SÛNÛHAT-Kalbe doğan manalar ,marifetler .Bediüzzaman Said Nursi

Eski Sait zamanında yazılmış risale-i nur’daki bazı meselelerin hülâsasını ihtiva eder

  • Ben de herkes gibi o ışığı siyaset aleminde ve Hayati içtimaya İslamiyete ve çok geniş bir dairede tasavvur ederdim halbuki alem beni o gaybi ihbarda ve beşarette bir derece tekhip edip ümidimi kırdı.
  • Osmanlı ülkesinde büyük bir parlak Nur çıkacak hatta hürriyetten evvel pek çok defa talebelerine teselli için”” birnur çıkacak gördüğümüz bütün fenalıklara karşı Bu vatana Saadet temin edecek ” diyordum
  • risale-i Nur imanı kurtarmak cihetiyle o dar dairesi, madem hayatı baki’ye ve ebediyeyi imanla kurtarıyor bir milyon talebesi 1 milyar hükmündedir
  • Yani bir milyon değil Belki bin insanın hayatı ebediyesini kurtarmaya çalışmak, 1 milyar insanın hayatı faniyeyi dünyeviye ve medeniyetine çalışmaktan daha kıymetdar ve manen geniş olması eski said’in O rüyayı sadıkaya gibi olan hisli kablel vuku ile o dar daireyi bütün Osmanlı memleketini ihata edeceğini görmüş . Belki İnşallah o görüş 100 sene sonra nurların ektiği tohumların sümbüllenmesi ile aynen o geniş daire Nur dairesi olacak
  • bütün kuvvetin ne derim ki gazetede de neşrettiğim umum makalatındaki umum hakaikleri nihayet derecede muasırım. Şayet zamanı mazi camiinden, asri Saadet mahkemesinden adaletname-i şeriatla davet olursam neşettiğim hakikati aynen ibraz edeceğim. Olsa olsa, o zamanın ikatının modasına göre bir libas giydireceğim.
  • şayet müstakbel tarafından 300 sene sonraki tarih cetnamesi ile celp olursam, yine bu hakikatleri, tebessü ve imbisat ile çatlayan bazı yerlerini yamamakla beraber taze olarak orada da göstereceğim nokta . Demek hakikat değişmez, hakikat haktır.
  • şeriat kitapları birer şeffaf cam mahiyetinde olmak lazım.
  • Kur’an salihatı mutlak bırakıyor. ” İman edip güzel işler yapanlar” rad suresi …Kur’an salihatı müfem bırakıyor çünkü ahlak ve faziletler hüzün ve hayrın çoğu nispidirler nevi’den nev’e geçtikçe değişir, başkalaşır . Mesela tertipi mukaddimatta tevviz tembellik, tereddüt ve neticede tevekküldür. Semere-i sayine kısmeti ne rıza, kanaattir. Mevcuda iktifa, dun himmetiktir…. Kur’an’ın buradaki beyanında sükutu geniş bir sözdür .
  • her günah bir kötülüğün sonucudur. Demek ki ceza masiyetin lazım mı zatiyesidir. Acaba kim vardır ki, küçücük bir tecrübe geçirmemiş ve dememiş ki;” falan adam fenalık etti, Bela buldu”
  • rızık-
  • hud-6. “yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki, onun rızkını vermek Allah’a ait olmasın.”
  • Rızık, hayat kadar Kudret nazarında ehemmiyetlidir. Kudret çıkarıyor, Kader giydiriyor, İnayet besliyor.
  • kesretin maddeyi Vahdet, müntehası da vahdettir.
  • hayat
  • kainata serpilmiş hayat damlalarının ve parıltılarının daim neticesi bir umumi hayat olması gerekir. Hayat varsa ruhta vardır. Umumi hayat, kainattaki genel ruh bir ruhun çıkış noktasından cilveyi feyzidir. O ruhun çıkış noktası dahil, hayatı ezeliyenin tecellisidir yani “hayat i sariye”
  • alemi Hülya, alemi misalin gölgesi ve o da alemi berzahın gölgesi olduğundan kurallara benzerdir.
