YÖNETİM KURULU SIRLARI-:Yılmaz ARGÜDEN

Görsel

Yönetim kurulu gündemi türkiyede büyük holdinglerin dışında pek olmayan bir konu.Bu durum işletmelerimizin önemli bir avantajı kullanmasını engelliyor.Yönetim kurulu bir firmanın beyni hükmünde olup iyi bir yönetim kurulu ile uzun vadede müthiş başarılara imza atılabileceği bir gerçektir.BU kitapta akıcı bir dil ile yönetimkurullarının nasıl kullanılacağı ,çalıştırılacağı ,oluşturulacağı gibi ana konular işlenmiş .Firmalarımızın yönetim kadrosunda bulunan herkesin mutlaka elinin altında bulunması gereken bir kitap .Kİtap kulubu olarak bu kitabın alınmasını tavsiye ediyor ve özetleyen Hüseyin ALTAN beye teşekkür ediyoruz.

istifadeli olması dua ve temennisi ile ..

YÖNETİM KURULU SIRLARI 

  • ‘İnsan yaşamında onur da, ödül de, iyi özelliklerini davranışlarıyla gösterenler tarafından kazanılır.’
  •     Güven, insan ilişkilerinde olduğu kadar, kurumlararası ilişkilerin de sağlıklı gelişiminin temelidir. Dünya küçüldükçe, kurumlararası ilişkiler ve karşılıklı bağımlılıklar artıyor. Kurumlar, başarı için sadece kendi kaynaklarını değil, aynı zamanda başkalarının da kaynaklarını kullanmak zorunda kalıyorlar. Başkalarının kaynaklarına ulaşabilmek için ise onlara güven veren ilişkiler kurabilmesi gerek. Bu nedenle, güvenilir olmak başarı için, gelişme için hayati bir önem taşıyor.
  •     Kurumsal yapıların finansal piyasalara ve şirketin ilişkide olduğu tüm kesimlere güven verici nitelikte olması başarı için vazgeçilmez oluyor. Çünkü yönetimin kalitesi yöneticilerin kalitesi kadar kurumsal yapının kalitesine de bağlıdır.
  •     Kurumsal yönetişim (‘’corporate governance’’) küçük ve büyük hissedarlar, Yönetim Kurulu, üst yönetim ve çalışanlar arasındaki ilişkilerin ilkelerini, yetki ve sorumluluk alanlarının dağılımını ve organizasyonunu belirleyen kurumsal yapıların kalitesini, güvenilirliğini ve şeffaflığını kapsıyor.
  •    Kurumsal yönetişim, kurumsal güvenin temelini oluşturuyor.
  •    Güvenilir olmak, kişiler için olduğu kadar kurumlar için de zor kazanılan bir değerdir. Güvenilir olabilmek, uzun bir zaman içinde elde edilebilmesine rağmen, çok kısa sürede yitirilebilir. Güvenilirlik, sözlerin ötesinde eylemlerim tutarlılığı ile kazanılır. Çünkü davranışlar öncelikleri ve tercihleri göstermede sözcüklerden çok daha etkilidir.
  •   Günümüzde kurumların başarısı; güç sahiplerinin, karar vericilerin katılımcı bir yaklaşımı, şeffaflık ve hesap verme kültürünü benimsemeleri, adil ve tutarlı olmalarını ve ‘kurumsal güven ‘ veren yönetim yapılarını gerektiriyor.
  •   Kurumsal yapıların en önemli organı, Yönetim Kurullarıdır.
  •   Yönetim Kurulları şirketi yönetmez yönlendirir, danışmanlık yapar, uygun bulmadığı kararları veto eder ve gerektiğinde de yönetici kadrolarda değişiklikler yapar.
  •    Oysa, iyi yönetişim kurallarla değil, davranışlarla sağlanır. Kurallar önemlidir, ancak iyi yönetişimin temel ilkelerinin ruhunu anlamaksızın, sadece çeşitli otoritelerce oluşturulan kurallara uyum için atılan adımlar adımların yönetim kalitesini geliştirmesini beklemek gerçekçi değildir.
    Okumaya devam et “YÖNETİM KURULU SIRLARI-:Yılmaz ARGÜDEN”

