Tek tanrıya tapmakla öğünürler ve kataloklere karşı büyük düşmanlık gösterirler. Hazreti Muhammed’in  peygaberliğini tanırlar ve hatta Müslüman oluruz demekten bile çekinip utanmazlar.”

-Mithat Paşa, tarihimizde yanlış anlaşılan, yanlış abartma ve suçlamalarla değerlendirilen büyük idarecidir. Biz onu Osmanlı imparatorluğunun büyük bir valisi, yaratıcı, müteşebbis insan olarak görmek zorundayız.

1.Dünya Savaşında , Türklerin savaşlarında adet olduğu üzere ,önce kumandan sınıfı şehit olur. Böyle oldu. Bizim okullarımız boş kaldı. Şark ve garb  kültürüne sahip yetişmiş sınıfı yedek subayları kaybettik. Ondan sonra Türkiye bu şekilde Avrupa ve Şark kültürüne sahip bir aydın sınıfına bir daha erişmedi. Aynı şekilde iktisadi olarak yıkım olan bu savaşta sanat erbabı ve çiftçileri de savaş meydanlarında bıraktık.

1.Dünya savaşına kadar Avrupa’da fakirlik ve sosyal eşitsizlik olsa da denge vardı. Bu savaşla bu denge bozuldu ve dikey sınıf hareketleri oluştu. Bu durumda nazizmin geliş nedenlerinden birini oluşturur.

-Almanya milletinden emin bir idare ama kof bir dış politika kadrosu, iyi donatılmış ve kurmayları çok iyi olan bir kara ordusu ve diğer ülkelerle pek başa edemeyecek bir donanma ile savaşa girdi.

-Ne gariptir ki  tarih boyunca çarpışmadığımız, hatta Kırım Savaşında bizimle beraber ölen İngilizlerle birinci dünya savaşında düşman olduk. Türklerin savaş hafızası müthiştir.

-Almanlar gidip Rus limanlarını bombalamadı. Orada yazılı emir vardı hem Enver Paşa’nın, hem de Bahriye Nazırı Cemal Paşa’nın yazılı emri vardı.

Enver de dahil bunlar kaçınılmaz savaşa İngiliz ve Fransızlar ile girmek için çok uğraştılar reddedildik, çünkü Balkan savaşındaki netice güveni azaltmıştı “Türklerde askerlik kalmamış. “ diyorlardı. Devletler kendilerine yük olacak bir müttefik istemezler ama Almanlar ve Avusturyalılar Türk komutan ve erleri tanıyordu.

-Ermeni patrikhanesi aslında kendilerine amira denilen ikiyüz civarı zengin ve soylu ermeninin yönetimi elindeydi.

-Osmanlı İmparatorluğu’nda tarihi yönden önemli bir grubu Musevilerdi. Müslümanlar , Hristiyanlığın tersine akide yönüyle antisemitist değillerdi. Bu durumda en mutaassıp çevrelerde bile Yahudi Hristiyana tercih edilmiş ve daha fazla tolere edilmiştir.

-Osmanlı’da din grubu esas alınırdı. Gayrimüslimler askere alınmaz  ve bedeli askeriye öderlerdi. Bu kural ancak 1.Dünya Savaşında bozuldu ve memuriyete alındılar ve orduda subay bile oldular.

OSMANLIDA YAHUDİLER

-Osmanlı İmparatorluğu’nda tarihi yönden önemli bir grubu Musevilerdi. Müslümanlar, Hristiyanlığın tersine akide yönüyle antisemitist değillerdi. Bu durumda en mutaassıp çevrelerde bile Yahudi Hristiyana tercih edilmiş ve daha fazla tolere edilmiştir.

-19.yüzyılda Selanik, dünyanın en büyük Yahudi metropolüdür. Ayrıca Osmanlı Musevi bürokratların sayısı da oldukça fazladır. Osmanlı Yahudiliği denince hemen akla Sefarad Museviler geliyor. İbrani dilinde seferat, İspanya demektir.

BATILILAŞMA SORUN

-Batı uygarlığı, Helen-Hristiyan bir uygarlıktır.

-İnsanı sevmek Batıya özgü değildir ama bunu müesseseleştiren Batıdır. Hem de  şefkate, felsefeye, insan tabiatına güvenmeksizin yaptırımlarla  müesseseleştirmiştir. Çünkü Batı, insan hayatını ve özgürlüğünün güvencesini salt insanın kendine bırakmayacak kadar da tecrübe sahibidir.

-Genç Osmanlılar – Hint Müslümanları arasındaki Seyyid Ahmet Han, Araplar arasındaki Muhammed Abduh gibileri – Batı toplumunun hemen bütün temel kurumlarını, yeni bir islami içtihad  esaasına göre Osmanlı toplumuna getirmek amacındadırlar.

OSMANLI DİPLOMASİSİ

Klasik dönem Osmanlı’da dışişleri  bakanlığı yoktur. Reissülküttaplar yazışmaları yaparlardı. 18.yüzyılda statüleri yükselerek dışişlerinden sorumlu hale geldiler. Sadrazamlar  umur-u hariciye nezaretini kendi kontrolünde tutmaya çalışıyorlardı. Osmanlı hariciye evraklarının önemli kısmı sadrazamlık arşivinde birikiyordu. Aynı zamanda sadrazamlık ve dışişleri aynı binada idi.

-Osmanlı’nın son zamanlarında diplomatlık bugünkü gibi kapalı bir kariyerdi. Osmanlı diplomasisi haklarını tam kullanmamıştır. Örneğin Fransanın Katolik, Rusya’nın Ortodoks, İngiltere’nin Protestanlar üzerindeki hamiliğine karşılık Osmanlı da bu ülkelerdeki protektora hakkı vardı ve istediği yere okul kurdurtabilir, dini misyon görevlendirebilirdi.

-Tanzimat Fermanı’ndan en fazla rahatsız olan Rum Patriği olmuştur.Gayrimüslim dini cemaatlerin eşitliği Tanzimat Fermanı’yla gelmişti. Oysa rum cemaati ve patrihane o güne kadar diğer gayrımüslimlerin üstünde bir statüye sahipti. İmtiyazlı bir statüye sahiplerdi.

-Meşrutiyet rejimi, batı zorlaması ile değil saf Osmalı zekası iledir. Aslında Avrupa, meşrutiyet rejimi  ve parlemento ile hiç ilgili değildir. Rusya böyle bir rejimin düşmanıydı, Avusturya da antipati ile karşılıyordu. İngiltere ve Fransa ise bu rejimi Osmanlılara yakıştıramıyordu.

Reklamlar

OSMANLIYA BAKMAK -İLBER ORTAYLI” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s