Harika Kariyer

0000000689433-1

Kitabın Adı : Harika Kariyer

Yazar : İlham Süheyl Aygül

Sayfa : 208

Okuyanın Notu : 9

Özet : 

Bu kitap Kariyer Hakkında İlham Süheyl Aygül’ün kendi yorumları ve diğer kaynaklardan aldığı güzel bir derleme. Bence sadece Kariyer planı yapan değil herkesin okuması gereken güzel bir kitap.

Kitapta altını çizdiğim yerlere gelince;

 

  • Kendiniz olun! Hayat başkası olmak için çok kısa! (s4)
  • Başarının güzel olduğunu, ancak oyunun asıl amacının anlam olduğunu, hayatta kalmanın değil hayatın sizde kalmasının önemli olduğunu ve kristal toplarınızın gerçekte neler olduğunu hep anımsatıyor olacağız. (s10)
  • Eğer yöneticinize karşı güçlü bir güven ve sadakat duygusu beslediyseniz, o kişiler hiçbir zaman karanlığa karışmaz, yıldızları hiç sönmez. Aranır, bulunur, takip edilir. Zira sizinle ağ değil bağ kurmuşlardır. Kalbinize dokunmuşlar, size bir katkı sunmuşlar, değer katmışlardır. O nedenle gerçek anlamda harika bir kariyer oluşturmuşlardır. ( s16)
  • Yetenek mi önemli karakter mi ?

Karakter. Karakteri işe alıp yeteneği eğitmek lazım. (s22)

  • Çalıştığınız insanlarda aradığınız 3 temel özellik?

Karakter, tutku, yetenek. Karakteri zayıf diğerleri güçlüyse başınıza iş de açabilir !!! (s22)

 

  • Organizasyonel başarıyı nasıl tanımlıyorsunuz?

Doğru işi yapmak (strateji), işi doğru yapmak (kalite) ve doğru insanlarla yapmak (doğru lider ve doğru ekip) !!! (s22)

  • Lider çok var mı sizce?

Günümüzde çoğu lider; koltuk lideri. Oturduğu koltuktan alıyor gücünü. Oturduğu koltuktan gücünü alan değil, o koltuğa gücünü veren liderdir. (s23)

  • Siz ne için hazırsanız o da sizin için hazırdır. 3H kuralı var biliyorsunuz : Hazır-Hızır-Huzur. Hazırsanız; Hızır gelir. Hızır gelince Huzur zaten çok uzakta değildir. (s24)
  • Kariyerinin başındaki gençlere ne önerirsiniz?

Güçlü yönlerinizi, kişisel misyonlarını ve hedeflerinizi doğru tespit edin.

Bir yabancı dili iyi konuşun. Küresel insan, evrensel vatandaş olun.

Gelişim isteği bitmeyen, ebedi öğrenci olun.

Her şeyi biraz bilin, bir şeyi tam bilin.

Kibirli olmayın.

Seçimlerinizi doğru yapın.

Hesaplı risk alın.

Ağ değil bağ kurun.

Kendinizi aklınızla, başkalarını kalbinizle yönetin.

“Rağmen”leriniz “keşke”lerinizden fazla olsun. (s24)

  • Sevdiğiniz işi yapmak mı, yaptığınız işi sevmek mi ?

Yaptığınız işi severseniz “mutlu”, sevdiğiniz işi yaparsanız “özgür” olursunuz. Sevdiğiniz işi yaparsanız hayatınızın geri kalan kısmında alarm zili kurmak zorunda kalmazsınız, ayrıca hayatınız boyunca bir dakika bile çalışmış sayılmazsınız. (s27)