DELİVERİNG THE HAPPİNESS “MUTLULUK DAĞITMAK ” -TONY HSIEH

“MUTLULUK DAĞITMAK”

Delivering The Happiness

Görsel

TONY HSIEH 

“Karı ,tutkuyu ve amacı bulmaya uzanan bir yolculuk ..Bir eticaret  başarı hikayesi “

BU KİTABI OKUMASI GEREKENLER;

*farklı birşey  yapmak isteyenler

*Hem iş hemde özel hayatınızda ilham verici parlak fikirleri ve mutluluğu yakalamak istemeniz.

*müşterilerinizle daha güzel deneyimler yaşatarak mutluluk ve bağlılıklarını artırıp karınızı artırmak isteyenler

*daha güçlü bir şirket kültürü oluşturarak ,çalışanlarınızın ve iş arkadaşlarınızın mutlu olmasını ve çalışanların yüksek katılımıyla verimliliğin artmasını sağlamak isteyenler

*uzun vadede başarıl ve karlı bir şirket ve marka oluşturmak isteyenler.

İzlenecek yolu bilmekle o yolu yürümek arasında fark vardır.

                                                                  Morpheus, The M

Önce sizi görmezden gelirler, sonra size gülerler, sonra sizinle kavga ederler ve siz kazanırsınız.

                                                                  Gandhi

  • Bazen hakikatler tek başına yeterli değildir,  ve gerçeklerin sunum şekli de gerçeklerin önemli olduğu kadar önemlidir.
  • OFİSTE BİRAZ EĞLENCE HERKESİN MORALİNİ DÜZELTİR.
  • Yunan tarihi sınıfında hubric, ‘ abartılmış bir gurur anlayışı veya öz güven’ olarak tanımlanmıştı ve bu olgu bir çok         Yunan kahramanının çöküşüne sebep olmuştu.
  • VARINI YOĞUNU BAŞARISIZ BİR İŞE YATIRMA ACI BİR TECRÜBEDİR.HAYATTA ÇOK PARA KAZANDIM AMA VAZGEÇMEK GEREKTİĞİ HALDE BÜTÜN VARLIĞIMI ORAYA KOYARAKTA ÇOK PARA KAYBETTİM.
  • Okumaya devam et “DELİVERİNG THE HAPPİNESS “MUTLULUK DAĞITMAK ” -TONY HSIEH”

KAZANMAK -JACK WELCH

KAZANMAK

JACK WELCH

ÖZE T

“Şirket insanlarla ilgili bir şeydir…”

General Electric efsanesinin yaratıcısı Jack Welch’in amacı, büyüklü küçüklü bütün şirketlerde, kuruluşun her kademesindeki insanlara  hitap eden bir kitap yazmakmış  sanırım ve bundada başarılı olmuş . Fabrika işçilerinden işletmecilik mastırı yapmış olanlara, proje yöneticilerinden kıdemli yöneticilere kadar herkes onun okuması gereken bir kitap. Hedefi, başarı tutkusu olan herkese yardımcı olacağına inanıyorum .

Welch’in iyimser, mazeret kabul etmez, iş kotarmacı zihniyeti var.General motors u zor durumda iken alıp inanılmaz bir şekilde uçuran yönetim tarzı bunu ispatlamış .Özelikle her yıl şirketteki en kötü personelin %10 unu iştan çıkarmak gibi  çok tartışılan ama kendisine başarı hikayesi getiren kuralları ile bir yönetim devrimcisi ile karşı karşıyayız. Kazanmak İstiyorsanız içerdiği çok sayıda kişisel öyküyle ve Jack Welch’e özgü canlı üslupla iş hayatının temel sorunlarına derin bir içgörüyle bakmakta, özgün fikirlerle yaklaşmakta ve çözümler getirmektedir. Bunların insanların çalışma yaşamı konusundaki düşüncelerini değiştireceği kesindir.