  • Adalet ve hak
  • hakkın küçüğü büyüğü olmaz
  • Gerçek adaletin en büyük düsturu bir masumun hayatı kanı, hatta umum beşer için olsa da heder olmaz. İkisi de nazari kudrettte bir olduğu gibi , nazari adalette de birdir. Cüziatın külliye nispeti bir olduğu gibi, hakkında he mizanı adalete karşı aynı nispettir. O noktayı nazardan hakkın büyüğü küçüğü olmaz.
  • Adalet-i izafiye cüziyi külle feda eder .fakat Özgür birey sarihan Rıza vermek şartıyla külle feda olmak için fert zımnen Rızazede olabilir.
  • Beşerin fıtratındaki İsyan istidadı sınırsızdır. Hayra olduğu gibi şerre de insanın kabiliyeti namütenahı gibidir. Hodgamlıkla insan öyle olur ki, heves ve ihtirasına mani her şeyi, hatta elinden gelirse dünyayı harap ve insanlığı mahvetmek ister.
  • sıfatın dalaletinde şek var, iman vücudunda da yakin var. Şek ise yakinin hükmünü izale edemez nokta kafir denmez. Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!
  • her şeyin bir noktayı Kemali ve O noktaya bir maili var. Şiddetli mail ihtiyaç, şiddetli ihtiyaç aşk, şiddetli aşk incizaptır.
  • bütün kainatın kün emrine itaati, bir zerre neferin itaati gibidir. Kün emri ezelisine mümkünün itaat ve intisalinde, meyil ve ihtiyaç ve şevk ve intizap birleşik ve içindedir.
  • kudreti ezeliye, sonsuz, zorunlu zaruridir. Her şeyin lekesiz, perdesiz ciheti ona müteveccihtir, ona mukabildir.
  • haşirde, bütün ruh sahibi varlıkların ihyası, mevt alud bir nem ile kışta uyuşmuş bir sineği baharda İhya ve yeniden hayatlandıran kudrete daha ağır olamaz
  • Allah’ı bırakıp birbirimizi rab edinmeyelim-ali İmran 64
  • İslamiyet vasıtayı red, delili kabul ve vesileyi nefiy ,imanı İspat eder . Başka dinler ise vasıtayı kabul eder. Bu sıra binaendir ki, Hristiyanlar da Servet ve rütbeleri yüksek olanlar ziyade dindardır. İslamiyette avam ise Servet ve rütbece yüksek olanlardan ziyade dine bağlıdır. Zira bir rütbe enaniyetli Bir hristiyan ne derece dinde bağlı ise o derece mevkini muhafaza ve enaniyeti okşar, kibirinde imtiyazından fedakarlık etmez belki kazanır. Bir müslüm ne derece dine bağlı ise, o derece kibrinden, gururundan, hatta İzzeti rütbesinden fedakarlık etmek gerektir. Öyleyse kendini havas zanneden zalimlere mazlum ve avamın hükumuyla Hristiyanlık havasını tahakkümüne yardım ettiğinden parçalanabilir. İslamiyet ise dünyevi havastan ziyade havasinın malı olduğundan esasat itibariyle müteessir olmamak gerektir
  • Emevilik /alevilik
  • lakayt emevilik nihayet sünnet cemaati, selabetçi Alevilik nihayet rafiziğe dayandı.
  • her zalime karşı miskinliği esas tutan Hristiyanlık gibi nihayet cesarete, kahramanlığa, cebbarlığa ve zalime karşı cihadı ve izzeti nefsi esas tutan İslamiyet nihayet miskinliğe karar kıldı
  • baba oğul neden farklı oluyor? Meslekler babadan oğula neden geçmiyor?
  • bazen nakışın oğlu Kamil, kamil’in oğlunun arkası oluyor. Yani yani arta kalan istek ve tutku, ırsi olarak velede geçiyor. Öteki ihtiyacını giderdiği için virgül veledine ilme karşı açlık hissini uyandırmıyor. Bundaki sırrı düstur şudur; beşerde yenilenme maili vardır. Halif selefi Kamil görse, geliştirmesi mailinin tatminini başka tarzda arar.bazen aksi amel olur.