  • Kariyer için gerekli 5 faktör : Şans – Genetik – Gelişim – Seçimler – Azm-ü Sebat (s31)
  • İlk düğme yanlış iliklenirse diğerlerinin de yanlış olma ihtimali yüksektir. (s34)
  • “Başkalarına ‘evet’ derken kendinize ‘hayır’ demediğinizden emin olun.” Paulo Coelho (s44)
  • Bir kurumda herkes aynı şeyi düşünüyorsa, aslında hiç kimse düşünmüyor ve o kurumda gizli işsizler var demektir. Oysa ki, güç benzerliklerde değil farklılıklarda… Güç bütüne ulaşmakta, tamamlayıcı parçaları bir araya getirip zenginleşmekte… Fırsatlar ve tehditler hiçbir zaman aynı frekanslardan değil farklı frekanslardan gelir ve farklı frekanslarda konumlanmış kişilerce yakalanabilir veya kucaklanabilir. (s48)
  • En iyi şirket, en çok sermayesi, en iyi teknolojisi olan değil, en iyi insan gücünü yönetiyor olandır. İnsanı merkezine alandır. (s50)
  • Yeteneklerin en fazla geliştiği zaman, insanın bütün bir dünyayı karşısına aldığı zamandır. Mary Wollstonecraft (s59)
  • Zaman insanları değil armutları olgunlaştırıyor sadece. Yaşlanarak değil yaşayarak tecrübe kazanılıyor. (s64)
  • Yapılmaması gerektiğini düşündüğümüz halde yaptıklarımız nelerdir ? diye kendimize sorduğumuzda uzun bir liste çıkıyorsa, geç kaldığımız bir sorgulama bizi çağırıyor demektir. Sorgulanmamış bir yaşam hiç yaşanmamış demektir. Sorgularken plazaların iyi taraflarını da dikkate alın, buraya kadar gelirken kazandığınız alt yapıyı ve ruhunuzu yanınıza alarak yeni ufuklara kanat açmak zamanıdır. Belki de boş değil başrol bir yerlerde sizin için bekliyordur. Kim bilir !.. (s73)
  • İnsanlar dudaklarınızı değil, adımlarınızı izlerler. (s79)
  • İnsanlara eşit davranmayın adil davranın. Bu ikisi arasında büyük fark vardır. (s79)
  • Yedi milyar türdeşimiz var. Her an binlercesi doğuyor, bir o kadarı da göçüp gidiyor. Sizden önce milyarlarcası geldi ve gitti ve bir o kadarı da sırasını bekliyor. Şu kocaman dünyanın beş milyara yakın yaşıyla karşılaştırıldığında yağmur damlası gibi duracak bir iş yapmış olup, bununla kibirlenmenin ne anlamı var ? Biliyoruz ki siz yapmazsanız başka biri muhakkak çıkıp yapacak. Başarılarınız, ancak diğer insanlara anlam ve değer kattığı zaman kalıcıdır. (s114)
  • John Lennon’a küçükken sorarlar :

“Büyüyünce ne olacaksın ?”

“Mutlu olacağım.”

“Sen soruyu anlamadın sanırım.”

“ Bence, siz hayatı anlamadınız!”  (s119)

  • Herkes hayatta bir şeyler yaşıyor. Birçok fırsat ve tehditle karşılaşıyor. İnsanları mutlu eden şey ise: Yaşadıklarını yorumlama biçimleri. (s119)
  • Neden hep mutlu olamıyoruz ?
  • “Daha” Baskısı: sadece mutlu olmak isteseydik bu kolay olacaktı, ama biz başkalarından daha mutlu olmak istiyoruz. Bu da oldukça zor, çünkü onları daima olduklarından daha mutlu sanıyoruz. Hep nedense daha güzel, daha başarılı olmaya zorluyoruz kendimizi. Bu da zamanla kendimizden duyduğumuz hoşnutluğu azaltarak bizi mutsuz kılıyor. “Kazan-kaybet” gibi güç oyunlarından uzaklaşırsanız etrafınızdaki negatif enerjinin de azaldığına tanık olursunuz. Aynı zamanda bencillikten uzaklaşmış olursunuz. (s120)
  • Mutluluğun ön şartı “kendin olmak” tır. (s124)
  • Pek çok insan mutsuz, çünkü affetmeyi beceremiyor. İnsanlar önce kendilerini, sonra başkalarını bağışlamayı bir türlü beceremiyor. (s127)
  • Affetmediğiniz her şeyin altında kalır, ona tabi olur ve ezilirsiniz. Affetmediğiniz kişileri kafanızda boşuna taşıyarak hamallık yaparsınız. Affedemediğiniz onlarca insanı birer ceset torbası gibi beraberinizde taşımaya devam eder durursunuz. Yükünüz o kadar ağır yer tutar ve koku yayar ki bir de bakarsınız bu duygusal çöplükte yeni insanlara açacak yer ve yeni ilişkileri yeşertecek ortam bulamaz hale gelirsiniz. Affedin, hafifleyin, kanatlanıp gitsinler! (s127)
  • Önce kendinizi affedin, hatalarınızla dost olun, onları anlamaya çalışın. Hatalarınız belki size acı çektirdiler, ama hayatı da öğrettiler. Sizi derinleştirdiler ve özel tarihinizin değerli parçaları oldular; bir de bu açıdan düşünün! Affetmek ciddi bir güç gösterisidir. Affetmek “sorun yok” demenin, “hallettim” demenin, “anlıyorum” demenin, “aştım” demenin, “hazmettim” demenin çok güzel bir yorumudur. (s128)
  • Eski acılara taze gözyaşı dökmeyin. Affetmek geçmişi değiştirmez, ama geleceğin önünü açar dostlar. (s133)
  • İnsan yalnızca kalbinde taşıdığını görür! Ne yaptığınız, ne söylediğinizden ziyade ne hissettirdiğiniz daha önemlidir… (s139)
  • Kalp bir anlamda insanların “gönül bahçesi” dir. Hepimiz toprağı olan bir bahçe ile miras sahibi olarak doğarız. Bilinçaltı, kolektif bilinçaltı ile de bağlantılıdır ve sizin seçili toprağınızı oluşturur. Bu toprakta istediğiniz güzellikte ağaçlar ve çiçekler yetiştirebilirsiniz.