Jack Welch’in enerji ve tutkusu bütün kitaba sirayet ediyor. Kitap, başlangıç düzeyinden yönetim kurulu odalarına kadar, şirket oyununda ustalaşmak isteyenlerin büyük bir adım atmasını sağlıyor.

ANAFİKİR: Kazanmak için ne yapmak gerekir ? Birinci ve öncelikli olarak ,kazanmak başarılabilir birşeydir.Ancak bunun nasıl olabileceğini öğrenmek zorundasınız.Jack Wwlch in “kazanmak “adlı kitabı ,okurlara izlenmesi gereken yollları , dikkate alınması gereken kuralları ,benimsemesi gereken varsayımlarlı ve yapılmması gereken hataları anlatıyor.

HERŞEYİN ALTINA BAKMAK

A-MİSYON VE DEĞERLER (İÇİ BOŞALTILMIŞ KAVRAMLAR)

Misyon ve değerler, iş dünyasında en çok kullanılan ama hala en az anlaşılmış sözcükler arasındadır.Sıklıkla , bir şirketin kendi misyonunu ve değerlerini oluşturmaya yönelik bütün çabalarına rağmen ,aslında ilk duyulduğunda  birçok insana ilk duyduğunda ilham vermekten , hatta dikkatini çekmekten uzak genel sözcükler olarak kalmaktadır.

İyi bir misyon ve değerler kümesi ,herşeyden önce gerçek olmalıdır.Misyon ,şirketin gittiği  (yada götürüldüğü )hedefi tam olarak tanımlamalıdır ve değerlerde bu sürçte şirketin davranış tarzını tanımlamalıdır.

MİSYON :  T anımlanmış bir misyon şu soruyu açıkça yanıtlamalıdır.: Bu işte nasıl kazanmayı hedefliyoruz: bu açıklayıcı bir sorudur.Çünki şriketleri rekabet arenasında ahngi alanda karlı bir şekilde faaliyet söterebileceklerin değerlendirrken güçlü ve sayıf yanlarını tanımlamaya zorlar.

Finansal başarı olmaksızın ,dünyadaki hiçbir sosyal amacın başarı şansı yoktur.Bu , misyonun cesur olmayacağı yada yüksek bir amaca hizmet etmeyeceği anlamına gelmez.Tam tersine , bu tür misyonlar insanlara ilham  verir ve motive eder .

İyi tanımlanmış bir mison , her günün sonunda olası olan ve olanaksız olanın hesaplanmasında denge sağlar.insanları karlılık doğrultusunda yönlendirir ve büyük veönemli bir işin parçaları olduğu hissini verir.Son olarak , misyon , şirket liderlerinin temel düsturu olmak durumunda olduğu için , üst yönetim tarafından belirlenmelidir.

DEĞERLER : değerler son derece somut ve açıklayıcı olmalıdır .Kendilerinden bahsetildiğinde hayal gücünün işlemesine gerek bırakmamalıdır.Değerlerin , şirketin hareket etmesini sağlayan “ilerle “ komutu anlamına geldiğini unutmayın .Değerler , şirketin tüm üyeleri için ,yokluğunda yaşanmayacak unsurlardır.

ÖNEMLİ NOKTALAR : *Şirket deeerlerini benimsemiş olanları ödüllendirin ; bunu yapmayanları cezalandırın .

*Şirketin misyonunun ve vizyonunun bir arada işleyebilmesi için , bu ikisi birbirini sürekli güçlendirmelidir.Bu basit gibi gelebilir ama sürekli gözetilmelidir.bu noktada sürekli uyanık olmalısınız.

*misyonununuz ve değerleriniz , olması gerektiği  gibi yeterince açık tanımlanmaz sa ,hiçbir yere oulaşamazsınız.bunu sağlamak için zaman ve enerji harcamaktan çekinmeyin .