  • şeriat kitapları
  • birer şeffaf cam mahiyetinde olmak lazım gelirken zamanla delil aramadan iman eden, taklitçilerin hatası yüzünden paslanıp perde olmuşlar. Evet bu kitaplar Kur’an’a tefsir olmak lazımken, başlı başına konu ve meseleleri düzenleyici mahiyete geçmişler.
  • Kur’an’a nazarları diger kitaplardan çevirmenin 3 yolu
  • Kitabın müellifine olan hürmeti tenkit ile kırmak ve o perdeyi böyle izole etmektir bu ise tehlikelidir, insafsızlıktır, zulümdür
  • tetrici bir özel terbiye ile şeriat kitaplarını birebir tefsir suretine çevirip içinde Kur’an’ı göstermektir. Mesela bir adam İbni hacer’e nazar ettiği vakit, Kur’an anlamak ve Kur’an’ın ne dediğini öğrenmek maksadıyla bakmalıdır. Yoksa İbni hacer’in ne dediğini anlamak maksadıyla değil. Bu yol zamana muhtaçtır.
  • cumhur’un nazarını ehli tarikatın yaptığı gibi o perdenin üzerine çıkarıp üstünde Kur’an’ı gösterip, Kur’an’ın Halis malını yalnız ondan istemektir. Bir alimi şeriatın vaazına nispeten, bir tarikat şeyhinin vaazındaki olan halavet ve cazibiyet bu sırdan çıkar.
  • kamunun ilgisi teveccühü ihtiyacadır
  • kesin olan bir şeydir ki halkın geneli, kamuoyunun bir şeye verdiği mükafat, gösterdiği rağbet ve teveccühün ekseriya o şeyin kemaline oranla değil, Belki ona dereceyi ihtiyaç nispetindedir. Bir saatçinin alameden ziyade ücret alması onu teyit eder.
  • 4 mezhep de haktır. Detaylarda füraatta hak çoğalır birden fazla olabilir
  • Tahtiecilik ;doğru bir tanedir fazla olamaz diyenler Kur’an’ın camiiyetinden ve tüm insanlığa hitabından gafletle mesuldür .
  • Hem tahtiyecilik fikri suizan ve tarafgirlik hissinin kaynağı olduğundan İslam’a lazım olan birlik ve dayanışmaya büyük yer açmıştır halbuki Hüsnü zanna, muhabbet ve vahdetle memuruz
  • şark. : Peygamberlerin çoğunluğunun doğuda Asya’da olması kaderin bir işaretidir ki şarkının hissiyatına din hakimdir
  • İslam tarih bize gösteriyor ki İslam alem ne zaman dine sarılmış ise Terakki etmiş, zaaf gösterdiğinde ise tedemniyetmiştir. Başka dinde ise bilakis kuvveti zamanında vahşet, zaafı zamanında medenileşmiş.
  • saltanat ve hilafet tek vücuttur ayrılmazlar. Saltanatı itibariyle 30 milyona nezaret ettiği gibi, hilafeti itibarıyla 300 milyonun nurani bağına merkez, dayanak ve yardımcısı olmak gerekir. Saltanatı sedaret, hilafeti meşiyat temsil eder.
  • istişare şart. Hiç basitlikten çıkmış, taklit ve tabi olma gevşemiş olduğu halde bir şahıs nasıl kifayet eder. Şimdi zaman cemaat zamanıdır. Hakim, cemaatin ruhundan çıkmış, hassas olmayan, sağırca Metin bir şahsi manevidir ki şuralar o ruhu temsil eder. Fert dahi bile olsa cemaatin şahsi manevisine karşı sivrisinek kadar kalır
  • şeriatı berra’da daima İcma ve rei Cumhur medarı fetvadır.