Veya zehirli sarmaşıklar, veya yabani otlar da… Bahçıvan sizsiniz, her şey sizin seçiminize bağlı.

Çoğu kez akıl huzura, kalp mutluluğa getirir. Huzurlu olduğunuzda hayatınıza dinginlik, mutlu olduğunuzda hayatınıza enerji gelir.

Ruhun güzelliği kalple, aklın güzelliği dille, dilin güzelliği sözle, kişinin güzelliği yüzle, yüzün güzelliğiyse gözle belli olur derler.

Dostoyevski’nin dediği gibi; “Büyük düşünceler, büyük bir zekadan çok büyük bir kalpten doğarlar. (s139-140)

  • “Pirincin içindeki siyah taşlardan korkma, beyaz taşlardan kork.” Japon Atasözü (s151)
  • Herkes önce liderin çapını satın alır. Vizyonunu ve projelerini daha sonra satın alır. (s155)
  • Liderin çapı, strateji kabiliyeti ve karakterinin güçlü bir bileşiminden oluşur. Karakterin olmaması durumunda aslında strateji de işe yaramaz. (s156)
  • Karakter güven doğurur. Ve güvende liderliği doğurur. Liderseniz takipçileriniz vardır ve sizinle yola çıkmaya hazırlar demektir. Size güvenmeyen biri sizinle uzun yola asla çıkmayacaktır. Güven hakkında konuşarak güven kazanamazsınız. (s156)
  • Liderler ağ değil bağ kurarlar. Mükemmel iletişimcidirler. İnsanların kalplerine dokunmasını bilirler. İnsanları harekete geçirebilmek için onların kalplerini yani duygularını harekete geçirirler. Kalbin akıldan önce geldiğini iyi bilirler. (s157)
  • “Liderlerin kalitesini anlamanın en kısa yolu etrafındaki kişilere bakmaktır.” Machiavelli (s158)
  • Liderlik etkilemedir!.. Ne fazla, ne daha az. (s164)
  • İnsanlar bugün karizmanıza ve statünüze bakıp sizi destekliyor veya sattığınız şeyleri satın alıyor olabilir. Ama unutmayın ki liderlik insanların arkanızdan da yürüyor olması değil, varlığınızdan yetmiş yedi yıl sonra dahi sizden etkileniyor ve en uzak destinasyonlardan bile hala takip ediyor olmasıdır!!! (s164)
  • Lider insanları gitmek istedikleri yere götürür. Büyük liderse, insanları gitmek istemeyebilecekleri, ancak gitmeleri gereken yere götürür.” Rosalynn Carter (s165)
  • İnsan ilişkilerinde altın kural; ne kadar hırslı ya da ne kadar talepkar olduğunuz değil, ne kadar cömert olduğunuzdur. Almadan önce vermek her zaman evladır. (s172)
  • Kazlar “V” tarzı bir uçuş şeklini koruyarak uçarlar. Bu müthiş bir takım çalışması örneğidir. Bu şekilde bir kazın tek başına uçabileceği mesafeden yüzde yetmiş oranında daha uzun mesafeye uçabilirler. Kazların “V” uçuşu ile ilgili yapılan gözlem ve çalışmalar ilginç sonuçlar ortaya koymuştur. Tüm kazlar nereye uçulduğunu ve hedeflerini çok iyi bilirler ve ortak amaca sıkı sıkıya bağlıdırlar, en önde uçan kaz, havanın direncini en fazla hisseden kazdır. Her kanat çırpış arkadaki kazı yukarı kaldıran bir güç oluşturur. Haliyle en çok öndeki kaz yorulacağı için, yorulunca sürünün arkasına geçer ve yerini başka bir kaz alır. (s175)
  • Liderlik hep önde gitmek diye düşünenlere; liderliğin en önde gitmek değil, ekipte bulunan herkesin özelliklerini bilip en doğru şekilde organize etmesi, izlemesi ve yeri geldiğinde devreye girmesi demek olduğunu belirtelim.