“SAMİMİYET “İŞ DÜNYASINDAKİ KÜÇÜK VE HİLELİ SIR

Okumaya devam et “KAZANMAK -JACK WELCH”

BAŞARININ 7 KURALI ..FİONA HARROLD

BAŞARININ 7 KURALI

STRATEJİLERİ İZLEYİN ,SONUÇLARA BAKIN

FİONA HARROLD

ÖZET

FINDIK KABUĞUNDAKİ BİLGELİK : başarıya giden yol sayısı , en az başarı nın tanımı kadar fazladır.Bununla birlikte ,kayda değer başarıya ulaşmış insan sayısı çok azdır.Başarılı insanalr genellikle diğerlernde heves uyandırır.başarıya ulaşmak için aynı yolları ve süreçleri izlemek , aynı sonucu sağlayacaktır gibi algılanır.İşte bu sorunu ele alıp aydınlatan bu kitap ,herkesin aradığı , yaşamda mutluluk ve başarıya ulaşma formülünü sunmaktadır.

SİZİN İÇİN ANLAMI NEYSE BAŞARI ODUR

Tarihte belirli bir zamana kadar ,başarı hep parasal varlıkla ölçüldü.Başarıyı maddi zenginlikle ölçen bu kavrayış , büyük bunalım ve ikinci dünya savaşından sonra iyice yaygınhale geldi.

Bu durumun sonucunda , insanlar tatmin aryışlarında büyük zorluklar yaşamaya başladı, çünkü toplumuun yönelimi başarılı sayıla

bilmek için gelirlerini durmadan ve sonsuza kadar artırmak gerektiği doğrultusundaydı.Toplumun üyeleri sadece maddi şeylere o kadar yoğunlaştı ki , mutluluk ve hayattan keyif almanın daha önemli olduğunu unuttu.

Nesnel olarak bakıldığında , günümüzde ortalama insanın yaşam kalitesi ,geçmişlekıyaslandığında birhayli gelişmiştir.İnsanlar artık daha iyi eğitim alıyor.Devletler yurttaşlarına destek olmak için çeşitli sistemler ve politikalar geliştiriyor.Başka bir deyişle ,insanlar öyle görünmesede aslında mutlu olmak için daha çok nedenler var.

Öte yandan , olumlu bir kayıt koymak gererkirse ,başarıya ulaşmak için yeni bir algı evriminin gerçekleşmesi gereklidir.İnsanlar mevcut

değerleri yeniden gözden geçirmeye başladılar ve artık aile ,sağlık ,çevre ve sosyal adalet gibi kavramları maddi kazanca göre daha çok önemsiyorlar.Üstelik zaman giderek dahafazlaönem kazanıyor ve artık bir kez geçtikten sonra geri alınamayacak bir şey olarak kavranıyor; iister hayati nedenlerle  isterse basit nedenlerle kullanılıyor olsun .Yaşamda tatmin olmak isteği giderek merkezikonum kazanıyor.

Başarı daima görel ive kişisel bir kavram olmuştur.Başkalarının beklentilerine ve standartlarına göre yaşamak arıtk geçmişte kaldı.Bu durum , bazı insanalrın neden daha yüksek bir kariyer sağlayan işlerden daha az kariyer vaat eden ama daha keyiflei ve daha çok tatmin sağlayan işlere geçtiğini  açıklamaktadır.İnsanlar artık toplumun  en iyi kabul ettiği işleri değil , kendi sevdikleri işleri yapmaya , tercih ediliyor.Bu yaklaşım gerçekten mükemmeldir ve başarının bütün şekilleri için gerekli temeli oluşturur.

Aşagıda , başarılı insanlarda ortak olarak gözlemlenen özelliklerden çıkarılmış 7 ana kural özetlenmektedir.Bu insanlar , bu kuralların ışığında davranmış ve her biri kendi alanlarında başarılı olmuşlardır.