  • Adalet zindanına neden düştük? Hayat bir faaliyet ve harekettir. Sevgisi onun bineğidir. Şevke karşı en önce yeyiz gelir. Kuvey-i maneviyesini kırar. Sonra tembellik, sonra acelecilik, sonra bencillik, teklik, sonra görenek sonra başkasına işe havale etme, rahat maili gelir. Rahata düşkünlük umum meşakkatin anası ve onun rezaletin yuvasıdır.
  • diyanetteki zayıflık şimdiki zaafı diyanet ve şairi islamiyet’teki kayıtlık ve içtihatattaki kargaşa meşihatın zaafından ve sönük olmasından meydana almıştır
  • Odaklanma bir şey tahsis olunmaz, ayrılmaz ise atalete uğrar, istenen sonucu göstermez.
  • ve ham olmamalıyız. Korkmakla din rüşvet verilmez. Korku ve zaaf haricin tesirini cesaretlendirir. Muhakkak maslahat, mefhum zararlara feda edilmez
  • Rüya 1355 Eylül’ün de rüyasında Bir meclise çağrılıyor. Ey felaket, helaket Asrın adamı! senin de reyin var fikrini beyan et deniyor
  • musibet her yönüyle şer olmadığı için bazen saadetle felaket olduğu gibi felaketten dahi Saadet çıkar
  • I Dünya Savaşı’nda Galip olsaydık!
  • Galip olsaydık hasımımız ve düşmanımız elindeki despotluk cereyanına Belki daha şiddetli kapılacaktık nokta halbuka cereyan hem zalimane, hem alemi İslam’ın tabiatına ünafi, hem ehl-i imanın büyük çoğunluğunun menfaatine ters, hem ömrü kısa, parçalanmaya namzetti. Eğer ona yapışsak alim İslam’ın fıtratına, tabiatına muhalif bir yola sürüklenecektik nokta şu habis medeniyet nazarı şeriatta mevdud ve seyyiatı hasenatına garibe ettiğinden, hükmü yürürlükten kalkmış, sefi, inatçı, kattar, manev vahşi bir medeniyeti himayesini Asya’da deruhte edecektir.
  • şeriat Batı’nın medeniyetini neden reddediyor?
  • çünkü 5 kötü esas üzerine kurulmuş : dayanan kuvvettir. O ise tecavüz demektir. Amacı menfaattir. Oysa yüklenme demektir. Düsturu cidaldir. Oysa niza çekişmedir. Kitlesel dayanağı başkasını yutmakla beslenen unsuriyet ve menfi milliyetçiliktir. O ise çarpışma, buluşma demektir. Cazibedar hizmeti, heva ve hevesi teşvik ve arzularını tatmin, arzularını kolaylaştırmaktır. Bu medenilerin çoğu eğer içi dışına çevirse kurt ayı yılan hınzır maymun gibi gözükür. Işte onun için bu medeniyet insanın %80’ini meşakkate, bahtsızlığa atmış. Yüzdeonunu daha ne iyi ne kötü bırakmıştır. Saadet odur ki külle, çoğunluğa Saadet ola nokta Kur’an ise ancak umumen, lakal ekseriyetin saadetini kapsayan bir medeniyeti kabul eder. Bu medeniyette serbest evanın zorlamasıyla zaruri olmayanlar zararlı olmuş. Eskiden bir adam 4 şeye muhtaçken şimdi yüz şeye muhtaç Yani fakir edilmiştir. Bu medeniyet emek bu emek bu masrafa kafi gelmiyor, hileye harama sevk etmekle, ahlakın esasını da ifsat etmiştir. Cemaate nevi verdiği Servet haşmet’e Bedel Ferdi şahsi fakir ahlaksız etmiştir. Ilk asırların çağların toplam vahşetini bu medeniyet tek seferde kustu ( 1 Dünya savaşı)
  • İslam medeniyeti şeriatı ahmediye’nin aleyhissalatu vesselam medeniyeti bu medeniyetin geri çekilmesi ile inkişaf edecektir. Onun menfi esasları yerine, müspet esaslar vaaz eder. Bizim medeniyetimizin. Istinadı kuvvet yerine haktır nokta özelliği Adalet ve dengedir. Hedefi menfaat yerine fazilettir, özelliği muhabbet Birgül yakın olmadır. Unsuriyet ve milliyetçilik yerine rabıtayı dini, vataniye sınıfıdır. Özelliği uhuvvet, barış ve haricin tesirine karşı savunmadır. Özelliği unsur insaniyetin Terakki ve tekamüldür. Hevai tahdit eder , ruhun hissiyatını tatmin eder.