Önde olanlara da dikkat diyelim! (s177)

Bazen hiç anlam veremediğiniz bir şekilde en öne çıkartılıp, birdenbire çok değerli olduğunuz size üflenmeye başlanıyorsa, ilk olumsuzlukta kimin harcanacağını çok da merak etmeyin diyerek bitirelim! (s177)

  • Aslan köpeklere baş olursa, köpeklerin her biri karşısındakine aslan kesilir. Eğer aslanlara köpek baş olursa, o aslanların hepsi köpek gibi olur. Yusuf Has Hacib (s177)
  • Antik Yunan ve Roma’daki Stoacı felsefeciler de düş kırıklıklarımıza daha felsefi bakmayı öğretmeye çalışmışlardır. Hepimizin tasmalı köpekler gibi olduğumuzu savundular. Tasmanın kayışı bize rahat hareket edebileceğimiz alanı sağlayacak kadar uzun, arzu ettiğimiz yere gidebilmemiz içinse çok kısadır.

Stoacı felsefenin kurucusu Filozof Zeno durumu metaforik olarak şöyle açıklamıştır:

“Tasmalı köpeğin takip etmesi isteniyorsa, sahibi önce tasmayı gitmek istediği yöne doğru çeker; köpek onu takip eder. Aslında köpek doğası gereği, gitmek istediği yere gitmeyi umacaktır. Köpek çekildiğinde ilk dürtü olarak tasmanın ani sapışına karşı savaşmak istemiş olabilir, ama direnişi acısını artırmaktan başka işe yaramaz. Tasmanın peşinden gitmek, tasmanın peşinde sürüklenmekten ve boğulmaktan daha iyidir. Takip etmek istemese de en sonunda bunu yapmak zorunda kalır.”

Metafora uygun olarak her birimizin boynunda bir tasma olduğunu düşünürsek, niyetimizin dışına çıkan olaylara karşı duyduğumuz isyanın şiddetini azaltmak mümkün. Bu yaklaşım ilk etapta kulağa pasifizm gibi gelse de; pasifizmden ziyade üstesinden gelemeyeceğimiz şeyler için öfkenizden vazgeçerek cesaretinizi toplamak için verilmiş bir tarif olarak kabul etmek daha anlamlı olur.

Tasmalı bir köpek ile aramızda birçok benzerlik var, ama biz çok önemli bir avantaja sahibiz. Bizim mantığımız var, köpeğin yok. Yani bu güzel hayvan genellikle bir tasmaya bağlı olduğunu bile kavrayamazken, bizim mantığımız, isteklerimizin ne zaman gerçeklerle çakıştığını ve ne zaman kendimizi öfke ve acıya teslim etmeden, zorunluluklara boyun eğmemiz gerektiğini görmemizi sağlar.  (s183-184)

  • “Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen, cevizin hepsini kabuk zanneder.” Gazali (s185)
  • Jean Paul Sartre’a göre; “Özgürlük bilinçten çıkar.” İnsanın özgür olabilmesi için bilincinin “açık ve çalışıyor” olması gerekir ki önündeki seçenekleri fark edebilsin, onları doğru değerlendirebilsin ve özgürce seçimini yapabilsin. (s193)
  • “Dünyada iki farklı insan türü vardır: bilmek isteyenler ve inanmak isteyenler.” Nietzsche (s194)
  • “Gülmek, arabanın silecekleri gibidir, yağmuru durdurmasa da ilerlemenizi sağlar.” Gerard Jugnot (s200)
  • Mevlana der ki : “ Gerek yok her sözü laf ile beyana. Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana.” (s203)
  • Samimiyetin göstergesi gözler ise dürüstlüğün göstergesi de tutulan sözlerdir. (s204)
Reklamlar

Harika Kariyer” için 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s