BİRİNCİ KURAL : TUTKULU OLUN

*Tutku , insanların başarılarını tetikleyen en temel itici güç olarak tanımlanabilir.Tutku olmadan yaşam belirli bir yöne doğru istikra

rlı bir şekilde akmayacak  , buda bireyi yaşamda sürekli bir amaç arayışına itecektir.

Şüphesiz herkes mutlu olmayı arzular .Pensilvanya üniversitesinden psikolog Martin Seligman , mutluluğa giden  3 yolu şu şekil

de açıklıyor ;

Okumaya devam et “BAŞARININ 7 KURALI ..FİONA HARROLD”

BÜTÜN PAZARLAMACILAR YALANCIDIR..SETH GODİN ..

Görsel

BÜTÜN PAZARLAMACILAR YALANCIDIR

SETH GODİN

ÖZET

ANA FİKİR : günümüzde ürünü sattıran nedir?fiyatmı ? alıcının ihtiyacımı?Ürün özell

ikleri ve faydaları tüketici için belirleyici mi ?bunların hiçbirinin doğru yanıt olmadığını söylüyor bu kitabında yazar.

ÖNEMLİ NOKTALAR:Öykücülüğü pazarlamacılar keşfetmedi ama yıllardır ,ürünlerini

,fikirlerini  ve hizmetlerini satmak için bu yola başvuruyorlar.

Godin , bu yalancılık yada öykü anlatılıcılığı  işinde , pazarlamacılarla müşterilerin

komplocular olduğu tezini savunuyor.pazaramacılar öyküler anlatır.Tüketiciler , ki kendilerne yalan söylerler ,bu öyküleri satınalır.

Bir öyküyü büyük yapan nedir?

*gerçek olması

*bir vaatte bulunması

*Zekice olması

*Hızlı olması

*mantığa değil duygular ahitap etmesi

*nadiren herkese seslenmesi

*Tutarlı olması

*dünya görüşümüze uygun olması

PAZARLAMACILARIN SORUMLULUKLARIDA VARDIR: Pazarlama , fikirler yayamak an

lamıana geldiğnden insanaları hatta bütün toplumu etkileme gücüne sahiptir.Pazarlamacının elinde bir araç olarak öykü anlatıcılığı , her zaman topluma karşı sorumlu olmak zorundadır.

Okumaya devam et “BÜTÜN PAZARLAMACILAR YALANCIDIR..SETH GODİN ..”

BEŞİNCİ DİSİPLİN ..The Fifth Discipline..PETER SENGE

BEŞİNCİ DİSİPLİN

(The Fifth Discipline)

PETER SENGE

bu kitabın daha önce yayınlanmış özetine ilave olarak önemine binaen farklı bir arkadaşımızın okumasının özetini yayınlıyoruz.dikkatle okumasını özellikle yönetici dostlar tavsiye ederiz…

Sorunları parçalara ayırmaya, dünyayı bölümlemeye daha çok küçük yaşlardan alıştırılırız. Her ne kadar bu, karmaşık işler ve konularla daha kolay baş edebilmemizi sağlarsa da karşılığında görünmeyen, büyük bir bedel öderiz. Bundan böyle eylemlerimizin sonuçlarını göremez olur, daha ileri bir aşamayla bağlantısını kurma yeteneğimizi de yitiririz. Resmi, bir bütün halinde görme çabasına girdiğimizde ise zihnimizde parçaları yeniden bir araya getirmeye, tüm parçaları sıralayıp düzenlemeye çalışırız. Oysa bu boşuna bir çabadır, kırık bir aynanın parçalarını birleştirerek gerçek görüntüye ulaşamayız. Beşinci Disiplin de sunulan araçlar ve düşünceler, dünyanın birbirinden ayrı, birbiriyle ilişkisi bulunmayan güçlerden yaratıldığı yolundaki yanılsamayı yıkmak içindir. Bu ya