  • düşmanın düşmanın düşman kaldıkça dost bir gül düşmanım dostu dost kaldıkça düşmandır. Şark husumeti, İslam inkişafını boğuyordu zail oldu ve olmalı nokta karpuzumeti İslam’ın içtihatına, kuvvetin inkişafına en müessir sebeptir, Baki kalmalı.
  • evet Ümit var olunuz. Şu İstikbal İnkılabı içinde en yüksek gür Seda İslam’ın sedası olacaktır.
  • cinayetin neticesi , mükafatı mukaddimesi musibettir
  • Ben tokadımı antranik ile beraber enver’e, ve nizle Los ile beraber Sait Halime vurmam. Nazarımda vuran da sefildir
  • I Dünya savaşı neden?
  • çünkü haccın ihmali musibeti değil, gazap ve kahrı celpetti . düşmana milyonlarla İslam’ı, İslam aleyhinde istihdama zemin izhar etti. İşte İslam alemi Bayraktar oğlunun gafletle bilmeyerek öldürülmesine yardım etti . Valide gibi saçlarını çekip aglıyor şimdi.milyonlarla ehli İslam, her yönüyle hayır olan hacca çıkmak yerine, her şeyi şerden düşman bayrağı altında dünyada uzun seyahat ettirildi.
  • VECIZELER
  • Hevasaati nefsaniyeyle ile erkeklerin karşılaşması, kadınların hayasızlıkla erkekleşmesine sebeptir
  • merak ilmin hocasıdır.
  • Ihtiyaç medeniyetin üstadıdır.
  • Sıkıntı, sefahatin muallimidir.
  • Acz, muhalefetin menşeidir.
  • Zaaf, gururum madenidir.
  • Nefsin kendi küçüklüğünden rahatsız olması kibrin kaynağıdır.
  • Uygunluk, uyum, dayanışmanın esasıdır.
  • Karşılıklı benzeyiş, tesadüf sebebidir.
  • Gayrimeşru muhabbetin akıbeti, mükafatı mahbubun gaddarane adavetidir.
  • Avrupa neden İleride biz neden gerideyiz?
  • iki sebep var biri maddi biri manevi nokta maddi sebepler;
  • Avrupa Hristiyanların kilisesidir. Dualı şartları, dar, güzel Birgül demir madeni var girintili çıkıntılı nokta Deniz ve ırmakları vardır, bağırsaklarıdır, soğuktur nokta dünyanın 50’de biriyken nüfusun 1/4’ü oradadır. Nüfus çok olunca ihtiyaç yoktur. Kalabalıklık ihtiyacı, ihtiyaç sanata, merak ilme ve sıkıntı şefaat vesilesi olarak hocalık edip talime başlarlar. Çokluk, nüfus yoğunluğu, mali menfaat, Fikri sanat sebebidir. Demir madeni çoktur o Demir medeniyetlerine öyle bir silah vermiştir ki dünyanın bütün medeniyetlerini gasp edip ağır bastığı nokta hem de geç olmak geç bırakmak şanından olan soğukluk emeklerine sebat ve metanet verip medeniyetlerine idam etmiştir. Ikincisi noktayı istinattır. Medeniyetlerin talebesi ile meslek gavur olmuş bir silahlı kitlenin kışlası ve büyük bir kilisede kilisesidir. Onlara canlandıran emel ve bizi öldüren yeistir .
  • perişaniyetimizin sebebi
  • bu milletin perişaniyetine, fazla cehaletten ziyade, kalp kalp nuru ile yakın olmayan faydasız zeka tesir etmiştir. En müthiş maraz asabiliktir. Zira her şeyi haddinden geçirmekle Aksu amel yaptırır .

Reklam