nılsamadan vazgeçtiğimiz gün “öğrenen örgütler”i kurabiliriz. Bu tür örgütlenmelerde kişiler istedikleri sonuçlara ulaşabilmek için kapasitelerini sürekli genişletirler. Yeni ve coşkulu düşünme tarzları beslenir, kolektif özlemlere gem vurulmaz. İnsanlar, sürekli olarak nasıl birlikte öğrenilebileceğini öğrenirler. Fortune dergisinin bir sayısında denildiği gibi, “liderlik hakkındaki eski, yıpranmış düşüncelerinizi unutun. 1990 ların en başarılı şirketi, öğrenen örgüt olarak adlandırılan birşey olacaktır.” Rakiplerimizden daha hızlı öğrenme yeteneğine sahip olmamız, tek rekabet avantajımız olabilir. Dünya kendi içinde daha bağlantılı hale geldiği ve daha karmaşık ve dinamik özellikler iş dünyasında ağır bastığı sürece, çalışmak daha “öğrenmeci” olmalıdır. Beşinci Disiplin, her yöneticinin başucu kitabı olmaya adaydır

Onlar hayatlarına bir artistmiş gibi, işlerine ise bir sanatmış gibi yaklaştılar.Bunları hayat boyu öğrenmeye bağlı hale gelerek ge

Okumaya devam et “BEŞİNCİ DİSİPLİN ..The Fifth Discipline..PETER SENGE”

DÜNYADAKİ EN BÜYÜK SATICI ..OG MANDİNO

KİTAP İSMİ: DÜNYADA Kİ EN BÜYÜK SATICI

YAZARI: OG MANDİNO

ÖZETİ  HAZIRLAYAN : MUSTAFA BOYDAK

ÖZET

Deve çobanı küçük Hafid’in nasıl dünyanın en büyük satıcısı haline geldiğini anlatan bir hikaye bu. Şaşırtıcı ve bir o kadar da gerçekçi bir hikaye.

Hafid, ustası büyük tacir Patros’un yanında çalışan bir deve çobanı. Günlerden bir gün bizim deve çobanı efendisinin karşısına çıkar ve kendisine nasıl büyük tacir olunacağını öğretmesini ister. Efendisi küçük Hafid’ in bu zamansız isteği karşısında şaşırır ve bu zamansız isteğin nereden çıktığını merak eder. Genç heyecanlı sözlerle çeşitli sebepler sıralar ve bir gün efendisi gibi zengin bir tacir olmak istediğini söyler, Hafid isteğinde kararlıdır. Efendisi bu isteğinin altında başka bir sebep yattığının farkındadır ve bunu genç deve çobanına söyletmeye çalışmaktadır. Hafid ağzında sakladığı baklayı daha fazla tutamaz ve söyler; bir kıza aşık olmuştur ve bu kız zengin birinin kızıdır, onu elde etmek için Hafid’in de zengin olması gerekmektedir. Bu zamanda zengin olmanın en hızlı ve güvenilir yolu ise büyük bir tacir olmaktan geçmektedir. Patros, Hafid’in niyetini açık etmesi ve bu düşüncesinde ki kararlılığının ardından ona bir fırsat vermeyi kabul eder. Genç çobanı ülkenin fakir bir bölgesine göndereceğini ve orada kendi üretimi olan kaftanlardan bir tanesini satması gerektiğini söyler. Bu yolculukta ona eşlik edecek, sürekli hatırında tutması gereken birde söz söyler;”Kazanma kararlılığın yeteri kadar güçlü olursa, başarısızlık hiçbir zaman yakana yapışamaz”. Daha önce o bölgede efendisi bu kaftanlardan yüzlerce satmayı başarmıştır. Hafid, efendim daha önce yüzlerce satmayı başarmışsa bende elbet bir tanesini satabilirim diyerek kabul eder teklifi. Kaftanın fiyatını Hafid belirleyecek ve ne olursa olsun kaftanı satmadan geri dönmeyecektir. Yola çıkar genç çoban söylenen beldeye gider, dört gün boyunca uğraşır didinir lakin nafile, kaftana bir tülü alıcı bulamaz. Kaftanı güvenli bir mağaraya koyarak konakladığı hana gider. Artık pes etmesi gerektiğini, bu işi beceremeyeceğini düşünmektedir, sabah olduğunda kaftanla beraber geri dönmeli bu işten ve sevdasından vazgeçmelidir. Ama yo, sevdasından vazgeçemez, bu yola onun için çıkmamış mıydı o halde vazgeçmemeli ve sonuna kadar mücadele etmeliydi. Evet evet, sabah olduğunda tekrar kaftanı satmak için pazara gitmeliydi ve ne olursa olsun o kaftanı satmalıydı, bu düşüncelerle kaftanı sakladığı mağaraya doğru gitti Hafid. Mağarada kendisini bekleyen sürprizler vardı: yeni doğmuş bir çocuk ve iki kişi daha vardı mağarada, belli ki kadın yeni doğum yapmıştı. Çocuğu üzerlerinden çıkardıkları eski kıyafetlerin içerisine sarmış, kucaklarına almış birbirlerine yanaşmış o şekilde duruyorlardı. Hafid onlara baktı hiçbir şey söylemeden çocuğun üzerinde ki kıyafetleri alarak sahiplerine uzattı ve çocuğu kaftanın içerisine sardı sarmaladı, sonra da mağaradan ayrıldı. Geri döndü efendisinin yanına, gerçi karşısına çıkmaya yüzü yoktu kaftanı satamamıştı çünkü. Bu sırada efendisi gökyüzünde bir yıldızı fark etmişti. Yıldız Hafid’ in gittiği günden beri onu gidiş güzergâhını takip ediyordu ve dönüşünde de aynı şekilde onu takip ediyordu. Bu yıldız efendisinin yıllardır beklediği haberci olabilir miydi? Patros, Hafid’i yanına çağırttı, Hafid mahcup bir şekilde efendisinin karşısına çıktı. Olan biteni efendisine anlattı, başaramadığını kendisinin hiçbir zaman efendisi gibi büyük bir tacir olamayacağını söyledi. Oysa ki yanılıyordu, Hafid başarmıştı. Efendi Patros bu günlerde sebebi bilinmedik bir şekilde hastalanmış ve yataklara düşmüştü. Genç çobanı son bir kez yanına çağırttı ve yıllardır sakladığı sırrını onunla paylaştı. Nasıl dünyanın en büyük taciri olunacağını Hafid’ e anlattı. Küçük bir kutudan çıkardığı parşömenleri Hafid’ e uzattı ve bu parşömenler de dünyanın en büyük taciri nasıl olunur un sırları yazılı, senden istediğim bu sırları okuman ve hayatında bunları tatbik ettikten sonra ticarette de bunları uygulaman, o zaman işte dünyanın en büyük taciri sen olacaksın bundan hiç şüphem yok diyerek parşömenleri ve yüz altının olduğu kutuyu Hafid’e teslim etti. Şama gitmesini ve bu yüz altınla orada kendisine uygun bir ticari faaliyette bulunmasını istedi. Ayrıca bu sırları yıllar sonra kendiside uygun gördüğü ve kendisine bir şekilde bildirilecek olan doğru kişiye vermesini öğütledi.

Hafid, genç deve çobanı… Şimdi Şam da ve istediği şeyi yapması için her şey hazır. Hafid, kutuyu açtı ve parşömenlerin ilkini çıkararak okumaya başladı… Okumaya devam et “DÜNYADAKİ EN BÜYÜK SATICI ..OG MANDİNO”

Duygusal Sermaye

Kitabın Adı: Duygusal Sermaye

Yazar: Mehmet Semih Söylemez

Sayfa: 246

Özet:

Mehmet Semih Söylemez’i ilk geçen sene Antalya’da Anadolu’da Olmak konseptli reklamcılar derneklerinin temelde toplanıp, politika ve sektörden konuşmacıları ağırladıkları bir panelde dinlemiştim. Mehmet Semih Bey’e o zaman da hayretle bakmıştım. İstanbul’da bir çok büyük şirket yöneticisinin, kurucusunun eremediği erdemlerin çoğuna Anadolu’da Antalya’da aile şirketlerinde nasıl uygulamaya koyabildiğini örnekleri ile paylaşmıştı bizimle. Konuşmasını yaptıktan sonrasında da twitter’dan takip ettiğim ve düzenli okuduğum yazarlar arasındadır.

O zamandan beri aklımda olan kitabı tez trafiğimden aldığım kitapların arasında hep ertelemiştim, ne de büyük hata imiş. Bu hafta başında masamda buldum ofise gittiğimde, öğrencilerimizden birisi bırakmış. Kitabın dili, okurken o kadar rahat ettiriyorki, o kadar içi dolu şeylerin böyle bir üslupla bir patrondan gelişi size sürpriz olabilir.

Kitapta, AGT’nin macerası içerisinde kurum değerleri yaratmanın, bunu çalışanların yaşatabileceği bir kültür haline getirmenin bir şirketi nerelere götürebileceğini okuyorsunuz. Aslına bakılırsa kitabı ben Söylemez ailesinin manifestosu olarak kabul ettim, aile şirketinde kurum kültürünü geliştirirken kişinin kendi değerlerinin başkalarının hayatlarında neler yaratabileceğinin kanıtıdır bu hikaye; işte size kitaptan alıntılar;

Okumaya devam et “Duygusal Sermaye”

KOLAY VE İYİ ÖĞRENME TEKNİKLERİ-Reha Oğuz TÜRKKAN

KOLAY VE İYİ ÖĞRENME TEKNİKLERİ

ÇOK HIZLI OKUMA,YABANCI DİL ÖĞRENMENİN EN PRATİK VE HIZLI TEKNİKLERİ

Yazarı: Reha Oğuz TÜRKKAN

KOLAY ÖĞRENME TEKNİKLERİ

I. BÖLÜM

*Hem ‘kolay’ öğrenebilir, hem de ‘yine, yine, yine çalışırsanız’, muazzam başarılar elde edersiniz. Hatta geceleri ikiye, bire indirebilir arta kalan zamanlarda başka konuları ele alma fırsatı bulursunuz.

* “Alın teriyle kazanma” ilkesine önem verenler, ‘kolay’ denen her şeye şüpheyle bakarlar.

*’Zorlanarak öğrenilen bir şey daha çok akılda kalır’ bu, pek az durumlarda, geçerli olabilir ama, eski bir metoddur. Ezber çağından kalmadır. Ama ağır bir yükü ıkına ıkına kaldırmak yerine kaldıraç kullanıp kaldırıvermek daha iyi değil mi?

*’Kolay ve iyi anlama’ şeklinde birleştireceğimiz hedefin, ‘üstünkörülükle’ ve ‘yüzeysellikle’ ilgisi yoktur.

*’Bilgi Çağı’ ve ‘Bilgi Toplumu’ sloganları, bazı eğitimcilere eğitimin amacının bilgi vermek, bilgi aktarmak ve beynini bilgi deposu şeklinde geliyor. Bilgi bir araçtır. Şu halde mühim olan bilgiyi kullanmayı öğrenmek ve öğretmektir.

*Eğitim psikolojisinde, akla hitab eden öğrenime ‘Entellektüel/Cognitive’, hislere yönelene ise ‘Affective’ deniyor. Bu iki yönü bir arada kucaklayan eğitim en etkili olandır.

*Batı kültürü, bilgiyi bir parçadan başlayarak, tüme doğru verir, Doğu Kültürü ise tümden başlayıp, parçalara inerek verir.

*Eğitimde ilk uyarılacak psikolojik hal merak ondan sonra, gayret, biraz kaygı ve dikkat.

Okumaya devam et “KOLAY VE İYİ ÖĞRENME TEKNİKLERİ-Reha Oğuz TÜRKKAN”